Seneler önce, ben deyim 18, AK Parti şu ilke ile yola çıkmıştı; “AK Parti, liderliğin bilincinde olan, ancak, partiyi liderlik sultasına dönüştürmeyen bir yapı ile siyasi hayata ‘merhaba’ demiş, partinin lideri demokrat ve interaktif kimse…” olarak tarif edilmişti. Bunun da anlamı, katılımcı, kolektif karar almayı benimseyen, açık, inanılır, tutarlı ve ilkeli…
O gün bu gündür, bu topraklarda yaşayan herkes bu ilkeyi benimsedi ve ayakta alkışladı. 18 sene önce açıklanan bu ilke, bugün ne âlemde; tutarlılık, kararlılık ve inanırlılık sürüyor mu, buna bakalım ve bugünkü belediye başkanlarının da bu ilkeye ayak uydurup uydurmadıklarını tahlile çalışalım.
Hadi bakalım!
*
Aslına bakılırsa konumuz Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Hayrettin Güngör. Şu sıralar en çok tartışılan, tahlile çalışılan siyasetçi.
Ha, sayın Güngör kaliteli, harika bir bürokrat idi. Dürüst, karakter sahibi ve kuşkusuz hizmet etmek için bu şehre geldi. Memleketine yani. Peki soruyorum; siyasetçi oldu mu, olabildi mi, onu da tartışmaya açarız müsait bir zamanda ve zeminde.
Karakterine zaten diyecek kelime yok. Dört dörtlük!
Mesele başkanlığı… Tartışma konusu bu.
Bize göre siyaseti daha benimseyemedi. Her yerde, her fırsatta ve ortamda, “Beni buraya REİS gönderdi” demesi yanlış.
Kimseyi takmaması, adam yerine koymaması, dinlememesi olacak şey değil.
İnsanlara, ki basın mensupları dahil, randevu vermemesi, büyük hata.
“Belediyenin borcu var, kimse benden hizmet beklemesin!” demesi başlı başına affedilir şey değil.
Herkesin borcu var. Başkan sayın Güngör’ün de borcu var, o da bu şehre hizmet etmek.
Gelenleri, gelmek isteyenleri azarlar gibi konuşması, dikine dikine cümleler kurması, tepeden bakar gibi tavırlar takınması, hiç benimsenecek ve kendisine yakıştırılacak hareketler değilken, belki kendisi farkında değil ama insanlar karşılaşmak istemiyorlar. Yüz yüze gelmek de…
*
Özür dilerim, sulta’nın ne anlama geldiğini yazmayı unuttum. Otorite, dikta demek. Buradan şu anlamı çıkartmak sizin keyfinize kalmış, Başkan Güngör otoriter biri mi?
Ciddi, disiplinli, kurumda hegemonya yaratmaya çalışan bir yerel yönetici.
İsterseniz bu anlamı derinleştirebilirsiniz. Size kalmış!
Kabul eder veya etmezsiniz, paşa gönlünüz bilir de, partinin genel başkanı, sayın Erdoğan bir lider. Bu tartışılmaz!
Ak Partiye o ve gönül verenler veya evermeyenler, ister kabul eder ister etmez bilemem, bu liderlik maksimum seviyede.
Peki, Başkan Güngör bu tanımlara, bu tariflere uyuyor mu?
Tamam, onu da yazalım.
*
İyi güzel de, biz hep sayın Erdoğan’ı ve sayın Güngör’ü yazarken, bir soru da kendim için sorayım isterdim, “Bugün medya sınırları içerisinde, interaktif gazeteci var mı?”
Aha size bir tartışma sorusu. Cevabını araştırın durun!
Neyse… Konumuz Güngör.
Hayrettin Bey bir gün olsun kendisini denetliyor mu, “Ben bugün insanlık için, Maraş için ne yaptım?” diye kendini sorguluyor, özeleştiride bulunuyor mu?
Bunu yapmasını tavsiye ederim. Başını yastığa koyduğunda, “Yahu ben bugün şu adamı kırmasaydım iyiydi, adam kapıma kadar gelmiş, randevu versem, iki dakika görüşsem, düşüncesini alsam iyi olacaktı. Bak, telefon açmış, cevap veremedim, ayıp oldu adama!” diyebiliyor mu?
*
Şunu da soruyor mu acaba kendine; “Her gün bir daire başkanım çekip gidiyor, ya da ben gönderiyorum. Önceleri kamuoyunun bendeki algısı acaba bugün farklılaştı mı? İlk günlerde insanların belleğine yerleşen intiba değişti mi? Genel sekreterler, daire başkanları birer birer yaprak dökümü gibi kayıp gidiyor, kimseyi tutamıyorum. Acaba dışarıdan insanlar getirmek yerine, bu şehrin öz evlatları ile çalışsam daha doğru mu olacaktı? Bütün bunlar bendeki güven kaybına sebep olmuyor mu?” şeklindeki aklıma gelen soruları kendi kendine de sorabiliyor mu acaba?
Çevresindeki insanların sesine kulak veriyor, tavsiyelerini dinliyor mu?
Basın mensuplarını öteki dünyanın insanları yerine koyup, uzaydan geldiklerini mi düşünüyor yoksa? Basınsız bu belediyeyi yönetemeyeceğini aklına getirmiyor mu sayın Güngör!
*
Mesele uzadı, oysa daha yazacaklarım vardı.
Yazının başlığında dediğim gibi, sayın Başkan hiperaktif bir başkan mı, yoksa interaktif bir yerel yönetici mi? Siz ne düşünürsünüz bu meselede?
Başka gün devam ederiz!





