Kahramanmaraş’tan büyük bir beyin göçü var.
Kahramanmaraş’nın okuyan gençleri, okullarını bitirdikten sonra Kahramanmaraş’a geri dönmüyor.
Kahramanmaraş’ın genci, okul sonrası yaşamını daha yaşanabilir kentlerde kuruyor.
Bilim adamı oluyor, işadamı oluyor. Bürokrat oluyor, üst düzey yönetici oluyor…
Ama Kahramanmaraş’a gelmiyor…
Okuyup, geri dönenler ise kent içindeki kısır kavgalar nedeniyle siyasetten uzak duruyor.
Kentte ortak iş yapma kültürü, ortak hareket etme alışkanlığı olmadığı için, bu gençler de, işlerinde tek başına başarılı olup, kazançlarını başka kentlerde, başka ülkelerde harcıyorlar. Başka yerlerde sosyalleşiyorlar.
Bakın, Kahramanmaraş’ın önde gelen işadamlarının birçoğunun birinci evi İstanbul’dadır.
Kahramanmaraş’ımızın en büyük hastalıklarından biri de, bir ismin öne çıkmasının yarattığı hazımsızlık.
İyi para kazanan veya başka bir yerde önemli başarı yakalayan çekilmiyor, sevilmiyor.
Öne çıkanlar bir şekilde rahatsız ediliyor.
Bu yüzden de çok kimse, gelirini düşük modelli araçlara binerek gizlemeye çalışıyor.
Veya başarı arzusu duymuyor. Bundan kim kaybediyor!
Elbette Kahramanmaraş …Biz, hepimiz…
2. Murad'ın Fatih'e nasihati..
Ey oğlum! Bu dünyada üç türlü insan vardır: Birinci grup, akıl ve fikirleri yerinde, istikbâli az çok gören ve düşünen, hiçbir gayr-i tabiilikleri olmayan kimselerdir. İkincisi, hangi yolun doğru veya eğri olup olmadığını bilmekten uzak kimselerdir. Ancak bu duruma kendi istekleriyle değil, etraflarının tesiriyle düşmüşlerdir. Nasihat edildiğinde doğru yola gelip hakikati kabul eder ve söz dinlerler. Bununla birlikte çoğu zaman da duyduklarına uyarak yaşarlar. Üçüncüsü ise ne kendileri bir şeyden haberdardır, ne de yapılan ikaz ve nasihatlere kulak asarlar. Sadece kendi arzularına uyar ve her şeyi bildiklerini zannederler; bunlar en tehlikeli olanlardır.
Ey oğul! Yüce Allah, eğer seni ilk sırada saydığım kimselerden yaratmışsa sevinir, Rabbime şükrederim. Yok eğer ikincilerden isen, sana yapılan nasihatlere kulak vermeni tavsiye ederim. Sakın üçüncülere dâhil olmayasın! Onlar, ne Allaha, ne de insanlara karşı iyi bir durumda değillerdir. Ey oğul! Pâdişahlar, ellerinde terazi tutmuş kimselere benzerler. Ancak asıl pâdişah odur ki, ellerindeki teraziyi doğru tuta. Sen pâdişah olunca, teraziyi doğru tutmanı tavsiye ederim. O zaman Yüce Allah da, senin hakkında hayır murad eder; seni sâlihlerden kılar.
O nasihatlerden elbet bizlerde payımıza düşeni almalıyız.
GESF İL TEMSİLCİSİ - Gökhan BİNİCİ