Neymiş, güvensiz gıdalar mercek altındaymış. Gittiniz, denetlediniz iyi ettiniz de, elinizde mercek gören olmadı.
Nereye sakladınız onu. Tama komedi, tam Kemal Sunal’lık, tam Levent Kırca’lık.
Dalga geçer gibi…
*
Zaman zaman, gerek vatandaşın şikâyetleri, gerekse kamuoyu baskısı, gerekse yazılı veya görsel basında çıkan haberlerin ihbar kabulü sonrası belediyelerin zabıta ekiplerinin gıda güvenliği ve denetimi adına esnafın dükkânlarını didik didik ederler.
Büyük marketlere girebilirler mi, mümkün değil. Hiç raf fiyatları ile kasa fiyatlarını kıyasladınız, aradaki farkı gördünüz mü? Resmen aldatıyorlar, kazıklıyorlar.
Dün haberlere girdi, yine yetkililer, etkililer (ne kadar yetkili ve kadar etkililer ise o tartışılır) yöresel ürünlerin olduğu mekânlarda gıda denetiminde bulunmuşlar. Aferin, helal olsun size! Canlarım benim, kutlarım sizi be!!!
Cesaretinize hayranım valla!
*
Haberleri bize öyle geliyor ya, bir de güvensiz gıdalar koyuyorsunuz adını. Allah aşkına dalga geçmeyin, hangisi güvenli ise söyleyin de gidip oradan alış-veriş yapalım!
Kimlere, ne kadar cezalar yazıldı, bilmiyoruz. Sadece denetim yapıldı, esnaf uyarıldı, insan sağlığını hiçe sayan ürünler toplatıldı vs… Her zaman bizlere düşen sıradan haberler. O gün, gün kurtarılmış, denetimler başarı ile yerine getirilmiş, kutsal görev başarıyla sonuçlanmıştır!!!
Falan fıstık. Canlarım benim, madalyanız eksik sizin! Söyleyim de takıversinler boynunuza.
*
Geçmişte belediyeler bu tür denetimleri çok yaptılar. Büyükşehir belediyesinin Demokrasi Meydanında bir noktası var. Bütün zabıta çalışanları orada toplanırlar, çay-kahve muhabbeti, sonra bir iki göstermelik esnaf ziyareti.
Meydan desem kalmadı çarşının içindeki bir-iki esnaf ile başa çıkamayan zabıta, bir de kendini denetlese iyi olacak! Nesini, hangi çalışmasını denetleyecek, o da ayrı bir muamma!
*
Kaldırım işgali zaten başlı başına rezalet. Yürümek cambazlık gerektiriyor. Hem işyerinin önünde, hem de çarşının ortasında gıda ürünleri… Tüküren mi ararsın, toz-toprak ve araçların egzoz gazı mı, gerisini siz hesap edin artık!
Bütün gıda ürünleri kabak gibi açıkta, her gün üzerlerine tonlarca toz birikiyor, etiket zaten yok, herkes tutturabildiğine vatandaşı kazıklıyor, zamları bahane edip her gün yapıyorlarsa şayet etiket değiştirmek, fiyatları artırmak, zaten alım gücü her geçen gün düşen vatandaşın sinir uçları ile oynamak.
*
Bak, Onikişubat Belediyesi yaptığı denetimlerde 850 kg. sağlıksız sucuk yakalanmış. Kutlarım o ekibi. Yaptırım olsun, caydırıcı olmasın! Eşek-domuz etini koyun, dana eti diye yedirenleri denetleyin en çok.
Bu denetimlere zaman zaman tarım il veya ilçe müdürlüğü elamanlarının da katıldığını görsek de, dostlar alış-verişte görsün. Turistik geziye çıkmış gibiler maşallah ve inşallah.
Yukarıda da söyledim, hadi cesaretiniz varsa o 3 harfli marketlere girin de ceza yazın, göreyim sizi.
Lokantalara gidin mesela. Mutfaklarını kontrol edin, hangi şartlarda bize ne yedirdiklerine bakın! Çoğunun mutfağına mideniz kaldırmaz.
Yoğurt imalatçılarına gidin bir zahmet. Fiyatının yanına yaklaşılmıyor zaten. Niye pahalı desen, ‘süt’ bahane ediliyor, her gün zamlanıyormuş süt. Ulan dalga mı geçiyorsunuz, o kadar dondurmacı var, yoğurt üreten marka-firma var, dünyanın sütü gelse yine yetmez bize de, yutturuyorsunuz ya, helal olsun.
Süt tozu kullanıyoruz deyin de, canımı yiyin, biraz dürüst, biraz samimi olun! İnanmıyorsanız muhasebecilerindeki faturaları inceleyin! Görebiliyor, inceleyebiliyorsanız!
Pastanelere bir göz atın! Tatlıcı dükkânlarına girin! Gıda ürünleri satan işyerlerinin bir de depolarına, ambarlarına, ardiyelerine, perdelerini aralayın, çalışanların bile giremediği o loş ışıklı yerlere girin girebiliyorsanız. Bakın bakalım, hangi pislikler bekliyor size.
*
Devam edeyim mi, peki…
Ölmüş tavuk dürümü satan dönercileri unutmuyorsunuz değil mi? yahu lütfen, hatırım için birkaçına girin de mutfaklarının ne âlemde olduklarına şahit olun!
Hepsinde desem belki nankörlük olur, çoğunun mutfağında fareler cirit atıyordur, böcekler dans ediyorlardır. Girin içeri, korkmayın, belki sizlerle de dans etmek isteyebilirler. Haberlerde az mı izledik.
Hazır yemek fabrikalarına girin zamanınız varsa. İnsan sağlığının hangi şartlarda korunduğuna bakın bir. Çalışanlarının sigortasını kontrol edin, kullanılan malzemeleri (yağları dahil) denetleyin!
İnsan sağlığının nasıl hiç edildiğini göreceksiniz de, zamanınız yok ki göresiniz!
*
Ceza yazsanız ne olacak, zabıta veya tarım il-ilçe çalışanları daha yerlerine oturmadan, akşama mesai bitmeden senin partiden bizim partiden gelen telefonlar yüzünden her şey görmezden gelinir, vatandaş ve esnaf gene bildiğini okur, gene tüm gıda ürünleri açıkta satılır kabak gibi, (yazın firiklerin toz toprak içinde, kaldırımlarda, çarşıların ortasında satıldığını görmedi mi zabıta) itiraz etsen faydası yok, ya alıyorsun, ya vazgeçiyorsun.
Bin bir lanetler okuyarak, küfürler ederek!





