Söz konusu olan İdris Tezcan. Hak etmişti oysa. İçerde, dışarıda, kendi saha ve seyircisi önünde, deplasmanda her yerde vardı. Bırakın Andırın’ı, memleket arkasındaydı. Daha aday adayı bile değilken, sanki aday gösterilmiş gibi, birinci sıra milletvekili adayı gibi çalıştı durdu.

Elini taşın altına koydu, sofrasını, cebini adeta halka açtı. Nerede delik var yama oldu, nerede eksik var tamamlayıcı rolünü üstlendi, nerede sakatlık var tamire çalıştı.

Üç dönemdir performansından bir şey eksilmedi, dur dediler durdu, koş dediler koştu, gel dediler tereddüt etmedi,  ‘nereye?’ diye sormadı. Soyunma odasından çok sahayı tercih etti, kendini maça hazır hissettiğini gösterdi, söyledi de.

Lakin beklediği olmadı, listeye giremedi. Ama gönüllere yazıldı, halkın vekili oldu, omuzlarına takılan en büyük apolet bu olmalıydı.