Hani adam demiş ya kalabalıkta, bir hukuksuzluğa, haksızlığa uğradığında, “Anamı tanıyan kadı, kimi kime şikâyet edeyim!”
Günümüzde yaşananlar o hesap…
Herkesin yaptığı yanına kar kalıyor. Hesap soran yok, sorgulayan yok! Zaten sormaya kalkışsan, ya damga yiyorsun, ya kurşun!
Görmedim, duymadım, haberim yok desen, senden iyisi, Şam’da kayısı…
Malum, 3 maymun meselesi… Gerçi memlekette maymundan geçilmiyor ya, neyse… Uzatırsam maraza çıkacak, biliyorum!---
*
Haberleri izlerken, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki oylamaları seyrederken, parmak indir parmak kaldır hadiseleri-ni yadırgamaktan çok alışık manzaralar, uygulamalar olarak yorumlayınca, nereden nereye geldiğimizi daha iyi anlıyoruz.
Bize haberler gelip sağdan soldan. Haberleri sitelerine koyan arkadaşlar, yemin ediyorum ve sizi temin ediyorum, içiriğine bakmadan, okumadan olduğu gibi sitelerine yerleştirirler.
İçinde övgü mü var, sövgü mü var, hakaret mi var, bakmazlar bile. Haber haberdir, gir gitsin!
Nasıl olsa özel haber üretmek, emek ve zaman harcamak olmayınca, gelenlere balıklama dalıyoruz!
*
Fikir üreten yok, öneri sunan yok. Zaten kimse de fikirlere, önerilere kulak asmıyor, önerileri ciddiye almıyor, çünkü yapacak kapasite ve heyecan kalmayınca, belki de olmayınca, söylenenler, yazılan öneriler uçup gidiyor.
Lafta kalıyor her şey.
Bu şehirde karşılığı olmayan, hikâyesi bile olmayan hikaye siyasetçiler, milletvekilleri, ağızlarını açtıklarında basına dil uzatmayı siyaset sanıyorlar.
Oysa basın daha bırakın dil uzatmayı, ağzını bile açmadı.
Açarsa…





