Parti içinde neredeyse holiganlaştılar, şişindiler, güç zehirlenmesi yaşadılar, ne oldum delisi havasına girdiler,  girince de vatandaştan koptular, kendilerini bulunmaz Bursa kumaşı yerine koyup, sistemin dışına çıkanlardan hiçbir hayır görmedik bugüne kadar.

Bu gün ve bundan sonra da görür müyüz, bilemiyorum.

O hale geldi ki, taraftar olmayı çoktan bıraktılar. Kendi içlerinde bile çelişirlerken, bölünmüşlük sergilerlerken, şayet siz kendi aranızda bölünür, parçalanır, herkes ayrı telden çalarsa, üstelik de birilerini mağdur eder, sırf egonuzu yüksek tutabilme adına partiden ihraç ederseniz, insanları partiden uzaklaştırır, itibarsızlaştırma anlamında kapıdan içeri sokmaz, selamlarını dahi almazsanız, gün gelir sizin de defterinizi dürerler!

Tamam mı şekerim!

Kimse kalkıp da, “Yok canım, nereden uyduruyorsun bunları, saçma!” demeye kalkışmasın! Adamı baldırcan gibi oyarlar valla!

*

Tetikçiliğe soyunlar oldu.

Haysiyet cellatlığına kalkışanlar oldu. Adam harcama, gerçekten partili, gerçekten bu davaya inanmış, göğüs germiş, emeğini ve imkanlarını bu parti için harcamış, evini-barkını ihmal etmiş, partinin mutfağından gelmiş kimseleri elinizin tersi ile kenara ittiniz.

Partiyi büyütmek adına küçülttünüz, insanları partiden soğuttunuz.

Sen, o güzelim, o lezzetli pastayı paylaşmaz, hepsini ben yiyeyim dersen, yedirmezler adam, kursağında bırakırlar.

*

Benim bir okurum var, ki herkes tanır. Bu şehrin en akıllı kasabı, toplumsal duyarlılıkları olan insan. Cebrail Akıllı…

Bakın ne demiş; “Ağ (beyaz) bitin pamukçuya zararı olurmuş) Muhalefet kazanmanın tadını mı aldı ne? Alışmış kudurmuştan beter yalnız!” Daha yazdıkları var da, onlar bu konunun dışında.

Sen boş bırakırsan meydanı, sen bu memleketin sorunları ile uğraşmak yerine, Ali ile Veli ile, Ahmet ile Mehmet ile Ayşe ile Fatma ile uğraşırsan, birileri de senin kapını öyle bir çalar ki, kırılsa yenisini yapacak usta bulamazsın.

*

Kimse siyaseten ağır abi olduğunu söylemesin, (ağır abi, asıl söz sahibi millettir) havalarına girmesin. Ben bilir ben söylerim, ki yazdıklarım da beni bağlar, bu şehirde siyasette belirleyici olan, sözü geçen, bir sayın Mahir Ünal, iki sayın Ahmet Özdemir derim.

Hal böyle olunca, sen ciddiyetten ve davadan uzaklaşır, gerçek partilileri görmezden gelirsen, parti kurma hevesinde olanlar da gelir, senin ötelediğin, dışladığın, kapının önüne dahi koymaktan imtina ettiğin insanlara talip olur.

“Bize gel” derler.

İddialar, dedikodular çok. Eski belediye başkanlarını, eski milletvekillerini çağırmışlar sözüm ona.

Yahu gidin işinize be! Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı. Hemi nereye gidiyorsunuz, daha karpuz kesecektik. Kabak mabak, yine de şu sıcaklarda serinletiyor insanı ya, ona bak!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol