Bizim partinin en beğendiğim sloganı, “Rantsal dönüşüm değil kentsel dönüşüm” olunca, katılımcı, insan odaklı, barınma hakkı temelli kentsel dönüşüm yaklaşımı benimsenince, bu kapsamda öncelikle Kahramanmaraş’ta Kentsel Dönüşüm Master Planının yapılması gerektiği fikrini ilk kez CHP ortaya koydu.
Adaylarımız; Büyükşehir için Ünal Ateş, Onikişubat için Ülkü Eren ve Dulkadiroğlu için de Ali Zabun, kent bütünlüğünü esas alan konuşmalar yapıyorlar, insanları ikna ediyorlar, daha önceki seçimde görmediğimiz aşk ve heyecanla dolaşamadık yer bırakmıyorlar.
Pardon…
Kendimi tanıtmadım. Ben kimim?
Bu partinin etkin üyesi olmaya karar verdim. Dulkadiroğlu yönetiminde olunca, basın ve halkla ilişkiler görevi bize verilince, dostlarımın da tavsiyesi ile ilkin Kimlik Gazetesinde aldım soluğu. Ve ilk haberim maraskimlik.com ile bazı yerel gazetelerde çıktı. Bu beni hem onurlandırdı, hem de teşvik etti. Daha çok çalışmam gerektiğini anladım, fırsat verilirse yazı yazma hırsımı, heyecanımı da dile getirdiğimde, sayın Mehmet Fiskeci, ‘neden olmasın!’ deyiverdi.
Kendisine teşekkür ediyorum.
Partili olunca siyaset yazmamak olmaz. Daha başlamadan sayın Fiskeci’ye sordum, ‘Ne yazayım, yazılarımıza müdahale olur mu, kısıtlama yapılır mı, sansür uygulanır mı?’
“Burası er meydanı. Kendine güvenen çıkar, güreşir. Hangi devirdeyiz, burada, bu gazetede, bu sitede sansür yok!” deyince rahatladım. Ve yazmaya karar verdim.
Ben muhalefetim. İsterim ki partim zirve yapsın, isterim ki adaylarımız başarılı olsun ve belediye başkanlık koltuğuna otursunlar. İsterim ki partimin oyları artsın, isterim ki seçmen bize inansın, isterim ki seçmen bize güvensin, isterim ki seçmen 30 Mart yerel seçimlerinde oyunu ve rengini CHP olarak belirlesin.
Tabi kimsenin oyuna, tercihine engel olacak değiliz. Seçmen, sandığa gittiğinde, elini vicdanına koyacak, oyunu inandığı, güvendiği adaya teslim edecek.
Ona saygımız sonsuz.
Vatandaş ne derse o olacak!
İktidarın mağdur rolü oynamasından bıktı usandı insanlar. Ki artık inandırıcılığı da kalmadı. Hükümet-cemaat savaşında, bazı dinleme kayıtlarını yayınlamak için cemaat bazı internet sitelerini de kullanınca, siyaset ile paralel devlet arasındaki kavga daha da büyüdü.
Herkesin dilinde bu savaş var.
Ve her ne hikmetse, iktidar her seçim döneminde olduğu gibi yine mağdur rolünü oynamaya devam ediyor. Seviyor bu rolü. Ve de ustaca oynuyor.
Medyaya baskı uyguluyorlar, iş adamlarına tehdit var, yargıya müdahalenin önü alınamadı zaten, emniyet mensupları çil yavrusu gibi dağıtıldı, savcıların elleri kolları bağlandı, kimse elini taşın altına koymuyor. Niye koysun, ertesi günü soluğu bilinmedik diyarlarda alıyor.
Bir gazeteyi kurtarmak için müteahhitlerden para topluyorlar. Havuz sistemiyle. Sonrada çıkıp ‘bizim verilmeyecek hesabımız yok’ diyorlar.
Bu ne pişkinlik!
Maraş’tayız. Siyasete emek ve gönül veren dostlarım, arkadaşlarım, öyle bir sevda ile çalışıyorlar ki, kamuoyu da onları tuttu, benimsedi. Zaten hepsi de bu memleketin çocukları. Hepsi de tanınmış insanlar. Mesleklerinde, özel yaşamlarında kırık çizgi de yok.
Hem sayın Ünal Ateş’e, hem sayın Ülkü Eren’e hem de Ali Zabun’a başarılar diliyorum.
Onlara güveniyorum. Çünkü bu seçim CHP’nin seçimi olacak.
Beğendiyseniz, bu yazının arkası gelir. Yoksa canınız sağ olsun!