Şarkıyı Fatih Kısaparmak’tan dinlerken, o dağların kaç rakımda olduğunu düşünür, kimbilir zirvesine kimler tırmandı ona kafa yorarım, kimbiir kaç kez karlar yağdı tepesine ona bakarım, ne çiğler düşmüştür dibine, ona yanarım. Benim dağlarım kekik kokan Engizek Dağları ve yaylası…
Hepimiz birer dağız aslında. Zirvelerimiz olmuştur, üzerimize karların yağdığı, rüzgârların dövdüğü, tanımadıklarımızın tırmandığı o yüce dağlar kimbilir neler gördü.
Bir rüzgarla kalsa yine iyi de, kimbilir hangi ihanetlerle yüzleşti, kimbilir kimlerin tuzağına düştü, kimbilir kimlerin sevda kervanını ağırladı kuytusunda!
*
Bazen dağlarda kar olası geliyor insanı. Bazen bir tipi, bazen hiç dinmeyecekmiş gibi esen bir fırtına, çoğu zaman da karı erimeyen, beyaz gelinlikleriyle doğaya gülümseyen dağ olası da geliyor insanın.
Karlar mevsimi geldiğinde eriyor, ama dağ hep kalıcı. Ya bir adım ötemizde, ya da sadece ismini biliyoruz, uzaklarda. Haritada yerini bile bilmediğimiz kimbilir hangi dağlar vardır ve o dağlarda hangi sevdalar çiçek açmıştır, kim bilir!
*
Bazı dağlar vardır, her mevsim tepesinde kar barındırsa da, bazı dağlar vardır volkaniktir, zaman zaman lav püskürür, ama öyle dağlar var ki, sevgi püskürür doğaya, insanlığa, o o sevgi yüklü volkan insana huzur verir, mutluluk deryasında yüzdürür insanı.
*
Çok yer gördüm, çok gezdim, desem yeridir de, aşılmayan dağlar da gördüm. Rakımı yüksek, ama korkunç. Baktıkça ürküyorsun, ürktükçe başını çeviriyorsun dağlardan. Sanki üzerine üzerine gelecekmiş sanıyorsun.
Ben o dağlardan çiçek toplamadım. Hep karını gördüm, hep fırtınasına tutuldum senelerdir. Dibinde rastgele bir çiçek bulduysam, koparmaya kıyamasam da iki gün sonra solduğuna şahit oldum. Demek dağları çiçekleri de uzun ömürlü olamıyormuş, bunu gördüm, onu anladım!
*
Fatih Kısaparmak’ın ‘bu dağlar ne rüzgarlar gördü’ şarkısını dinlerken arasından, yanından geçtim Engizek’e giderken.
Ülkemin dağları neyse de, şehrimin dağları bana daha şirin geliyor. Rüzgârlarını, karalarını, açan çiçeklerini seviyorum dağlarımın! Buram buram kekik kokan dağlara salasım geliyor kendimi de, ‘dur gitme, kal orada!’ diyor hayat!
Hayata yenik düşüyor, kabul ediyor, ‘tamam, bir yere gitmiyorum!’ cevabını veriyorum. Veriyorum ama yaşadığım şehrin dağları kimbilir ne rüzgârlar gördü, onu anlamaya çalışıyorum.
*
Bu şarkıyı dinlerken, memleketimin, kahraman şehrimin, Maraş’ın deli deli esen boyrazı geliyor aklıma! Saçlarım dağılsa da deli deli, ılık ılık gönlüme de esen o boyrazdan, ‘memleketimin boyrazı’ deyip (o deli boyraz kimse!) sineye çekiyorum.
Ve ben o deli boyrazı da seviyorum.