Muhammet Kılıçsallayan’ı anlamak ve anlatmak!

Her zaman diyorum, tanımadığınız, fazla muhabbetinizin olmadığı birini anlamak ve anlatmak dünyanın en zor işi. Hele benim için daha zor.

Fakat kişiyi tanıyanlardan, itibarına, sözüne ve başarısına güvenen kefil olanlardan dinleyince, tanımış kadar beğeniyor, takdir ediyor ve seviyorsunuz.

Onikişubat Belediyesinin karizmatik, yakışıklı, boylu poslu ve başarılı müdürlerinden olan Muhammet Kılıçsallayan da bunlardan biri.

Neden bugün yazıma konuk oldu, anlatalım.

*

Birkaç kez karşı karşıya gelmiş olsak da, dedim ya, uzun soluklu muhabbetimiz, sohbetimiz olmadı. Tanışıklığımız ‘merhaba’dan öteye gitmedi.

Geçen yıl, orman yangınından sonra Çakırdere köyüne gitmiş, orada yanan ormanlık alana fidan dikmiştik. Son kez orada merhabalaştım. Öyle hatırlıyorum.

Fakat daha önce, Ahırdağı’na, şehrin dört bir yanından görünebilen Türk Bayrağı motifini gök yüzene nakış nakış işler gibi Maraş halkına hediye edince, herkes gibi, bayağına müptela her Türk vatandaşı gibi sevmiştim kendisini.

*

Çok bilinen ve söylenen atasözümüz var; ’meyveli ağacı taşlayan çok olur!’

Birisi kalkmış, tanımadığı, karşılaşmadığı, oturup bir muhabbet çayı içmediği halde itibar suikastına girişmiş. Linç etmiş amiyane tabirle. Hem savcı olmuş, hem hakim, kendince bir karar vermiş, sevilmediğini, hiçbir iş yapmadığını, başarılı bir Kültür Müdürü olmadığından söz ederek, vermiş de veriştirmiş.

Eleştirisine baktım, bir meymenet yok. Cümleler düşük, kelimeler kifayetsiz, noktalar ve virgüller rezalet, ama sözüm ona eleştirmiş sevgili Muhammet Kılıçsallayan’ı.

*

Muhtemelen imalat artıklarından biri.

Tamam da, madem eleştireceksin, madem başarılı bulmuyorsun, birkaç cümlenin dışına çık, adam akıllı eleştir de, biz de helal olsun diyelim. Ama arkadaşın kelime dağarcığında emanet birkaç kelime ve cümle olunca, ancak bu kadar eleştiri yapabilmiş.

Boş ver Muhammet Müdürüm.

Dedim ya, meyveli ağacı taşlayan çok oluyor.

*

Sanırım senin için yazılan eleştirileri ferasete sahibi, Belediyenin delikanlı Başkanı sevgili Hanifi Toptaş da okumuş, bir tarafı ile gülmüştür muhtemelen.

O Türk Bayrağını Ahırdağı’nın zirvesine gelinin çeyizine nakış nakış işler gibi kondurdun ya, kırmızı beyazı bize daha çok sevdirdin ya, Türkiye’nin, belki de dünyanın en büyük bayrağını bizce armağan ettin ya, Allah razı olsun.

Maraş halkı ve belediye personeli ile yerel yönetimlerin kralı Hanifi Toptaş Başkanım seninle ne kadar gurur duysa az! Yazılanları çok da önemseme, aldırma, ciddiye alma, gül geç!