Kadına şiddet ve kadın cinayetleri

Kim bilir bugüne kadar bu meseleye, bu toplumsal travmaya dair kaç kişi yazılar yazdı, ne kadar çok haberler çıktı gazetelerde, televizyonlarda bilemiyorsunuz. Görünen ve bilenen o ki, bu yara, bu toplumsal-ahlaki kirlenme-yozlaşma devam edecek gibi…

Önce…

İlk tanışma yazım ardından arayıp 'hayırlı olsun!' diyen, ‘doğru yerdesin!’ adresine onay veren, ‘devamını bekliyoruz!’ okuma özlemini ifade eden, bizi cesaretlendiren tanıdık tanımadık tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum.

Tabi heyecanlıyım. Her mesleğin bir acemiliği olurmuş, ancak hayat üniversitesini bitirmiş, hayatın ilk basamağından itibaren bu günlere gelmiş biri olarak sizlerin de desteği ile elbette burada olacağım.

Niyetim, geçici olmak değil, kalıcı olabilmek.

*

Başlamak ve cesaret yazma hevesimi artırınca, dedim bu yazıda kadına şiddeti ve kadın cinayetlerine dair kaygılarımı dile getireyim istedim.

Gözüme çarptığında, haberleri dinlediğimde, kadına şiddetin ve kadın cinayetlerinin dur durak tanımadığına, hayatları kararan kadınların yaşam öyküsünü dinlediğimde, insanın tüyleri diken diken oluyor.

Nereye gidiyoruz?

Daha rüştünü ispat edememiş çocukların elinde silah, akranını vuruyor. Yine bacak kadar çocuklar annesini, babasını öldürüyor para yüzünden, uyuşturucu batağına düşenlerin sayısı her geçen gün artıyor, yerel haberler bunun görünen küçük bir yüzü olsa da, ulusal televizyon kanallarında dinlediğimiz kadarıyla ünlü ünsüz büyük bir kesim kullanıyor, ya da satıyor.

*

Benim en çok takıldığım mesele kadına şiddet ve kadın cinayetleri. Severek evlenenler bir bakıyorsun bir müddet sonra, üstelik de kucaklarındaki bebe ile adliyenin yolunu tutuyor. Sebep; ‘şiddetli geçimsizlik!’

Şiddetli geçimsizliğin tarifini yapan yok bugüne kadar doğru dürüst. Ayrılma, boşanma ekonomik nedenler mi, sosyal, (işsizlik ve mali yapı en önemli unsur olabilir mi?) kültürel ve etnik gerçekler mi aileleri bölen, parçalayan, yıkım yaşatan.

Fakat en çok da ayrılan eşlerin kıskançlıkları, boşanmalara rağmen, uzaklaştırma kararlarına rağmen erkeklerin kadına yönelik tehditleri, verdiği huzursuzluk cinayete kadar uzanınca, gazetelerin üçüncü sayfasına bakmak insanın midesini bulandırıyor.

*

Sosyal yaşam, özellikle gençlerin, evli çiftlerin hayatına şekil veriyor. Günden güne kendini yenileyen teknoloji, sosyal medya mecraları, okumadan, araştırmadan uzaklaşan insanlar, teknolojik unsurların esiri ve mahkumu olunca, toplumsal değerler, aile bağları ve kaliteli yaşam insanları bilinmez yollara ve uçurumlara sürüklüyor.

Aileler parçalanıyor, bir değil birden çok ekonomik, sosyal ve kültürel yozlaşma yüzünden erkeklerin kadına olan şiddeti, cinayetleri sınır tanımıyor.

Buna akran cinayetleri, gitgide artan silahlanma, uyuşturucu bataklığı da eklenince, toplumdaki çürüme olumsuz sonuçları beraberinde getiriyor.

Kadına şiddet, kadın cinayetleri son bulması dileğiyle…