Hayal satmaya kalkıştım, zarar ettim!

Kendimi akıllı, zeki zannederdim. Yanılmışım! Kamuoyu araştırması (anket) yaptırdım, akıl konusunda en arkadan birinci geldim. Meğer herkes benden daha akıllı, daha zeki, daha kurnaz, daha cinmiş!

Kendimi akıl küpü zannederdim. Çoğu kimseler de ‘şehrin akıldanesi’ dediklerinde inanmıştım, meğerse beni gaza getirmişler, düşmanın önüne atıp kendileri geri çekilince, onlar kahraman, ben aptal, salak olmuşum kısa sürede.

*

Meğer ne çok hayallerim vardı, satsam dünyanın parasını kazanacaktım. Hepsi de birbirinden önemli bilgiler içeriyordu. Hani derler ya, ‘insan hayal ettiği müddetçe yaşar!’ Fakat ben boşuna yaşamışım. Hep kendimi kandırmışım, akı küpü olduğumu iddia edenler tarafından kullanılmışım aslında.

Dedim ya, gerçekleşecek ne çok hayallerim vardı, bari içimde duracağına satayım dedim. İyi de piyasasının olduğunu düşünüyordum.

Heyhat!

Borsa gibi yere çakıldım!

*

Ben hayallerimin p eşinde koşarken, sürekli hayal üretirken, bunun için şirket dahi kurmuş, onlarca, yüzlerce insan çalıştırmışken, dikkat ettim ve farkına vardım, hayal hırsızları türemiş. Çaldıkça çalmışlar, yakaladım kaç kez, adamlar pişkin, ‘çalıyorsam çalışıyorum ya!’ deyince, kan tepeme fırlasa da yapacak bir şey yoktu, tuttum Allah’a havale ettim!

Zarar ettim! Maliye kaydımı sildirdim, dükkanın kapısına kilit vurdum!

Oysa ne emekler verdim, ne paralar harcadım, ne zamanlar kaybettim bu hayaller yüzünden.

Ama hırsızlarla başa çıkamadım.