Aksiyon filmleri izleyenler, içinde bu cümle geçen sahneleri ve uyarıları çok izlemiş, dinlemiştir. Amaç, toplum kurallarına ve etik değerlere ters düşen kimseleri, suçluyu pasifize ederek yakalamak ve yasal çerçeve içinde ceza kesmek!
Burnumuzun dibinde savaş tamtamları çalıyor, yine barut kokusu genzimize kaçar, kendi halimize yaşamaya çalışırken, ‘Enflasyon düştü düşecek, faiz indi inecek’ diye papatya açıp tatlı tatlı takılırken, ramazanla birlikte fırsatçılık, pahalılık yüzünden cebimiz, kredi kartlarımız marketler önüne park ettiler.
*
Toplum Rabbimin bağışladığı ömür sürecince yaşamayı düşünürken, görevini düzgün yapmayan, tehdit ve şantaj ile insanların özel hayatlarına müdahale eden, bunu da çıkara tahvile çalışıp, yediği dayaklara ve mahkeme kararlarına rağmen bir türlü uslanmaya, edepsizliğini sürdürerek imalat artığı olduklarını her fırsatta ispat eden özgül ağırlığı sıfır, meslek karekökü yerlerde sürünen sözde sosyal medyacı, güya gazeteci kılıklı kamera ve klavye şövalyelerine sesleniyor, ‘Ellerini kaldır ve yere yat!’
*
Özel hastanelerin soyguncu yeri olduğu söylenir, yazılır senelerdir. Faturayı şişirmek, hastaya uygulanamayan operasyonları yapılmış gibi gösterip, her müdahale için faturaya nakış nakış işleyen(!) sağlık kuruluşları için vatandaş tepkili. Sağlık önemli ve kıymetli ama özel hastaneler merhamet ve vicdan yoksunu olunca, vatandaşa da ‘Ellerini kaldır ve yere yat!’ demek düşüyor.
Oysa, ‘Bizim niyetimiz, yola çıkış gayemiz para kazanmak değil, vatandaşa sağlık hizmetini sağlıklı, uygun fiyat anlayışı kadar en mükemmel şekilde ve zamanında vermek.’ diyen özel hastane sahipleri de varken, devlet hastanelerinden yeterli sağlık ve hekimlik hizmeti alamayanların koştuğu özel hastaneyi hatırladınız mı?
İsim yazarsam reklama girer! O da bizde yok!
*
Su faturalarının şişkinliği şu sıralar kamuoyunun en çok tepkisini çeken şey. Kırsaldaki, dağdaki adamdan kanalizasyon veya atık su bedeli adı altında paralar isteniyor.
Ocak ayına kadar mütevazı bir eve gelen su faturası 300-500-800 lira iken birden bire faturalara hidrojen bombası düşmüş gibi haneleri yakıp yıkması, muhalefet siyasi partilerin de gündemindeydi.
‘Bağ-bahçe sulamıyoruz, araç yıkama istasyonumuz da yok! Canımıza tak etti ’ diye isyanları oynayan vatandaş ister istemez KASKİ’ye ’yaklaşma, yakarım!’ diye bağırıp tepki veriyor, devamında ise; ‘Ellerini kaldır ve yere yat!’ tehdidini savuruyor.
Suya, faturalara gelen yüzde 35’lik zammın şişkin faturalarla alakası yok aslında. Bir bilgi kirliliği ve yaratılmak istenen algı var. Kırsalda 1 yıldır su parası ödemeyen, bahçesini sulayanların bu suçlamaları yaparken bir daha düşünmelerini istiyorum.
Büyükşehir Belediyesi ve KASKİ aşırı gelen su faturalarına dair bir açıklama yapmak zorunda. Vatandaş ikna edilmeyi ve tatminkar bir açıklama bekliyor.
*
Şu sıralar siyasiler, yani milletvekilleri toplumun en çok tepki çeken kimseleri. ‘Boş çuval dik durmaz’ diyenler var, ‘3 çeyrekten 1 tam olmaz!’ diyenler de.
Toplum bir güven sorunu yaşıyor ve bunalımın içinde.
Partilerin milletvekili sayısının bir önemi yok. Çokluk hareket, bereket ve hizmet anlamına gelmiyor. Vatandaş siyasilerde ve yerel yönetimlerden sorumlu etkili ve yetkili kimselerde ciddiyet, samimiyet ve hizmet arıyor. Artistler gibi poz verip, Ankara’ya, liderine mesaj göndermek yerine, halka rağmen siyaset yapılmayacağını öğrenemeyen, toplumdan ve gerçeklerinden uzak, halka inmekten imtina edenlere söylediği şey şu; ‘Ellerini kaldır ve ayağa kalk! Yoksa Marmara çırası gibi yakarım!’
*
Biz günlerdir, haftalar ve aylardır şehrin toparlandığını, ayağa kalkmaya hazırlandığını yazıyor, Büyükşehir Belediye Başkanı, şehrin hafızası, kadim şehrimiz için bir şans, bir fırsat olduğuna her fırsatta değindiğimiz sayın Fırat Görgel’e her zaman ve zeminde güvenir ve inanırken, İller Bankasından ihale alıp şehrin dört bir tarafına savrulan, altyapı ihalelerini alıp, işi bittikten sonra yolları tamir etmeyen, yamasını dahi yapamayan, asfaltını dökmeyen müteahhit firmalara ateş püskürüyor.
Oysa altyapı çalışmaları sebebiyle ne bedenimizde, ne araçlarımızda hayır kalırken, amiyane tabirle içimiz dışımıza çıkarken, müteahhidin yapmadığını Başkan Görgel tamamlıyor ve şehri bilmeyen, sorusuz sorumlu müteahhitlere de ‘Yaklaşma yakarım, işini düzgün yap ve çabuk bitir!’ tehdidini savurmadan da geri kalmıyor.
Şu mübarek günlerde bayramlık ağızımızı açtırmayın, günahlarımıza bir yenisini daha eklemeyin ve katsayıyı artırmayın!
Oysa ben sizin yedi sülalenizi tanıyorum!