Ha apartman yöneticisi, ha muhtar!

Hiç fark etmez, birbirinden farkı yok.

Bir apartmanı, bir siteyi yönetmek, ‘kadını, parayı ve çalışanı’ yönetmekten daha zor. Bir adama beddua edeceksen, öyle ‘anan ölsün, baban ölsün!’ deme, onun yerine; ‘Oturduğun apartmana yönetici ya da bir mahalleye muhtar ol!’ de yeter de artar bile. İnsanı ecelinden evvel toprağa verirler alimallah! Sorumluluğu çok, ama hizmete noktasında insanı mutlu kılan, vicdani sorumluluk sahibi yapan kutsal bir görev.

Bütün muhtarlar dostlarıma selam olsun!

*

Anan ölür, baban ölür en fazla 3 gün ağlarsın. Ama bir apartmana, siteye yönetici olur, bir mahallenin muhtarı olursan, her gün ananı ağlatırlar, aday olduğuna, seçildiğine bin pişman ederler adamı.

Büyük İskender yakışıklı, karizmatik bir subay, fakat bekarmış. Çevresini saran dostları, ‘Bak, bütün Fransız kızları etrafında pervane oluyorlar, neden evlenmiyorsun!” dediklerinde, o ünlü komutan şu cevabı vermiş, “Bir ülkeyi yönetmek, bir kadını yönetmekten daha kolay!”

Bir fıkra yazdım diye benim de hakkımda soruşturma açmazlar inşallah.

*

Amma ve fakat…

Demem o ki, bir mahalli seçim geldiğinde, hamdolsun, maşallah-inşallah, muhtarlık için yarışmayan, neredeyse cinayete kadar varan çatışmaya karışmayan yok. Keramet mahallede mi, muhtarda mı, bilemezsin!

Örneğin bir ile, bir ilçeye belediye başkanı seçilecek. Milletvekili de dahil. Benim önerim, o başkan adayı mutlaka ve mutlaka ya bir apartmanı-siteyi yönetmiş biri olsun, ya da muhtarlık yapsın!

Muhtarlık yapmamış insanı milletvekili bile yapmayın!

*

Nedenine gelince…

Ha, elimde imkan olsa bütün muhtarlıkları, (kırsal hariç) bütün belediye meclis üyeliklerini, bütün sendikaları, bütün esnaf odalarını toptan kaldırırım. Bakın bakalım ülkenin bütçesi-hazinesi fazlalık veriyor mu, vermiyor mu? Bakan Mehmet Şimşek’e bile gerek yok vallahi. Parayı emekliye, çiftçiye, dul ve yetimlere, garibanlara dağıtırım. Kalanı ile de keyif çatarım!

*

Muhtarlık yapmış, bir apartmanı-siteyi yönetmiş insan, seçmen ve vatandaş ruhundan iyi analar. Seçmen-vatandaş psikolojisini bilme ötesinde, mahallesinin, il ve ilçesinin sorunlarını bilir. Akşama kadar insanla uğraşmıştır, kimin ne istediğini, neye ihtiyacı olduğunu, daha kapıdan içeri girmeden bilir, anlar. Halkın önceliklerine vakıftır, hangi problemin ne zaman çözüleceğini, nereden ve nasıl destek göreceğini bilir, ona göre çözüm odaklı hareket eder.

Sonra hasbelkader belediye başkanı veya milletvekili olmuş kişi de, gelenlerin ruh halini iyi bilir.

*

Amma ve lakin, damdan düşer gibi, piyangodan çıkar gibi, padişahın püsküllü oğlu gibi işten, insan psikolojisinden, şehre dair hangi başarı hikayesinin yazılacağını bilmeden, yırtık torbadan çıkar gibi seçilmiş insanın bırak şehrine, bırak ilçesine kendine bile hayrı olmaz!

Milletvekili de hakeza.

*

Demem o ki, benim adayım apartmana yöneticiliği veya muhtarlık yapmış birileri belediye başkanı veya milletvekili olsun, seçilsin!

Ulaşılabilirlik bir yana da, sorunları, öncelikleri bileceği için seçmenle-vatandaşla daha kolay iletişim kurar, daha başarılı olur ve o şehre belki heykeli dikilir. Yönetim ve insan ilişkileri meselesinde tecrübe ile sabittir.

*

Ha, bugüne kadar herhangi bir başkanın ve milletvekilinin heykeli dikilmediyse, onun da suçlusu ben değilim.