Capital Dergisi’nin Temmuz sayısında yayımlanan “Türkiye’nin Gönlü Zengin İş İnsanları” araştırmasında, Kahramanmaraşlı iş insanı ve BLC Group Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Balcıoğlu da yer aldığı haberi hem yerel basında, hem de sanayi camiasında sevinçle, olumlu karşılandı.
Karşılandı çünkü sayın Şahin Balcıoğlu bu şehrin bir kıymeti, değeri, sektördeki hafızası.
İş dünyasında sosyal sorumluluk çalışmaları, eğitim, sağlık, kültür, çevre ve toplumsal dayanışmaya sağladıkları katkılarla öne çıkan isimlerin değerlendirildiği araştırmada, Şahin Balcıoğlu’nun hayırseverlik faaliyetleri ve topluma sunduğu katkılar dikkat çekmişti.
Eee, Capital Dergisi bu gerçekten yola çıkarak bu haberi vermişti. Maraş halkı, sanayi kesimi bilmese de, farkına varmasa da, altının değerini sarraf anlardı ancak.
*
İşi dünyasının sevilen yüzü sayın Şahin Balcıoğlu’nu aslında uzun uzun anlatmaya gerek de yok,
“Türkiye’nin gönlü zengin iş insanları” noktasında hakkını teslim etmek için öyle uzun boylu araştırmaya da gerek yoktu.
Derginin araştırması, iş insanlarının yalnızca ekonomik başarılarını değil, toplumsal fayda sağlayan sosyal sorumluluk projeleri ve hayırseverlik faaliyetlerini de esas alarak kamuoyuyla paylaşıyor olması kuşkusuz şehir için bir gurur abidesiydi sayın Balcıoğlu.
*
Babadan oğula, sevgili Aykut Balcıoğlu’na geçiyoruz.
BLC Group CEO’su Aykut Balcıoğlu, küresel savaşların ve jeopolitik gerilimlerin tekstil sektöründe belirsizliği artırdığını belirtmiş, firmaların her gün değişen piyasa şartlarına göre pozisyon almak zorunda kaldığını söylemişti.
Ne zaman? Hafta içinde. Bloomberg HT ekranlarında Zeynep Akyol’un sunduğu “30 Dakika” programına konuk olan Balcıoğlu, savaşın tedarik zincirinden stok yönetimine, maliyetlerden ihracat talebine kadar birçok alanda sektörü doğrudan etkilediğini ifade etmiş, bizler de bu özel röportajı haberleştirmiştik…
*
Sevgili Aykut, babasının izinde, sektörün emrine amade. Aile terbiyesi, iş ahlakı ile büyümüş, donanımı, tecrübesi ile ulusal televizyon kanallarının da canlı yayınlarına çıkmış cesaret ve feraset sahibi bir delikanlı.
Balcıoğlu, savaş sürecinde emtia fiyatlarının ve lojistik maliyetlerinin sürekli değiştiğini belirterek, bu durumun üreticiler açısından öngörülebilirliği ortadan kaldırdığını bir yana, firmaların artık uzun vadeli plan yapmakta zorlandığını dile getirmiş, “Bir gün savaşın sona ereceği açıklanıyor, ertesi gün yeniden sıcak çatışmalar başlıyor. Bu nedenle sektör olarak değişen şartlara uyum sağlamaya çalışıyoruz. Süreci yönetemiyoruz, sadece gelişmelere göre pozisyon alabiliyoruz.” demişti.
Mesele Trump, mesele ABD olunca, tutarsızlık adamın karakterinde olunca, değişen şartlara uyum sağlamak ve süreci yönetmek elbette güç olacaktı.
Çünkü adam mahallenin değil, dünyanın delisi. Deliden akıllı karar çıkar mı?
*
Belirsizlikler nedeniyle üretimin verimsiz hale geldiği aşikar iken, mevcut durumu şehir içi trafikte yakıt tüketen otomobilden farkı yok.
Üretimin bir gün yoğun, bir gün durgun seyretmesinin işletmelerde verim kaybına neden olduğu kesin. O cihetle, firmaların hem stok maliyetleri hem de nakit akışı arasında denge kurmaya çalıştığı bilinen bir gerçek.
Faiz karın ağrısı. Hem kişilerin, hem işletmelerin sıkıntılı komşusu.
Yüksek faiz ortamında fazla stok bulunduğu için finansman yükünü ağırlaşıyor, geçmişte 1-2 aylık stoklarla çalışılırken bugün yaklaşık 4 aylık stok tutmak zorunda kalındığının herkes farkında.
*
Sevgili Aykut Balcıoğlu, babası sayın Şahin Bey gibi akıcı, şiir tadında ve düzgün Türkçe ile konuşunca yayını dinlemek de keyifli oluyor. Söyledikleri sanayi ve iş dünyasında kaygı verici olarak görünse de, tedarikçilerle uzun vadeli fiyat anlaşmaları yaparak riskleri azaltmaya çalıştıklarını ifade eden Balcıoğlu, ithal edilen ham maddelerde yaşanan maliyet artışlarının ise kaçınılmaz olarak satış fiyatlarına yansıdığı malum.
*
Savaşın ardından küresel tedarik zincirlerinde yaşanan sorunların Türkiye’ye yönelik talebi artırdığı gerçekken, özellikle Avrupa pazarında Türk tekstiline ilginin-talebin yükseldiğinin herkes farkında.
Bu talebin kalıcılığı konusunda temkinli olunması gerektiği apaçık meydanda iken, stokların dolmasının ardından siparişlerde yavaşlama yaşanabileceği konusunda herkes hemfikir.
Benim anlamadığım, ulusal gazete haberlerini dinliyorum, televizyonların ekonomi sayfasına göz atıyorum, ‘ekonomi iflas etti, battık, bittik, kapatıyoruz’ türü felaket tellallığı diz boyu iken, bizim yerli ve milli sanayicilerimiz belki doğru, belki de yarınlara ümitle bakabilme düşüncesinden olabilir, Türkiye’nin düşük maliyetle rekabet etmesinin giderek zorlaştığını ifade etmiş sevgili Balcıoğlu.
Herkes de biliyor ki, sektörün geleceğinin markalaşma ve katma değerli üretimden geçiyor.
Bıraktım dünyayı, vazgeçtim Avrupa’dan, bizim bir ulusal marka algısı oluşturmamız gerekiyor.
Tek tek firmaların çabasının yeterli olmayacağı kesin. Sektör genelinde ortak bir markalaşma vizyonuna ihtiyaç bulunduğu gün gibi aşikar.
Bu süreçte Mısır çok konuşuldu, gündemden düşmedi. Maraş’ta bile bazı sanayicilerin maliyet hesabı yüzünden yatırımlarını Mısır’a taşıdıkları çok konuşuldu, yazıldı, çizildi.
Ama duyuyoruz ki, geri çekilmeler de başlamış. O kadar da cazip değilmiş üretim için, maliyet hesapları için. Son yıllarda tekstil sektörünün yöneldiği Mısır yatırımlarının düşük işçilik maliyetlerine rağmen üretim ve hizmet kalitesinde beklentilerin tam karşılanamadığı gerçeğine varılmış demek.
Türkiye’de yıllar içinde oluşan sanayi kültürünün Mısır’da henüz oluşmadığı gerçeği biline biline, bu nedenle bazı firmaların yeniden Türkiye üretimine yönelmeye başladığını bilmeyen, duymayan kalmadı.
*
Sayın Şahin Balcıoğlu kadar oğlu sevgili Aykut’u dinlemek ne kadar yararlı, şiir tadında olsa da, yazmak da bizim için keyifli ve o kadar da kıymetli.
Ne mutlu bize ki, ‘otu çek köküne bak!’ tarzındaki bir baba-evladı tanıştırdı bizlere.
Bahtları ve yolları açık olsun, bol üretimler, bol istihdamlar diliyoruz.