Benzer tutumu kurucu büyükşehir belediye başkanı sayın Fatih Erkoç da yapmaya çalıştı, yaptı da. Yaptı ama bedelini ağır ödedi. Yaptı ne oldu, ne geçti eline! Bir dönemle sınırlı kaldı. Haa, Erkoç siyasetten ve teşkilattan elini ayağını çekti mi derseniz, hayır!

“Ben bitti demeden bitmez!” tavrında, modunda, duruşunda…

Lakin tuttuğu yol yanlıştı. O yanlış yol, sonunu hazırladı.

Çünkü…

İlçe belediye başkanlarını emir eri gibi kullanmaya, görmeye çalıştı. “Ben büyükşehirim, ben ne dersem o olur, bir milyon 200 nüfus benden sorulur!” düşüncesinden, mantığından hiç vaz geçmedi.

Yanına kimseyi sokmadı…

*

Sorulmuyor işte.

Hem büyükşehiri idare edeyim derken, ilçelere de karıştı, teşkilata da müdahale etti, he ben bilirim, ben bilirim hesabında, heva ve hevesinde oldu. Oysa sadece işi ile uğraşsaydı, ilçelere karışmasaydı, teşkilatı da ben yönetirim demeseydi, kesin 3 dönem büyükşehir belediye başkanı olarak kalırdı, Hayrettin Güngör de büyükşehiri ancak rüyasında görürdü!

Olmadı, yapmadı. Nihayetinde birinin hatası, bir diğerinin kazancı oldu!

Haa, hakkını inkar edemeyiz, 5 yıllık görev süresinin son 2 senesinde beklenen hizmetler yaptı, projeleri hayata geçirdi. Mustafa Poyraz’dan görevi, nöbeti devraldığında, ‘Ben Poyraz’dan enkaz devraldım, üzerime bilmem şu kadar borç kaldı” demedi, halka şikâyet etmedi. Siyasetin ucuzuna kaçmadı. Kendi mahallesini muhtara şikâyetten uzak durdu!

Durdu, çünkü…

Belediyeler ağlama duvarı değil netice itibariyle…

*

Ben eleştirirken haddimi bilirim! Terbiye sınırını aşmam! Kelimelere, cümlelere dikkat eder, özenle seçerim. Çünkü sizin yaşınız kadar benim gazetecilik deneyimim var.

Bir tek kulağımın arakası kaldı delinmedik!

Etik kuralları, gazetecilik ahlakını, eleştiri ve cevap hakkını bilirim.

Belden aşağı vurmayı gazetecilik, eleştirmenlik saymam! Eleştirinin de bir adabı, seviyesi, ölçüsü var. Bunun dışına çıkmam. Size ‘sayın…’ demeden yazıyı bitirmem! Benim şehrimin belediye başkanısınız neticede.

Size saygım sonsuz!

Ama belediyeciliğinizi beğeniyor muyum derseniz, hayır derim. İlçelere gidiyorum, kendi partinizin belediye başkanları ile konuşuyorum, yahu Allah için bir kişi de ‘peh!’ desin, dişimi kırayım.

Her şey karşılıklı sayın Güngör. Siz millete nasıl bakarsanız, nasıl duruş sergilerseniz, karşılığını da aynen alırsınız, görürsünüz!

Arpa eken buğday biçmiyor, biçemiyor.

*

Bu arada, tarihi Kapalı Çarşı’ya verdiğiniz önemi takdir ettim. Çalışmalar başlamış bile. Tarihi doku korunacak, görsellik sağlanacak, ilkellik ortadan kalkacak.

Bak, bu başarınızı alkışlıyorum.

*

31 Mart 2019 mahalli seçimlerinde ilçe belediye başkanları da sandıktan çıktılar. Seçilmiş insanlar neticede. Ki onlar tepeden inmediler, sipariş üzerine gelmediler, piyangodan çıkmadılar. Vatandaşın, seçmenin tercih ve teveccühleri sonucu o koltuğa gelip oturdular.

Kimsenin adamı değil, tercihin, seçmenin adamı olup belediye başkanı oldular.

Emek harcadılar, zaman tükettiler, ceplerinden para tükettiler, çay içirdiler, yemek yedirdiler, sahada olup, seçmenin kapısını aşındırdılar.

Ankara’dan değil, halkın içinden geldiler.

Büyükşehir abidir, adı üstünde büyüktür. Lakin ilçe belediye başkanları da seçilmiş insanlar. Onlar üzerinde tahakküm uygulamak, onları emir eri gibi görmek, çanta taşıyıcısı moduna sokmak, ne size, ne başkalarına fayda sağlamaz!

Örnekleri meydanda çünkü…

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol