Karşı mahalleden gelmiyorum, mahallemi değiştirmedim!

Televizyonlarda izler, gazetelerde haberi okurken gözüme çarptı, ki duydum da, dingilin biri seçildiği partisini yok sayarak, gittiği mahalle muhtarına yaranmak için ‘Karşı mahalleden geliyorum, sahip çıkacağınıza inanıyorum!” demiş.

Gelebilir, gidebilir, birileri sahip de çıkabilir, bu onların sorunu. Etik mi, tetik mi, taktik mi, bilemedim, anlayamadım. Cehalet kötü şey, gözü kör olsun!

*

Bir partiden seçildikten koltuğa oturduktan sonra en zengin mahalleye geçen sözüm ona başkanın yankıları sürüyor.

Önce mahallenin muhtarını ziyaret etmiş, "hata ettim, eşeklik ettim, ama hatamı anladım, size geldim!” demiş.

Yaptığı konuşmada; Çok uzun konuşmayı sevmem. Sadece şu kadarını söyleyeceğim, karşı mahalleden geliyorum, uzun yollar sorasında karşı mahalleden (geldiği mahalleyi söylemekten utandı, haya etti herhalde) geliyorum. Sahip çıkacağınızı, gerekçelerini doğru anlatacağınıza inanıyorum.

Ve… "Ve bol bol çalışarak mahallenin tüm kronik sorunlarını hep birlikte çözeceğiz!” demiş, yeni geldiği mahallenin muhtarları da, “sen bize emanetsin!” diyerek sahip çıkmışlar.

Mahalle ve komşuluk huzurundan bahsetmişler, dinleyenler ve inleyenlerin de gözleri yaşarmış!

*

Bendeniz nüfusta Kayabaşı’na kayıtlı, aslen Divanlı-Kümbet Mahallesinin evladı olarak eskilerin ‘İnceyol’ dedikleri Topraklık’ta büyüdüm, İlkokulu, Ortaokulu ve Ticaret Lisesini bu mahallede tamamladım, bu mahallenin tozunu yuttum, yağmurunda ıslandım.

Aslımı, neslimi inkâr etmedim, kendimi bildim bileli ülkücü kaldım. Bayrağımı, memleketimi, vatanımı sevdim, devletime dua ettim! Şerefsizleri, adi mahlukları, soyunu-sopunu inkar edenleri ve imalat artıklarını defterimden, cep telefon rehberimden sileli de çok oldu!

*

Şu sıralar mahalle değiştirenler çoğunlukta. Televizyon haberlerine bakın, gazetelere göz atın, doğup büyüdüğü mahalleyi beğenmeyip, daha rahat edebileceğine inandığı mahalleye taşınanları görünce-okuyunca beni bir kusma hali tutuyor.

İğreniyorum.

Be yavrum, be koçum, geldiğin mahallenin nesi vardı da iki ayak da ödünç alıp geliverdin bu mahalleye. Seni başlarına taç edeceklerini mi zannettin, seni muhtar yapacaklarını mı düşündün, seni ilanihaye besleyeceklerini mi hesap ettin de geliverdin bu küf kokulu mahalleye.

*

Aslını inkâr edene ‘haramzade’ derler bizde. Geçmişini inkâr eden, nereden gelip nereye gideceğini bilemeyen dingillere söylenecek son söz şu; Kendini, davanı inkâr etme, onurunu satma, dik dur eğilme!