Mustafa Akpınar’ı anlamak ve anlatmak!

Anlaması kolay da, tanıdıkları, değer verdiklerini, dostları yazmak, anlatmak bizim mesleğin en zor yanı olsa gerek.

O dostum dediğiniz kişi siyasette, ticarette ve günlük yaşamda tanınan biriyse, toplumda karşılığı varsa, siyaset denildiğinde şehirde hafıza haline geldiyse, tarihçi-yazar kimliğini taşıyor, şehre dair düşünceleri varsa, yeri geldiğinde ‘kral çıplak’ diyebilecek kadar cesaret sahibi ise, paylaşımcı yanı her platformda ağır basan biri ise gerçekten anlatmak yürek ister.

*

Söz konusu olan Mustafa Akpınar.

Uzun seneler tanırım. Milliyetçi Hareket Partisi Dulkadiroğlu İlçe Başkanı olduğu yıllarda yapıcı, yer yer yıpratıcı, çoğu zaman da olumlu eleştirilerini belgelerle kamuoyu ile paylaşırken bile bu şehirde varlığını hissettiren nadir siyasetçilerden biriydi.

Şimdi iş dünyasında ve araştırmacı yazarlık yapıyor.

*

Zafer Haftası içindeyiz. Tarihe, geçmişe, günümüze dair izlenimlerini zaman zaman sayfalarımızda paylaşan Mustafa Akpınar, düzgün insan. Ne işinde, ne siyasetinde bugüne kadar bir sabıkasına rastlanılmadı.

Satmaz, satılmaz! şimdiye kadar kimsenin adamı da olmadı, olmaya da niyetlenmedi. Hep kendi ayakları üzerinde durdu.

Adam kullanmaz, kendini de kullandırtmaz!

Söylediğinin, yazdığının arkasında durur, bedel ödemesi gerekiyorsa onu da öder. peşin, veresiye işi yoktur onun.

Duruşu da net.

*

Onun buram burama tarih kokan yazılarını bayılıyorum. Dedim ya, şimdi zafer haftasındayız. Dün 1071 Malazgirt zaferinin yıldönümü idi. Anadolu kapılarının Türklere açıldığı bu zafer haftasında O’nu yazmak benim için büyük onur.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, kahraman Mehmetçik ile Kocatepe zaferi ve yaklaşan 30 ağustos zaferleri tarihe altın harflerle yazılırken, herhalde bugün yarın bu değerli dostun bu zaferlerle ait bir yazısı olacak diye bekliyorum.

*

Özetle, sevgili Mustafa Akpınar bu şehir için bir değer, bir kıymet. Ha, “Gerek siyasi irade, gerekse bu şehrin bürokrasisi, iş dünyası kıymetini biliyor mu?” derseniz, onu da kendisine sormak gerek!