Bereket versin sevgili Gökhan Büyükdereli’nin (keşke turizm, gastronomi ve kültür adına herkes onun gibi çabalasa) işlettiği oteli var da, zaman zaman da olsa varlığını, adını hatırlıyor, unutmuyoruz.
Bir kere gitmiştim, şimdi gitmeye kalkışsam, vallahi yerini bilemem, bulamam. Sora sora Bağdat bulunur mu, bulunur da…
Bu ayıp bana yeter mi derseniz, fazlasıyla yeter!
Bir yabancı gelse, nereye ve nasıl götüreceğimi bilemem de, biz tarihi Namık Kemal Mahallesine, daracık bir sokağın içine hapsettik. Araç parkı bile sorun dibine kadar. Etrafını açmak için ne uğraş veren var, ne çaba gösteren.
Ne etrafının istimlak edilmesini isteyen var, lafa gelince çok da, icraat sıfır olunca, sözler havada kalıyor.
Kültür müdürümüz Seydihan Küçükdağlı’ya zaman zaman iş çıkıyor, birileri es kaza gezmek istediğinde, bildiği, unutmadığı kelimeleri, cümleleri kullanıyor. Millet de dinliyor, dinliyor.
Turistlere verebileceğimiz bir broşürümüz bile yok.
Ama biz tarihimize sahip çıkıyoruz!
Neyle, sözde!
*
Konuşunca mangalda kül bırakmıyor kimse.
Tarihimiz gün yüzüne çıkartılsın, uluslararası arenada gösterilsin, yerli yabancı turistler gelsin diyoruz da, lafını seviyoruz ancak!
Bu meselede çok yazarım da, çıngar çıkıyor, arkadaşlar alınganlık gösteriyor.
Evet, isteyen kabul eder, isteyen etmez, biz geçmişi, tarihi ve kültürü hapsettik. Bakalım hakimler ve savcılar ne kadar gün verecekler.
Artık idam mı edilir, müebbet mi yer, yoksa kısa bir süre sonra tahliye mi edilir, vallahi ben de ne yazacağımı şaşırdım!
Allah kurtarsın!





