banner1351
Öne Çıkanlar BÜYÜKŞEHİRDEN TRAFİĞİ RAHATLATACAK YENİ KAVŞAK DÜZENLEMESİ TEZCAN HERKES KENDİ İŞİNİ YAPMALI AFŞİN BELEDİYESİNDE CEYLANPINARDA BÜYÜK PANİK !

Bu haber kez okundu.

PERSONEL VE PARA YÖNETİMİ ÖNEMLİ
 Önce ısınma hareketleri, sonra çim sahaya… Hakemin maçı başlama düdüğü ile herkes performansını sergileyecek.

Tabi Aksu Tv. yola erken çıktı, ilçe belediye başkanlarını ekrana çıkartmaya başladı. Hatırlarsınız, ilkin Türkoğlu Belediye Başkanı Mustafa Taşhan çıkmıştı Erol Öner’in programına. Bu kez, Kentin Başkanları canlı yayın programının konuğu ise Pazarcık Belediye Başkanı Kamil Dalkara oldu. Başlıktaki cümle müthişti, doğru bir tespitti…

Atik, sempatik, karizmatik Başkan Kamil Dalkara, spordan gelme bir insan. Amatörde ve Anadolu takımlarında futbol oynamış, spor kariyeri başarılarla dolu iken, şimdi Pazarcık’a hizmet etmeye çalışan bir yerel yönetici. İnsanlar bir partiden olur, önemli değil. Kişilikli ise, dürüst ise, hizmet veriyorsa, baş tacı etmek gerek. Dalkara, Belediye Başkanı olduktan sonra spor dâhil,  sosyal ve teknik belediyecilik adına ne varsa verdi halkına. Uyumlu, gayretli olunca, iki dönemdir bu koltukta. Bir sonraki dönem için kısmet olur mu derseniz, bu çizgide, bu tempoda gittikten sonra, niye olmasın!

Başkan Dalkara, Erol Öner’in sorularını cevaplandırırken de rahat, kendinden emindi. 2009 mahalli seçimlerinde belediye başkanı seçilince, neler hissetti, neleri yapmayı kafasına koymuştu. Kendine özgü olan “Belediye başkanlığı parayı ve personeli yönetme sanatıdır!” sözünü ne için demişti? “Yerel yönetimler, halkın yaşamını kolaylaştırmak için vardır. Bir başkan nasıl olmalı, kenti nasıl yönetmeli dediğimizde, özellikle personel ve para yönetimini çok iyi bilmesi lazım. Bu doğru bir tesbit. Şayet parayı ve personeli iyi yönetemezseniz, bütçeyi artıramazsanız, artırdığınız bütçe ile hizmet anlayışını ortaya koyamazsanız, personelini nerede ve nasıl verimli olabileceğini bilemezseniz, icraat yapamazsınız. Bu iki unsur önemli. Biz belediyeyi devraldığımızda, bütçemiz 6 milyon idi. Bugün bu rakam 21 milyon Tl. 4 yılda bütçeyi yüzde 300 artırmışız. Para yönetmeyi iyi bilmiyorsanız, kaynakları verimli kullanamıyorsanız, ne bütçe oluşturursunuz, ne de hizmet verirsiniz! Bu işi iyi başardığımızı düşünüyorum. Süre bitmedi ama 4 yıl içerisinde gerek para, gerekse personel yönetiminde ciddi mesafeler aldık!”



SANAYİCİ, İŞADAMIYIM, PİŞMAN OLMADIM!

Programı sunan Erol Öner’in belediye başkanı olduğunuza pişman olduğunuz günler oldu mu, şeklindeki sorusuna bakın ne cevabı verdi Dalkara; “Ben sanayici ve işadamıyım. O sıralar siyasete bulaşmadım, işim gücümle uğraştım. Ticarette başarılı da oldum. Toplumun genel baskısı sonucu siyasete girmemiz önerildi. Baskılar sonucu belediye başkanı adayı olduk, sonuçta seçildik. Ve asla da pişmanlık duymadım. Sonra makamın gerekliliğini yerine getirmek zorundasınız. Bunun için uğraş verdik. Kaldı ki Pazarcık, geri kalmış bir ilçeydi. İsmine yakışmıyordu. Avrupa’da ve Türkiye’de ismi büyük, ama hizmette, kendi içinde, fiziksel anlamda geri kalmıştı. Kamu yatırımlarında, alt ve üst yapılardan yoksundu. Başlamak ve sonuç elde etmek gerekiyordu. Yola çıktık, planlarımızı hazırladık, 4 yıl içerisinde güzel projeleri hayata geçirdik, yapamadıklarımız da oldu belki ama, farkındalıkları fark ettirdiğimize inanıyorum!” dedi.

AVRUPA’YI KARIŞ KARIŞ GEZDİM!

Pazarcık Avrupa’ya göç vermiş bir ilçe. Halkının çoğu gurbette. Acaba dışarıdan gelenler Pazarcık için, Dalkara için ne düşünüyordu? İşte cevabı; “Asıl mutlu olanlar,  dışarıdan gelenler. Şehrin değişimini ve dönüşünü net görebiliyorlar. Her gün yürüdüğünüz yol, kaldırım size sıradan gelebilir belki ama, dışarıdan gelen için öyle değil. Yurtdışından gelenler alt veya üst yapıdaki yenilikleri, hizmetleri görüyorlar. Avrupa’nın tüm ülkelerini gezdim, Pazarcıklıların dernek toplantı-gecelerine katıldım. Onlara hizmetleri anlattım. Nitekim 2009’dan bugüne baktığımızda, o tarihten bu yana göç veren bir ilçenin, göç alan bir ilçe haline geldiğini görüyoruz. Yurtdışından gelenler, şehrin fiziksel konumu itibariyle gelişmesi, büyümesi onları mutlu edince ben de mutlu oluyorum haliyle.”

HAYALLERİ NEYDİ, İŞE NEREDEN BAŞLADI?

Bu, her belediye başkanının kafasındaki soruydu. Öner bunu sordu. Hayallerini gerçekleştirebilmiş miydi, seçildiğinde ilkin nereden başlamıştı? Bakın neler söyledi; “Aday olunca, önce ilçenin bir fotoğrafını çektim. Eksiklikleri, yapılacakları brüşor haline getirdim. Ciddi, profesyonel bir çalışma yaptım. Tabi ilçenin öncelikleri vardı. Önce su… Halk bunu istiyordu bizden. Suyu aylardır, haftalardır, günlerdir akmayan mahalleler vardı. Pompaları değiştirdik, hatları yeniledik, yeni kuyular açtık. 24 saat uyumadığım zamanlar oldu. Gece 12’de kalkıp, suların basınç değerini ölçtüğüm günleri unutamam. Verdiğimiz suyun tamamen şehre dağılmadığını gördük. Kaçak vardı, su kaybı vardı. Tamamını değiştirdik, şimdi şehre rahat yetecek, içilebilir su getirdik. Derken kanalizasyon, yol ve yeşil alan sorunları vardı. Sosyal sorumluluk alanları vardı eksikliğini hissettiğimiz”


KEŞKE… DEDİĞİ ANLAR OLDU MU?

“Olmadı diyemem!” diye başladı cümlesine. Zor bir dönemden geçmişti. Halkın birebir muhatap olduğu görevler zordur. Devam ediyor Dalkara, şunları söylüyor. “Büyükşehirlere hayret ediyorum, ben 30 bin kişi ile zorlanırken, 5 – 10 milyon nüfuslu illerin belediye başkanlarını merak etmiyor değilim. Ama yaptığınız güzel işten, karşıdan olumlu tavır alıyorsunuz, bu da size haz veriyor. Zevkli bir iş. Mahalleye gidiyorsunuz, insanlar sizden memnunsa, bakışlarını, yaşlı insanların gözyaşlarını yüreğinizde hissettiğinizde, bu tarafı güzel de, bizim diğer görevlerimiz de var, işsizlik oranı hızla artıyor. İşsizlik azaldı gibi gösteriliyorsa, yöremizden biliyorum, çok ciddi bir işsizlik var. O bakımdan bize iş için gelenlerin sayısı çok, zira herkes sizi kurtuluş olarak, belediyeyi işveren olarak görüyor. Herkes iş talebinde bulunuyor, cevap konusunda da zorlanıyoruz haliyle. Bunun için yeni yatırım alanları gerekiyor, zorlandığım oluyor. Bunları yüreğimde hissedince, sineye çekince,  ‘keşke başkan olmasaydım’ dediğim çok olmuştur. Yine de bu ilçede doğdum, bu ilçede yatırımlarım var, çünkü ilçemi ve halkımı seviyorum. Her nereye gidersem gideyim, ilçem gözümde tütüyor, bir an önce ilçeme dönme hevesi başlıyor. Çünkü kendimi ilçemde güvende ve huzurlu hissediyorum.”

NELERİ YAPAMADI?  

Soru net olunca, Başkan Dalkara’nın da cevabı net olmuştu. “Yapamadığım, hayata geçiremediğim projelerden biri de, Pazarcık meslek yüksek okulunu ilçeye getirtemedim. O zamanlar çok iddialı ve hırslı idim. Halkıma da söz vermiştim, ancak bunun sadece bir başkanın yetkisinde olmadığını, gücünün yetmeyeceğini öğrendim. Bu beni üzdü tabi. Hakeza, küçük sanayi sitesini kuramadık. Bizi yaralıyor bu. Ama bizi de aşıyor. Yer tahsisi ve kredi büyük sorun. Başarısızlık diyebilirsiniz. Lakin bu yıl içinde, birkaç tane ciddi projelerim var, 2014 Mart ayına kadar hemen hemen başaramadığım çok önemli proje kalmayacak. Bir döner kule projem var, herkes soruyor, ‘ne oldu’ diye! proje ve hayali güzel. Hayata geçmesi için bütçeye ve zamana ihtiyaç var. Göreve geldiğimizde, belediyenin bu kadar mali sıkıntıları olabileceğini düşünememiştik. Çok kötü bir tablo devraldım çünkü. Kamudan da yeterli  desteği alamadığımız için, hep kendi imkanlarımızla birşeyler yapmaya çalıştık. Döner kule büyük bir proje. Kıt imkânlarla spor tesisleri, pazaryeri vardı yapacak, döner kuleyi askıya aldık. Aldık çünkü temel ihtiyaçlar vardı, onlar yapılmalıydı. Bu dönemde bitiremezsem bile, 2014’de halkım bana teveccüh gösterirse, büyükşehir yasası çerçevesinde bu proje mutlaka hayata geçecek, bundan kimsenin kuşkusu olmasın!”

ANKETLER VE ORTAYA ÇIKAN TABLO

Her seçim öncesi, belediye başkanları ve mensubu olduğu partinin tepe yöneticileri anketler yaptırır. Nerdeler? Kendilerini aynada ve halkta görmek, isteniyor mu, seviliyor mu, bilmek isterler. Dalkara da böyle bir çalışma içinde olmuş, olacak mıydı?

Dalkara çağdaş görüşlü, düşünceli modern siyasetçi kimliği olan birisi. Bu soruya verecek cevabı hazırdı; “Tabi ki yaptırdım, yaptırıyorum. Benim yaptırdığım siyasi değil, memnuniyet anketi. Halk benden ne bekliyor, neyi başardım, neyi başaramadım, talepleri ne! Bugüne kadar ortaya çıkan sonuç şu; insanlarda yüzde 65’in üzerinde bir memnuniyet var. Anket sonucunu halkımla paylaşıyorum. Bazı bölgelerde bu memnuniyet yüzde 80-90 iken, bazı semtlerde ise yüzde 20-30’lara kadar düşüyor. Bundan şu çıkıyor, size oy verenler, kötü de olsanız iyi diyor, oy vermeyenlerin de aksine kötü deme, başarısız deme alışkanlığı var. Bu meselede yeterli duyarlılık yok. Onu bir siyasi anket gibi algılıyor insanlar. Ankete cevap verirken, bir siyasetçi gibi davranıyor. Bunun da çok sağlıklı olmadığını gördük, lakin toplum değişecek. Artık marjinal siyaset, kutuplaşma geride kaldı. Pazarcık’ın bir bütün olduğunu hissettirdik. Geçmişte başkanlar hep kendi seçmenine hizmet etmiş. Bir kesim ihmal edilmiş. Biz objektif, herkese eşit davrandık. Oy veren vermeyen herkesi bir gördük. Ayrımcılık  yapmadım, ayırmadım kimseyi birbirinden. Eski tablo yok artık. Bana gelen, her siyasi görüşe sahip insanlardan oluşuyor. Herkesin derdine çare olma arzusu ile bunu personelime monte etmiş biriyim.”


BORÇLAR, ÖDEME İMKÂNLARI…

Göreve geldiğinde belediyenin çok borcu vardı. Çalışanlarına, piyasaya, resmi kurumlara… Seçim çalışmalarında ‘benim personelim dik gezmeli, temiz giyinmeli, en iyisini almalı, en iyi arabaya binmeli’ demişti. Bunu şu cümlelerle izah etti; “Şayet bir insanın yaşam şartlarını iyileştiremezseniz, kafasında sürekli soru işaretleri varsa, o insandan verim alamazsınız. Geldiğimde, personelde ciddi bir yılgınlığın olduğunu gördüm. Sorunun temelinde geçmişten kalan alacağı vardı. İşten çıkarılanlar, sendikadan ötürü davalı olanlar vardı. 10 milyonun üzerinde ciddi bir rakamdı bu. Personelimle masaya oturdum, çoğunun (onlara teşekkür ederek) faizlerden vazgeçmesini sağlayarak, bataklıktan çıkmama, çözümde yardımcı oldular. Böylece geçmişe dönük tüm borçlar ödendi. Çok huzurlu ve mutluyum. Kimsenin beş kuruş alacağının olmadığı bir belediye yarattık!”

SOSYAL BELEDİYECİLİKTE NEREDE?

Nerede olduğunun cevabını Dalkara verdi. Sosyal anlamda ilçenin yeşil alanlara ihtiyacı vardı; evinden çıktığında oturabileceği, dinlenebileceği, doğa ile baş başa kalabileceği mekanlar; “İlkin, halkı sokağa dökeceğim dediğimde yanlış algı oluştu insanlarda. Sokağa dökmekteki amaç, evinde oturan insanları evlerinden dışarı çıkartmaktı niyetimiz. Yola, çay bahçelerine, spor yapabileceği mekânlara ihtiyaç vardı, bunların sayısı artırdık, parklar yaptık, iki parkımız da inşaat halinde. Spor yapabileceği fitnis aletleri var, özellikle bahar aylarında, insanların kaynaşmasını sağlayan tesisler. Yoksul insanların giyim ve kuşam konusunda ciddi sıkıntıları vardı. Halka duyuru yaptık, SEVGİ PAZARI adı altında mağaza açtık, evde kullanılmayan (Türkiye’nin muhtelif yerlerindeki Pazarcıklılar Dernekleri dâhil) elinizdekileri Sevgi Pazarı’na bağışlayın dedik. Çok da faal. Yurt dışından da geliyor. Halk duyarlı. İhtiyaç sahibi insanlara dağıtılıyor. Personel dışında kimseyi görmüyor vatandaş. Hakeza, bu yıl başlatacağımız gıda bankası vasıtasıyla halkın gıda ihtiyaçlarını karşılayacağız. Önümüzdeki Mayıs ayı içerisinde açılacak. Yoksul insanlara Pazar Kart ile verilecek. Yoksulluk sınırına göre, her ay belediyeye gelip 100 tl. alış veriş yapabilecekler. Bir diğer projem de, bir çorba evi idi… Gece, yoksul insanların karnını doyurabileceği çorba evi projesini şimdilik geri aldık.  Esnafa zarar vermemek için de şimdilik bu projeden vazgeçtik. Toplumu birbiriyle barışık hale getirmek için spor tesislerine önem verdik. Spor da bu düşüncenin en önemli ayağı. Futbol, voleybol, bilardo turnuvaları düzenledik.”

 

GURBET ŞÖLENİ ve PARKLARIMIZ

 

İşadamları Dernek Başkanlığı döneminde yayla festivali gerçekleştirmişti. Pazarcık ve çevresinde çok büyük rağbet gördü. Belediye başkanı olduktan sonra,  gurbette yaşayan insanlarımızın böyle bir talebi oldu. Yaz aylarında nüfus 35 bini buluyor. Serzenişte bulundular. İlk yıl acemilikler oldu belki ama geçen seneki muhteşemdi. İsterseniz devamını Başkan Kamil Dalkara anlatsın; “20 binin üzerinde vatandaşımız bu etkinliğe katıldı. İçinde her şey vardı. Tam bir festival havasında gerçekleşti. Çünkü geniş bir alana kurulmuştu. Herkes kendini orada bulmuştu. Çok ilgi çekti. Bu yıl çıtayı yüksek tuttuk, yine de yüksek tutmak zorundayız. Pazarcık halkının görmediği popüler sanatçıları dinleyecek insanlar. Kendi web sitemizde anket yapacağız, vatandaş hangi sanatçıları istiyorsa, onu getireceğiz.”

Pazarcık’ın imar yapısında sıkıntılar vardı. Lokal anlamda plan tadilatları yapılmıştı. Revizyon imar planı yapılmalıydı. Tüm bölgeleri standart hale getirmek gerekiyordu. Başkan Dalkara, bunu Pazarcık’ın kurtuluşu olarak yorumladı, bakın ne dedi; “Pazarcık 1.derecede deprem bölgesi idi ve ciddi bir çarpıklık vardı. Plan tadilatları ve revizyon imar değişiklikleri ile birlikte ilçenin görsel yapısı da değişti. Önümüzdeki süreçte de yeni bir imar planı ile bunları destekleyeceğiz. DSİ ve tarım il müdürlüğü ile sorunlar var, onları da aştığımızda, yeni bir imar planı ile, pazarcık hızla gelişecektir. Yeni yeşil alanlar, parklar yaptık, Celal Doğan Parkı ise bölgenin en büyük, en mükemmel parklarından birisi. Maraş belediyesinin yaptırmakta olduğu bir taziye evi ve park var, başkan sayın Poyraz’a teşekkür ediyorum. Her mahalleye bir park sözüm vardı, bu sözümü yerine getiriyorum.”

TAŞ SORDU; KARTALKAYA İÇİN NE DÜŞÜNÜYOR? 

Dalkara başkan olunca, ilçenin çehresi değişti. Eski bir sanayici olan Dalkara’nın Kartalkaya Barajı ile ilgili bir çalışması vardı. Gaziantep’in içme suyu buradan gidiyordu. Biraz da tarımsal sulamada kullanılıyordu. Baraj çevresinin düzenlenmesine ilişkin ne düşünüyordu? Bu soruyu gazeteci Mehmet Taş sordu. Başkan da; “Güzel bir soru, teşekkür ederim, çok konuştuk çünkü. Başkan olmadan önce de üzerinde durduğum bir meseleydi. Neden yararlanamadık diye… Baraj, 1971 yılında sulama amaçlı yapıldı. O sıralar, kirlenmesi çok da büyük önem arz etmiyordu. Maraş ve Narlı ovasının sulanması, insanların aklını başından almıştı. Ciddi bir verimlilik, zenginlik çıkmıştı ortaya. Çevresel etkiler gözardı edildi o dönemler. Ancak 1986’dan sonra Gaziantep içme suyunu buradan almaya başlayınca, halk baraja yaklaşmanın mümkün olmadığını gördü. Barajda ne yüzülüyor, ne kenarında ekim  yapılabiliniyor, ne de atık madde atılıyordu. Balık bile avlanamıyordu. Biz başkan olunca, baraj kenarının halka açık bir park olabileceğini düşündük. Buna izin verilmedi, vazgeçtik. Ancak, Celal Doğan Parkını rehabilite ederek, alanını genişleterek bugünkü hale getirdik, halkın hizmetine sunduk.” diye cevap verdi.

HELETE CİVARINDAKİ BARAJ…

Pazarcık bu barajdan yararlanabilir miydi? Suyu kullanabilir, balık tutabilir, kayık sefası yapabilir miydi? Dalkara şunları söyledi; “Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanımızla görüştük. Bize, Helete civarında bir baraj yapımından söz etti, ki DSİ de bunu teyit etti. Bu barajın kurulması ile birlikte Gaziantep içme suyunun tamamını Düzbağ’dan temin edecek. Ancak o zaman Kartalkaya Barajının Pazarcık’a kalacağını düşünüyorum. Barajda bir tekne turu düşünmüştüm, bunun da yasak olduğunu söylediler. Halkı baraj ile buluşturma çabası içinde iken, yasaklarla önümüzü kestiler. Şayet Düzbağ Barajı devreye girerse, bu projelerimiz hayata bulur. İleride, Kahramanmaraş Büyükşehir belediyesi ve DSİ’nin ortak projesi kapsamında, Maraş, Pazarcık ve Narlı halkının da bu barajdan içme suyu temininin mümkün olabileceğini düşünüyorum. Bunun temeli bugünden atılmalı, yarın Gaziantep bize oradan su vermeyebilir. Şimdiden görüşmeler ve mutabakat sağlanırsa, söylediklerim olmayacak şeyler değil. Cazibe ile geldiğinden yöre insanı suyu daha ucuz kullanabilir”

 

KAMUDAN CİDDİ BİR DESTEK GÖRMEDİM!

 

Dalkara, bu soruya verebilecek cevabının pek olmadığını ima eder gibiydi. Ciddi bir devlet yatırımı almamıştı ilçe. Ajanslardan destek alabilmiş miydi? Hayır! Sadece Sanko’nun yaptırdığı bir ilköğretim okulundan söz etti. Narlı – Pazarcık arası duble yol çalışması devam ediyor. Onun dışında ciddi bir kamu yatırımı yok. Ajanslardan yeterli destek alamıyoruz. Projelerimiz kabul görmedi. Zaten DOĞAKA’ya da proje sunmayacağımızı söyledik. Çünkü hepsi geri çevrildi. Her ne kadar biz oraya katkı sunsak da, milli eğitime küçük çaplı bir destek dışında katkıları olmadı. Yerel yönetimler açısından çok destek almadık. Ancak Kırsal Kalkınmada 3 projemiz kabul gördü. Yüzde 50 hibe ile. Sanayi sitesi, meslek yüksek okulu, kapalı spor salonu bitirilemedi. Hepsi de proje bazında, bekliyor. Özetleyecek olursam, Pazarcık kamu’dan ciddi bir destek görmedi.”

ADAY İSE VAADLERİ NELERDİR?

Bu soruyu gazeteci Mehmet Yüzbaşıoğlu sordu. Bir yıl sonra seçim var. Yeniden aday ise, vaadleri, projeleri nelerdi. Yine seçilirse, bu kez usta bir yerel yönetici olarak, daha büyük projeler bekleniyordu kendisinden. İşte Dalkara’nın söyledikleri; “Çılgın projeler her zaman olur. Ama bunun finansmanı önemli önce. Önceliğimiz OSB. İstihdam yaratmak, sanayicinin önünü açabilmek için gerekli. TSO ile yaptığımız görüşmelerde, Tomsuklu bölgesindeki OSB ve Pazarcık civarındaki bir OSB’yi önemsiyoruz. Çılgın projeye gelince, Kartalkaya Barajının karşısına bir yürüyüş yolu ve parkur, üstünde asma köprü olan. Çünkü barajın karşı bölgesini kullanamıyoruz. 2014’de seçilirsem yeniden, bu projeyi hayata geçirmek boynumun borcu olacak.”

MESLEK YÜKSEK OKULU ve AKIBETİ

Bu mesele daha önce de konuşuldu. Ancak Erol Öner ısrar etti, akıbeti neydi, nedene hayata geçmemişti. Çok konuşulmuş, çok yazılmıştı. Aslında Dalkara da bu konuyu çok irdelemek istemiyordu. Ama söyleyecekleri vardı yine de; Ama karamsar, ama umutsuz bakışları vardı ekrana yansıyan; “Her platformda bunu dile getirdik ama Türkiye’de en çok umut dağıtan kurumun DSİ olduğunu düşünüyorum. Örneğin bir baraj inşası, böyle bir konu gündeme geldiğinde, vatandaş hemen oldu, bitti sanıyor. Bunun uzun süreli etüt çalışmaları olur. Bakmışsın, bir barajın kurulması 20 yıl almış. Bizim meslek yüksek okulu da öyle oldu. Yarın yapılacakmış gibi topluma umut dağıtıldı, aradan 12 yıl geçmesine rağmen Pazarcık’a bir MYO yapamadık. Neden yapılmadı, yapılamadı? Bunun tek sebebi siyasi. Pazarcık’ın kimliğinden kaynaklı bir hadise. Bunun adı bir siyasi linç! Kamuda görevli biri, topluma eşit bakmalı, bir aşamaya geldiğini söylüyorlar, çok dinledim. İnanmıyorum artık. Çünkü sebep siyasi. Ülkenin her ilçesinde, beldesinde MYO var, 30 bin nüfuslu, bu kadar sosyal, gelişmiş bir ilçede ne yazık ki MYO yok. Yer sorununu dayatıyorlar,  oysa bundan 6-7 yıl önce yer tahsis edilmişti. ZDK’na ait bir alandı. Tapusu KSÜ’de. İzinleri, inşaat ruhsatları alınmış, sadece bütçe ayırıp temel atılacak. Nedense siyasilerimiz bunu engellemek adına elinden geleni yaptılar. 2014’deki seçime getirerek, seçim malzemesi yaparak, halkı kandırma arzusu içindeler. Bunu her fırsatta yineledim, beni dışlayın, kim yaparsa yapsın, her türlü desteği vermeye hazırım dedim. Şimdi DDY’ye ait bir yer belirlediler, karar verdiler, benim olurum olmamasına, gönlüm rıza göstermemesine, yerin uygun olmamasına rağmen, tek ilçeme bir yüksek okul gelsin diye imza atacağımı söyledim. Ve projenin başlamasına ön ayak olduk. Plan tadilatını meclisten geçirdik, onaylayıp kendilerine teslim edeceğiz. Umut ediyorum temeli atılır, 2014’te öğrencilerimiz öğrenim görürler. İnşallah DSİ’nin işine benzemez!”

SPORCU KAMİL DALKARA VE SPOR…

Dalkara’nın bir sporcu kimliği olduğunu, spora önem verdiğini bilmeyen yok. ancak spor yatırımlarında yeterli desteği alamadığını söylemişti daha önce. Bir yerlerden bir şey  beklemek doğru değildi, kendisi başarmalıydı. Pazarcık stadının GHSİL Müdürlüğünden 10 yıllığına kiralanması ile protokol hazırlandı. Belediye adına. Çevre düzeni, tribünlerin düzenlenmesi, sahanın çimlenmesi bitirildi, çağdaş bir stadyuma kavuştu. Sporla ilgili başka ne diyecekti, dinleyelim; “Tüm ihtiyaçları belediyemizce karşılanan iki futbol takımımız var. Gençleri spora yönlendirmek adına önemli bir misyon üstlendiğimizi düşünüyorum. Kapalı spor salonumuz dönemin milletvekili Yılmazcan tarafından temeli atılmıştı, 2006’da, bugüne kadar bitirilemedi, ne zaman biteceği konusunda muamma… Umut ediyoruz, o da kısa zamanda biter.

SİYASET, İSTİŞARE VE SON CÜMLELER

Bir belediye başkanının bölge milletvekilleri ile diyalogu olmalıydı. Dalkara hepsi ile görüştüğünü, kimse ile sorunu olmadığını söylüyordu. “Geldiklerinde hürmetimizi gösteririz. Ama siyasi kimliğimiz belli olduğu için, iktidarın milletvekilleri bizden uzak durmaya gayret ediyorlar. Beni makamımda sadece Nevzat Pakdil ziyaret etti. Onun dışında kimse gelmedi. Birde Mustafa Poyraz geldi, 4 yıl aradan sonra, yine de teşekkür ediyorum. Burası sadece CHP’lilerin yaşadığı bir ilçe değil. 2011 seçimlerinde AK Parti birinci idi. MHP ciddi bir oy almıştı. Yani farklı siyasi kimlikler var. İktidar milletvekilleri sadece beni değil, diğer siyasi görüşteki başkanları da ziyaret etmeli. Pazarcık belediyesi sadece Kamil Dalkara’nın değil, herkesin. Kapımız sürekli açık, gelen hoş geldi, safalar getirdi. Şunu ısrarla söylüyorum, şu anda Pazarcık’ta ciddi bir huzur ortamı var. Sağcısı, solcusu, Alevisi - Sünnisi, hiçbir ayrışım olmadan, huzur içinde yaşıyoruz. Ama seçime 3-4 ay kala gelecekler,  fitne fesat saçacaklar, yalan dolanla halkı kışkırtacaklar, bakmışsınız insanlar ayrışmış, kutuplaşmış. Dilerim bundan uzak dururlar!”

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol