Şehrin hafıza ismi MADO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kanbur söyledi bunu. Niye söyledi, neden icap etti, nizaha, mizaha değil, izaha muhtaç olduğu için yazmak zorundayım.
Eline aldığı fotoğraf makinası, kamera veya herhangi bir cihaz ile kendini araştırmacı-gazeteci ilan edenlerden, tehdidi ve şantajı mesleğin ana unsuru gibi gösterip insanların özel hayatı ile oynayan imalat artıklarından gazeteci olmaz!
Herkesin namazı niyazı kendine, dürüstlük ayağına yatıp, Cuma namazını kaçırmayıp terazide hile yapandan, tarihi geçmiş ürünleri yeni, taze diye millete yutturduğunu zanneden şaklabanlardan esnaf olmaz!
*
Marketlerde dana veya kuzu eti diye satılanlara çok bakmayın, aldanmayın. Eşek, at veya domuz eti de satılıyor, bu millete yediriyorlar bal gibi. Televizyon haberlerini, gazeteleri okuyor izliyorsunuz. Kıyma diye aldığınız her kıymanın içinde benden başka hepsi var. Kemik, bağırsak, kanat vs…
Her etten tabi ki kebap olmaz, olursa başlıkta dediğim gibi ancak lahmacun olur, o da yediğinizde midenizi bozar, tuvalete zor yetişirsiniz.
*
Şehrin ruhunu, etnik yapısını, psikolojisini bilmeyen, tarihinden uzak, bırak yöresini, kendini bile tanımaktan aciz, üstelik de es kaza seçilmiş, ekibini kuramamış, şehre dair plan ve uygulamada sınıfta kalmış yerel yöneticilerden belediye başkanı da olmaz!
Mehmet Kanbur’un aklımda kalan bir sözü var ki MADO’nun da değişmez kuralıdır, ‘her dondurma, dondurma değildir!’
Siz bakmayın keçi sütü dediklerine, siz aldanmayın içinde salep var dediklerinde, siz sakın inanmayın içtiğiniz salebin salep olduğuna.
Dondurma sektörüne süt tozu, nişasta hakim. Sütlü mamüller satılıyor marketlerde, sağda solda. Memlekette hayvancılık bitmiş, tarım sizlere ömür, nereden bulacaksın o kadar sütü de yoğurt çalacaksın, dondurma yapacaksın, süt ürünlerini imal edeceksin.
Hikaye hepsi.
*
Sağda solda, çevrenizde, ailenizde adam kimliğinde bir sürü kişi dolaşır. Hepsi de adamlıktan söz eder de, adamlığın eseri yoktur vatandaşta. Dürüst, ahlaklı adamı mumla arasan bulursun belki de, kendi vicdanında mahkum olmuş adamım diye gezinen güruhlardan bir halt olmaz.
Seçilmiştir veya atanmıştır her neyse… Sorsan ne iş yaptığını, ’siyasetçiyim, siyasetle uğraşıyorum!’ der. Aslında siyaset dışında her şeyle uğraşır arkadaş. Memleket çok da umurunda değildir, kafasında kısa yoldan nasıl zengin olmanın şeytanca planları vardır.
*
Sanayi sitesine git, herkes usta… En sıradan, tornavida tutmasını bilmeyen, bir tahtaya-duvara çivi çakamamış çıraklar usta diye dolaşıyor servis araçlarında, her birinin yevmiyesi de 3.500 liradan başlıyor. Yaptığı bir iş de yok. ‘bir günlük yevmiyem gitti, fiyatım şu kadar!’ dediğinde (ki harcadığı mesai 1 veya1,5 saat bile değil) para ve usta bozuntusu ile cebelleşeceğinize lanet olsun diyor, veriyorsunuz.
Bir cacık, pardon lahmacun bile olmaz bu tiplerden!
*
Garibanı, yoksulu doyurmayan, açın halinden anlamayan, insanlara dokunmayan ve bir hastaya, bir düşküne hayrı olmayan zenginlerden bırak kebabı, lahmacun bile olmaz.
Depremi fırsata çevirip alır kadar, kümes kadar evine fahiş fiyat isteyen acımasız ve zalim, insan kılığındaki insanlık yoksunlarının eti de mundardır.
Siz en iyisi bulgur pilavı ile cacığa talim edin. Dikkat edin, aldığınız yoğurdun üzeri kaymak niyetine peçete konulmuş olmasın!