Kaç kez dile getirdim, ifade ettim, tekrarı sıkıcı gelse de gazeteci taraftır. “Ben tarafsızım, bağımsızım, özgürüm, doğru söyler, doğru yazarım!” diyen meslektaşım kadar, bu kavramları hiçe sayıp, tamamen çıkarını düşünerek, insanların aile hayatını, özel yaşamını, iş dünyasını düşünmeden itibar suikastına yönelen çapsızlar, ruhsuzlar, ‘sosyal medya çöplük’ çalışanları imalat artıklarına da günümüzde ‘gazeteci’ diyorlar.
Ve ben, benim gibi beş-on arkadaşım sağda solda ‘gazeteciyim’ demeye utanıyor. Sayıları az da olsa onlara saygı duyuyorum.
*
Mesele Ahmet, Mehmet, Hasan, Hüseyin veya Ayşe, Fatma meselesi değil. İsimlerin bir önemi yok. Sosyal medyada birilerine alenen yazılan o iğrenç kelimeleri, o lağım çukurundan farksız cümleler…
Doğru değil. Tamam seçimlerde destek vermiş, aynı mahalleden olman hesabıyla oy da kullanmış olabilirsin, fakat neydi o kelimeler, o aşağılık cümleler.
Ne mahkemede, ne karakolda söylenir!
Evet, tarafsız gazeteci yok. Gazetecinin fikri vardır, yorumu vardır. Ancak hakikat var bir de. Bizler ya da bizim gibi olanlar herkesle görüşür, parti ayrımı yapmadan herkesin fikrini alır ya köşesine taşır, ha haberine koyar. Bu görüşmeler seni-beni ne butlancı yapar, ne şucu, ne bucu…
*
Siyasetin rengi değişti. Güzergâhı, havası ve diyalog yolu değişti. Öteki mahallenin gazetecisi ile bizim mahallenin gazetecileri de bu yüzden karşı karşıya gelmeye başladılar. Bir kamplaşma, bir gruplaşma doğdu kendi içimizde. Ha, ‘sadece gazeteciyim’ diyenlerde var ki, onlara eyvallah…
Her işletmenin bir gazetecisi, her gazetecinin bir işletmesi, markası-firması, her siyasetçinin yanında olduğunu düşündüğü bir gazeteci, bazı gazetecilerin de uyum sağladığı, inandığı, güvendiği, arkasından yol yürünüleceğini düşündüğü adam gibi adam siyasetçiler ve yerel yöneticiler de varken, bendeniz ve benim gibiler ‘gazetecilikten’ vazgeçmeyecektir.
Kampanya yürütenler böyle bilsin!
*
Ha, unutmadan yazayım; ne zamandan beri ‘sosyal medya’ gazetecilere ve topluma yön verir hale geldiler.
Kamuoyu, bizden propaganda, bizden yancılık, bizden tetikçilik beklemesin. Ha, fikir bekliyorsunuz, eyvallah. Doğru dediniz, amenna!
Hiç bir belediye başkanı, hiçbir iş adamı, hiçbir siyasetçi, hiçbir sivil toplum kuruluş kanaat önderi babamızın oğlu değil. Mesele ahlaklı gazetecilik ise, eğriye eğri, doğruya demek şiarımız ise mesele, ki öyle, o yüzden benden ve benim gibi düşünen dostlarımdan size ekmek çıkmaz!
*
Ve fakat, lakin… Gelenin keyfi için de geçmişe, ona buna durduk yerde sövecek, iftira atacak, belden aşağı vuracak değiliz.
Özetle, siyaset ve medya eliyle-yoluyla aldatan taraf değilim, değiliz!
Hiçbir güç, hiçbir kuvvet de bize buna zorlayamaz! Cesaret edemezler!
Edebimizi, mesleki ahlakımızı koruduktan sonra...