Şu işe bak, Özlem Gürses de bizim gibi düşünmüş. Aklın yolu bir derler ya, o hesap herhalde.
Gazeteciyiz, yazıp çiziyor, duygularımızı, kişisel yorumlarımızı okurla paylaşıyoruz. Niyetimiz kimsenin siyaset yoluna set çekmek veya güzergâh tayin etmek değil. Bizim için, biz haberciler ve köşe yazarları için hayat demek, gündem demek.
Gündemle yaşar, gündemle ölürüz. Bir haber, bir yazı ile gündemi belirlersek, herkes bizden bahsederse, haberi atlatabilirsek ötekilerden ‘gündeme bomba gibi düştü’ etiketini o zaman yapıştırırlar işte.
Ve bütün mesele gündemi belirlemek kadar gündemde kalabilmek.
*
Andırın’lı dostlar alınmasın, gücenmesinler, sözüm meclisten dışarı, okuyan bir toplum değiliz, okumaktan uzağız. Yorumlamaktan da… Ama ahkam kesmede üstümüze yok, kimse bizimle düdük yarıştıramaz, boy ölçüşemez.
Sanki toplum mühendisiyiz, sanki siyasetin siyaset akademisini pekiyi derece ile bitirdik, sanki üst nottan diplomasını aldık.
Çevrenize bakın, okumayan, dünyadan elini eteğini ve bilumum uzuvlarını çekmiş kimselere bakın, dünyadan haberleri yok. Ne oluyor, ne kalıyor, kim ve hangi ülke nereye gidiyor, umursayan yok.
*
Şu gerçeği kimse inkâr etmesin, unutmasın ve garipsemesin, insanlar haberin ya da gündemin sadece kendilerine dokunan tarafı ile ilgileniyorlar.
Birine bir dokun, azıcık canını acıt, bak nasıl havalara zıplıyor, bak nasıl kükrüyor sana aslanlar gibi, bak nasıl tehditler savuruyor arkandan, bak kimleri takıyor peşine. Gündem yaratın ya, gündemde olana dokundun ya…
Memleket kimsenin umurunda değil. Adama dokundun ya, gündemin ana unsuru haline getirdin ya! Kimine göre kahramansın, kimine göre tu kaka…
Belediye başkanı olsa, dokunsa, ‘zaten onun görevi’ diyeceksiniz. Ama senin canın acıdığında gündemin sadece kendine dokunan tarafı ile ilgileniyorsun.
O da emekli veya asgari ücretli isen maaşın, kiralar, eğitim, sağlık ve ulaşım giderlerin ve mutfak harcamaların.
Senin gündeminde bunlar var.
En çok bunlar dokunuyor sana, canını en çok geçim acıtıyor zira.