Aylardır dışarıdaydı, öteki mahallede top koşturdu, nihayetinde istediği takıma gelince, tam da kendini gösterme fırsatı bulma noktasında, daha ilk gününde, (ilk basın toplantısında) zehir akan, kimyasallar dolu Aksu Çayının temizlenmesi için verdiği savaşı devam ettireceğini, kara akan ve barajı kirleten, canlı yaşamı mahveden Aksu Çayını parti ile müsemma ak pak edeceğini müjdeledi.
Kendisine yardım etmek adına (gerçi ona yardıma gerek yok, maşallah, hamdolsun her şeyi bilir, halleder!) bir ipucu vermek isterim, kabul buyururlarsa tabi. Aksu Çayı ile birlikte Sır Barajını kirleten yalnız fabrikaların-işletmelerin kimyasal atıkları değil, kasaplara-lüks lokantalara ait baraja yakın yerde mezbahanalar var. Onlar da bütün kirlilikleri, kanları, atıkları Aksu Çayı yardımıyla baraja gönderiyorlar.
Bir de onlara el atarsa hayrına, vallahi yedi sülalesine dua edeceğiz.
*
Bizim takıma transfer olduğunda nasıl sevindik, nasıl havalara uçtuk anlatamam. Zaten öteki mahallede iken, topu ayağına aldığında kısa paslarla çalıma gider, mümkün olduğunda korneri kendi çeker, fırsat bulursa penaltıyı bile kendine attırırlardı.
Özgüveni vardı İrfan abinizin! Şimdi ise takımda oyun kurucular var. Yedek kulübesine talim etmezse şükretsin haline!
*
Sevgili Mahmut Beyaz yazmış köşesinde. Sağlık Müdürlüğünde yaşanan bir malzeme alımından söz etmişti. Kurumun zarara uğradığından falan. Tuz koktu demişti yazısında. İl Sağlık Müdürlüğünde yaşanan liyakatsiz atamaları ve doğrudan temin furyasını yazmıştı daha önce. Meğerse tuz sadece kokmamış, çürümüş mübarek!
Geçen yıl kurumda yapılan doğrudan temin işi, akıllara durgunluk vermiş meğerse. Daha fazlasını yazarım da, belki de sayın vekilin bilgisi vardır, şimdi yuvaya döndüğüne göre meseleyi kökünden halleder!
Bir de şu neredeyse şehri yönetmeye talip olan, her atamaya, (ellerinden gelse KSÜ’ye rektörü bile atayacaklar) her hadiseye, her isme müdahale eden, elini uzatan Sen’li-Ben’li sendikalara gücü yeterse, söz geçirebilirse!
*
Sonra… KSÜ’deki skandal patladı. Tıp Fakültesinde tedavi gören bir bebeğe (Deniz Esin Bozoklar) şiddet uyguladığı iddiasıyla yargılanan hemşire…
Dinar’da emniyete güçlerine teslim olmuş ve tutuklandı sonunda. Düşünün hadise, Yenidoğan Bakım Ünitesinde 26 Mayıs 2021 yılında yaşanıyor, olay daha yeni orta acıkıyor. Demek ki bu cani kadın, (Hazel Dırık Bağrıyanık) belki de bir annedir, kimbilir daha önce de bu tür şiddet eylemlerinde bulundu. Nasıl fark edilmemiş. Biliniyordu da göz mü yumuldu, yoksa aynı şiddet eylemlerini sürdürdü de kimsenin ruhu mu duymadı, tam bir muamma…

Bereket versin KSÜ duyarlı davrandı, toplum vicdanını sızlatan hemşirenin iş akdini feshetti.
İrfan Karatutlu eminiz bu skandalın takipçisi olacaktır.
Halleder! Gerçi olay patlak verdikten sonra sesi soluğu çıkmadı ama kendisinden önce açıklama yapan MHP’nin sözde değil, gözde milletvekili Doç. Dr. Zuhal Karakoç, “Bebekler, bu toplumun en saf emanetidir!” demiş, aciz bir bebeğe uzanan her elin en ağır şekilde karşılık bulması gerektiğini ve takipçisi olacağını söylemişti.
Dediği gibi; ”Bu topraklarda merhamet zayıflık değil, karakterdir!” Nokta!

1 Ocak itibariyle sağlık hizmetlerinin de bundan böyle ücretli olması sebebiyle Suriyeli mültecilerin ülkelerine göçü hızlandıracağı iddia edilse de, kolay kolay gidecekleri düşünülmüyor. Eğitim hizmetleri de artık ücretli olursa, belki gidiş hız kazanabilir. Neyse konumuzu bu değil…
Eczacı Odası Başkanı Ebru Kaya açıklama yaptı, “Suriyeli mültecilerin reçete tutarları 5 aydır ödenmiyor!” dedi, ilaveten eczacıların ciddi anlamda ve finansal açıdan zor durumda olduğunu söyledi.

Bu şu anlama geliyor; reçete bedellerinin tahsili olmayınca, kendi sermayeleri ile ilaç temin etmek zorunda kaldıklarını ve ilaç firmalarına borçlarının her geçen gün arttığını kaydetmesi, yakında ciddi sorunun büyümesine sebep olabilir. Ve ilaç sıkıntısı var eczanelerde. Ebru Hanım bu meseleyi de gündeme taşıdı. “İlaç yoklukları ciddi bir halk sağlığı sorunudur!” dedi ve dikkat çekti. Muhtemelen senede aynı sıkıntıyı düşünüyorsundur.
Haydi İrfan Bey, şu meseleyi çöz de geldiğin, yuvaya döndüğün belli olsun azizim!
Can yoldaşımıza mahcup etme bizi.





