Evde yangın çıkartmak!

Vatandaşın gerçek sorunlarının, sanal gündemin altında kalması artık sıradan. Hobi bahçeleri adıyla tarım arazilerinin talan edilmesinin yanı sıra İran savaşı nedeniyle yaşanan gübre krizi, önümüzdeki 10 yılın en önemli konusu olacak. Gıda milliyetçiliği, tarım ve su savaşları bekleniyor.

Biz var olanları yok etmeye çalışırken, tüm ülkeler kendi vatandaşlarını bekleyen gıda ve su krizi konusunda ciddi önlemler alıyorlar. Bu yetmiyor, başka ülkelerde tarım arazisi kiralayıp, üretim yapıyor.

Biz de yaptık bir zamanlar. Sudan ve Venezuella’da arazi kiraladık, tarımla uğraşacaktık, artık buğdayı Ukrayna’dan almayacak, portakal için İran kapısını çalmayacaktık. Mercimek dışarıdan, nohut hakeza, içeride kala kala mısır kaldı.

Kendi kendimize yeterken, bomboş Konya ovasını kullanmak, tarım alanı haline getirmek dururken, ne işimiz vardı Sudan’da, Venezuella’da.

Sanki bir demet maydanoz, bir salkım domates mi getirdiniz? Sayın Vahit Kirişçi de gitti, geldi. Ne getirdiğini, hangi ekimlerin yapıldığını, bu iş için devlet bütçesinden ne kadar harcama yapıldığını, kiralanan arazilerin akıbetini sormak gerek!

*

Yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz hep ithal. Bizden olanları, bizim kaynakları ona buna verdik. Gıda krizi ile karşı karşıyayız.

Bakın sarı bela tuttu İran’ı vurdu. Kolay lokma zannetti, bir solukta kellesini alırım dedi, fakat sert kayaya çarptı, bir geri bir ileri gitti, ne yaptığını, ne dediğini de kimse anlamıyor zaten, tutarsız, dengesiz biri, petrol başta olmak üzere gıda savaşlarını da bu savaşa dahil etti.

*

Hal böyle iken, hamur undan, vaziyet bundan ibaret iken, biz erken seçim de erken seçimi diye bir tarafımızı yırtıyoruz, şu milletvekili olsun, bu olmasın diye aday toto oynuyoruz, yok şu başkan çalışıyormuş, yok şu başkan cebini dolduruyormuş, yok şu gazeteci devletin arazisine çöküyormuş, yok şu partinin il başkanı beşiriksizmiş, mızmızmış, uyuşukmuş, işi gücü bıraktık bunlarla uğraşıyoruz.

Çalışanın, bu şehir için didinenin elinden tuttuğumuz yok!

İyi günde değiliz.

*

Aha bayram da geride kaldı. Kaç kişi kurban kesti, kaç çocuk kesilen kurbanı görebildi, kaç evde mangal yandı! Buğdaydan canlı hayvana kadar her şeyi ithalat ediyor olmamız artık haber bile olmuyor. Üstelik bu ithalatçı firmaların ona buna yakınlığı, kamu yöneticileriyle ortaklığı gibi yolsuzluk ve usulsüzlük anlamına gelen uygulamalara da göz yumuluyor olunca, sizi temin ederim vatandaş siyasetten de bıktı, usandı.

Bir de sahtekâr hocalar çıktı, aklına esen fetva veriyor bilir bilmeden. Millet dinden imandan soğudu, namazı terk etti.

Baksanıza, Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan çıkmış, ülkeyi yönetmeye talibim demiş. Yahu arkadaş, sen kendini yönetemiyorsun, partine hakim değilsin, adamların kuş gibi birer birer yuvadan uçup gitmişler, kala kala 15 kişi kalmışsın, üstelik de kanatları altında seçildiğin, meclise girdiğin muhalefet partisine çemkiriyorsun!

Biraz samimi olun da ciğerimi yiyin be!

*

Bütün bu yanlış politikalar, enflasyon başta olmak üzere, fiyat artışları, istikrarsızlık, dışa bağımlılık, ürüne erişememe, tedarik zinciri krizi gibi birçok sorunu beraberinde getiriliyor.

*

Ve TÜİK Başkanı dahil, kimse gerçekleri konuşmuyor. Doğruları söylemekten kaçan kaçana. Ahlak dersen yerlerde sürünüyor, mevsimi bile gelmeden kızların göbeği bir karış açık, toplu taşıma araçlarında hamile kadınlara, yaşlılara, engelli vatandaşlara yer veren yok! Tıfıl oğlanlar kızlar göz göze gelmemek için başını cep telefonuna yönlendirmiş, kimseyi görmüyor. Okullarda zaten öğretmen öğrencilerle başa çıkmayı, ders vermeyi, hal ve gidişi anlatmayı bırakmış, biz evdeki yangını körüklüyoruz ha bire.

Aklı başında kimseler de gerçekleri gizleme derdinde, ‘kuşa bak, kuşa!’ diyerek aklımızla dalga geçme peşindeler. Ve nedense de herkes bu tuzağa düşüyor.