Allah’tan başka kimseden, feriştahından korkmayan ben, devletime, milletime inandıktan, güvendikten sonra, onun bunun tehditleri, çemkirmeleri, aba altından sopa göstermeleri vız gelir, tırıs gider!

Topraksı topraksı koksam da, daha ölmedim!

Aslında başlık, cesur gazeteci Murat Ağırel’e ait idi, ondan ödünç aldım, ya da köşesinden arakladım, hangisini anlarsanız artık!

Şunu bilir, bunu söylerim, gazeteci olayların, kişilerin öznesi olmamalı. Bağımsız, özgür hareket etmeli, yazmalı, eleştirmeli. Kayda geçsin diye yazıyorum!

*

Bir de şunu bilirim, gazeteci gökdelenlerden, apartmanların 12’inci katından aşağıya tükürmez, tükürmemeli. Hele hava rüzgârlı ise, tükürdüğü üzerine yapışabilir. Lekesi kalır.

Neden yazmam, neden susmam gerektiğini, yerini bilen, bu meslekte 55 yılını devirmiş birisi olarak, hakaret etmedikçe, belden aşağı vurmadıkça, tehdit ve şantajı gazetecilik olarak benimsemedikçe, kimsenin özel hayatını didikleme heva ve hevesinde olmadıkça, kimden ve neden korkacağım ki.

*

Devletimi seviyorum, milletime saygı duyuyorum, yaşadığım şehre bayılıyorum ve herkesin de bana hayran olmasını beklemesem de, bu şehrin suyunu, toprağını ve havasını solumuş biri olarak haber ve yazılarımla biri rahatsız olacaksa, çok da umurumda değil.

Rahatsız etmiyorsa şayet, reklamları seyrediyorsunuz demektir.

Bizden haber, bizden yorum, reklamları nasıl olsa seyredersiniz başkalarında!

*

Unutmadan, bu mesleğin kıymetli yazarlarından sevgili Mustafa Alyaz’ın  benzer bir yazısı vardı, gerçekten mükemmel yazmış. Analizleri, tespitleri, yorumları harika! Okumanızı tavsiye ederim.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol