Amerika’yı keşfetme dönemi geride kaldı. Bugün dünyada söz ve güç sahibi. Akıllı olmak için, geleceği planlamak için Amerika’yı keşfetmeye gerek yok! Heves derseniz aklınızda zorun olduğuna hükmederler, deli diye çağırırlar sizi, arkanızdan teneke çalarlar!
Amerika’yı değil, matematiği yeniden keşfetmeye de gerek yok. Azıcık mürekkep yalayan bilir, matematik dört işlemden ibaret.
Benim gibi okulda iken matematikten çakan, kopya çekerek sınıf geçen birisi olarak, gelin bunu yazıda anlatıp, siyasetle ilişkillendirelim.
*
Bölme… Kendi çıkarından, kendi ikbalinden başka bir şey düşünmeyen, seçimi kazanmak için her yolu mübah sayanlar, matematikten anlamasa da, alışkanlığı veya tıyneti olsa gerek, delegeleri bölmeyi, partiyi bölmeyi, zihniyeti bölmeyi, geleceği bölmeyi siyaset sayar.
Ve bunu yapmak için de gözünü karartır, her yolu, her güzergâhı kendine hak sayar. Tüm bildiği, duyduğu ayak oyunlarını devreye sokar!
*
Toplama… Kendinden çok partiyi, parti ideolojisini, iktidarı ve dağılmışları toplamayı etik siyaset olarak düşününler daima kazanmıştır. Bölmenin zararını bilenler, toparlayıcı olurlar, bunun için aklı selim düşünüp, kamplaştırmaktan, kutuplaştırmaktan çok dağılmışları bir araya getirmek her kişinin değil, er kişinin işidir.
*
Çıkartma… Birini bir yerden alıp, kapının önüne koymak için matematikteki çıkartma işlemini bilmesine gerek yok. Hep bana hep bana zihniyeti ile yoğrulmuş kişilerin başarabileceği en iyi iştir çıkartma.
Onu çıkart, bunu çıkart, eeee?? Bana biat edecek adamlar kalsın yanımda, arkamda. Peki o yanına, yönüne aldığın adamlar gerçekten senin sadık adamların mı, gerçek partili mi, işte o tartışılır ve tartışılıyor da.
*
Çarpma… Matematiğin en keskin tarafı bu. Yanlış yapanı önce matematik değil, Allah çarpar, Allah’ın çarptığı zaten iflah olmamıştır, olmayacaktır.
Çarparak, çırparak bir yere varılmaz. Akıllı olmak gerekiyor. Gün gelir, o çarptıkların bir kale gibi karşına dikilir, sur gibi geçilmez olur, arasat’ta kalırsın.
Halka rağmen siyasetten uzaklaşırsan, toplumda karşılığın olmadığını bile bile bulutların üzerinde gezinip, ‘kral çıplak’ diyenleri hedef tahtasına koyarsan, olmayan ve yapamadığın hizmetleri varmış gibi, yapmış gibi gösterip bizleri kandırıyorsan, beytülmala zarar veriyor, kul hakkı yiyorsan, önce seçmenin, sonra Allah çarpar adamı. Tercih senin dostum!
*
Baksanıza, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, yuvaya dönmek için Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan’a göz kırpıyorlar, ‘buradayız’ diyorlar, yok olup gittiklerini-bittikleri bildiklerinden, yeniden eski güçlerine kavuşmayı amaçladıklarından AK Partiye yanaşma peşindeler.
Çok da şirinler!





