Arapça kökenli bir kelime olup ‘açılmak, genişlemek, ferahlamak, sevinmek ve iç rahatlığı’ anlamlarına gelir. Manevi olarak sıkıntı, keder ve üzüntüden kurtulup gönlün huzura ermesi, ferahlaması durumunu ifade eder.
Bu kutsi kelimeyi Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Mehmet Akpınar’ın bir yazısında gördüm. Derin anlam içerdiğinden, yerel yönetimlerle, siyasetle, günlük yaşamla, basın camiası ile bir ilişki kurabilir miyim diye düşündüm ve bilgisayarın tuşlarına eyvallah ettim!
*
Belediye başkanlarının görevi nedir? İkiye ayrılır, teknik ve sosyal belediyecilik. Hangi anlamları bünyesinde barındırdığını biliyorsunuz.
Kaldırım, yol yaparken, asfalt dökerken vatandaşın yaşamını kolaylaştırmayı amaçlar belediye başkanları.
Din adamı dediğimiz imam efendiler vatandaşın, toplumun huzura ermesi, keder ve üzüntüden kurtulması, iç ferahlığı için fetva verir, dua ederler.
Emniyet mensuplarımız ve jandarmamız vatandaşın, toplumun huzurunu temin adına, huzurun teminatı, yarınlarımızın sigortası olarak görür, Türk milleti bu yüzden askerine, polisine, jandarmasına güvenir ve onu sever.
Devlet babadır. Gözetir, kollar, korur. Gölgesini üzerimizde hissederiz.
Gazeteci dersen, (sosyal medya maymunlarını, şarlatanları, tehdidi ve şantajı gazetecilik yerine koyanları kast etmiyorum) toplumu doğru bilgilendirme adına, doğru yorum, özgür haberleriyle insanların sağlıklı bilgi edinmesini sağladıkları için, onları da ‘inşirah’ kavramı içine dâhil edebilirim.
*
Bu şehrin inşiraha ihtiyacı var. Ve çok şükür ki baktığımızda, gezdiğimizde görüyoruz, her sabah yeni bir farklılığa açıyoruz gözlerimizi. Düne kadar tozun, çamurun içinde olan sokak, yol veya cadde her neyse, arınmış, temizlenmiş, tozdan-çamurdan eser kalmamış ve de asfaltı bile dökülmüş.
Ertesi günü bir başkasını dinliyorsunuz, toparlanma her geçen gün katlanıyor. Düne kadar Demokrasi Meydanı konteynerlerle kuşatılmıştı, şimdi gidin bakın ter temiz olmuş. Ve o meydandaki bütün esnaf, Bezirgan veya Ayakkabıcılar Çarşısına, kendi yerlerine taşınmışlar. Meydan ve çarşı esnafı rahat bir nefes aldı.
*
Şimdi de Trabzon Caddesi bitti bitmek üzere. Sağda solda ufak tefek çalışmalar olsa da, tek yönlü trafiğe açıldı, araçlara sürüş rahatlığı ve kolaylığı geldi. Zaman da önemliydi. Artık uzun vakitler geçirmek yoktu.
Allah var, Fırat Görgel ve ekibi özveriyle çalışıyor, her şeyin kısa bir zamanda güzel olması, insanların yaşamını kolaylaştırması adına tamamlanması için gece gündüz gayret gösteriyor.
*
Sadece Büyükşehir değil, depremin yaralarını sarıyor başkanlar. Zaman, imkanları dahilinde. Hanifi Toptaş bir yandan, Mehmet Akpınar bir taraftan temizlik, asfalt, altyapı derken, sosyal belediyeciliğin gerekliliklerini de ihmal etmiyorlar.
*
Sabretmesi zor. Ama meyvesi tatlı. Sabredeceğiz, tahammül göstereceğiz ve meyvelerini birlikte yiyeceğiz. Şehri bir bütün olarak değerlendirirsek, merkez ve ilçeleri ile yakın tarihte gözlerimizi yepyeni bir Maraş’a açmış olacağız.
Işıltılı, aydınlık, ferah, insana huzur veren, kapanan kapılar açılmış, trafikte tıkanan damarlar açılmış, insanın kendini güvende hissedeceği bir şehir hayaliyle, yepyeni bir şehre uyanmak için az kaldı.
İnşirahlı günler yakın! Sabret gönül, sabret!