Bunu bir tek ben desem, düdüğe koyar öttürürsünüz. Aslında bu iddiamın siz de arkasında durursunuz da, siyasi ikbaliniz, beklentileriniz, koltuk hevesiniz, makam-mevki zikriniz, bu düşüncenizin önüne geçiyor.

Yoksa, siz de aynı kafadansınız benimle.  Farklı düşündüğünüzü, düşünebileceğinizi sanmıyorum. Kiminle konuşursanız konuşun, aynı fikirdeler. İçerde tribüne oynarız, Aksu Köprüsünü geçene kadar duygularımıza, geleneklerimize, inançlarımıza ve kendi değerlerimize ‘köprüyü geçene kadar…’ deriz.

*

En muhafazakar, en dini bütün, inançta en katı kuralları olanların bile, belli bir mesafeyi aştıktan sonra hırslarına, isteyip de erişemediği hülyalarına, en aydınlık-ferah rüyalarına kavuşmak için en olmayacak aykırılıklara bile sünger çekebilecek karakterdeki insanımız, ne inancında, ne ticaretinde, ne rüyalarında,  ne beklentilerinde samimi.

Ne istediğimizi bilmiyoruz.

Günü birlik yaşıyoruz.

Kararlılığımız yok.

*

İçeride başkayız, dışarıda bambaşka.

Sahada başkayız, tribünde daha başka…

Kahvede, sokakta, çarşıda-pazarda, berberde başkayız, Aksu Köprüsünü geçince daha başka kimliğe, kılığa bürünüyoruz ki, kendi kendimizden şüphe ediyoruz, ‘acaba bu gerçekten ben miyim?’

Kendi kendimizi tanımakta zorluk çekiyoruz. Başkalarına ahlak dersi verirken, mahallenin namus bekçiliğine soyunurken, bir basit ve dandik çıkar için değerleri ve inançlarımızı hiçe sayarken, başkalarının gözündeki çapağa laf ederken, kendi kıçımızdaki pisliği örtmeye çalışıyoruz.

Karakter zayıflığından mı desem, inanç noksanlığından mı bilemedim, gururumuzu, geleneğimizi, alışkanlıklarımızı bile mesafelere göre ayarladık. Kendimize ayar vermek dururken, zevklerimize, içerde yaşayamadığımız alışkanlıklarımıza ayar vermeye çalıştık.

*

Nefsimize yenik düşüp, kendimizi samimiyet testinden geçirmeyip, günü birlik yaşamak, ‘hele Maraş’tan çıkalım, gerisi kolay!’ zihniyetinden hareketle, içeride baştan aşağı giyinmişken, Aksu köprüsünü geçince bir başka kılığa bürünüyoruz.

Kimse görmez, bundan sonra kimse tanımaz.

Artık özgürsün ya, artık rahat hareket edebilirsin ya, artık zevklerine gem vurmaya kimse mani olamayacak ya, içeride türbanla gez, dışarıda bikini ile dolaş, sana helal olsun diyeceklerinden emin olduğun için, bütün mesele köprüyü geçebilmek.

Nesine galip geliyorsun. Seni kutlarım şekerim!! 

*

Not: Dün akşam saatlerinde, Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Hayrettin Güngör ile tam 50 dakika, baş başa bir sohbetim oldu. Neler konuştuk, neler… Sayın Güngör’e teşekkür ediyorum.

Yarın…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol