İlan, abone, reklam dediğin nedir ki?

Meslek hayatımın 56’ncı yılındayım.

Gazetecilik bazı ülkelerde sadece meslek. Gazeteci haberini yazar, ya da köşe yazarıdır, matbaada basılır, (internet dahil) okuyanı okur, beğenen beğenir, beğenmeyen de burun kıvırır, fakat hayat akıp gider.

Ancak geçerli kuraldır, gazetecilik yalnızca haber yazmak değil. Yazdığın haberin hesabını da vermek zorunda bırakılırsın!

Türkiye’nin basın tarihi büyük ölçüde böyle yazıldı. Gazeteci kalemi eline aldığında yalnızca bilgi aktaran biri olarak görülmedi.

Gazeteci hep ince çizgide yürür. Bir yanında iktidarın eleştiriye gösterdiği tahammül, diğer yanında toplumun gerçeği bilme hakkı.

Bu çizgi, haber metinlerinden çoğu kez, haberin rengi, dokusu ve içeriği ile alakalı olarak, bazen mahkeme salonlarına uzanır, eleştiride haddinizi aşar, belden aşağı vurur, bilgi ve belge olmadan, kendinizi hakim ve savcı yerine koyar, kamuoyu ile paylaşırsanız, ki bazen haber masasından cezaevi koğuşuna yolunuz düşebiir!

*

Çünkü:

Özellikle iktidarlar kanadı, hatayı görünür kılan eleştiriyi sevmiyor. Hiç sevmiyor ve tahammülleri yok. Bu yüzden bazı iktidarlar eleştiriden ders almak yerine eleştireni cezalandırmayı seçiyor!

Ya selamı sabahı keserler, ya gücü yetiyorsa ilanını, reklamını keser, aboneliğini iptal ettirirler.

Öyle zamanlar olur ki, gazeteci o zaman bir anda haber yapan kişi olmaktan çıkıp, sanığa dönüşüyor. Gerçekte yargılanan ise, aslında kişi değil, eleştirinin ta kendisi oluyor.

*

Haftanın son resmi gününde (dün) CHP tarafından organze edilen Doğu Akdeniz Yerel Basın Buluşması için Adana’daydım.

Önce bizi bu önemli ve kıymetli program ile buluşturan, CHP İl Başkanı sevgili Ünal Ateş’e teşekkür ediyoruz.

Deneyimli gazeteci, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu moderatör ve konuşmacılardan biri de daha 3 aylık stajyer gazeteci. (3 ayda nasıl gazeteci olunduysa!) Berberoğlu dahil herkes edebince otururken, protokolde Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karlar, ünlü gazeteciler İsmail Küçükkaya, Murat Ağırel ile ve önemli konuklar varken, bu bacak kadar kız, bacak bacak üstüne atmış, kendince bize gazetecilik dersi vermeye kalkıştı.

Tamam, 3 aylık da olsa gazeteci oldu diyelim. Tamam, gençler de arkadan gelmeli, onlara ümit vermeli, fırsat tanımalı ve önlerini açmalıyız. Bunda sıkıntı yok.

Ama önce edep, önce saygı. Biz birbirimize olan güveni saygıyı yitirdik, gazetecilik nasıl olsa bir şekilde, birileri tarafından yapılır, hayat bulur.

Kişi, önce kendine saygılı olacak, sevginin dergahında eğitim görecek.

Bir ünlü yazarın dediği gibi, ‘önce ekmekler bozuldu’

Biz sevgiyi ve saygıyı kaybettik. İlan, reklam, abone dediğin nedir ki.