Ellerin ettiği cana değmezmiş!

Zamanın Alimlerinden Hallacı Mansur (858 -922) idam edilerek şehit edilmiştir. Enel-hak dediği için Allah’a şirk koştuğu düşünülmüştür. Ancak gerçek öyle değildir. Hallacı Mansur, fena fillah olmuştur. Yani kendi benliğini ve nefsani varlığını Allah’ın varlığında yok etmiştir.

İdam sehpasına götürülürken ahali taşa tutar ve orada dostu Şibli’de bulunmaktadır. Diğerleri taş atarken dostu Şibli gül atar. Ve Hallacı Mansur şöyle bir sitemde bulunur. “Taş atanlar beni bilmiyorlar, tanımıyorlar onun için halden anlamadılar. Halden anlayanın attığı bir gül bile beni incitti ” diyerek hakikatin halden anlamak olduğunu dile getirmiştir.

*

Evet bu hikaye insanın tanımadıklarının yaptığını çok umursamadığını, ancak kendini tanıyan ve halini bilen insanların yaptığı vefasızlık ve anlayışsızlığın daha çok can acıttığının gayet açık ve net bir tarifidir aslında.

İnsan tanıdığı ve sevdiği insanlardan olumsuz bir davranış beklemez, böyle bir durumla karşılaştığında da çok üzülür.

Doğru olan vefayı bilmek, birinin güvenini ve dostluğunu kazanmışsan onu kaybetmemektir. Zor zamanlarında yanında olmaktır.

*

Yazımı kendi şiirimle sonlandırıyorum;

Kader bizi etmedi hiç bahtiyar

Gençliği yaşamadan olduk ihtiyar

Ellerin ettiği değmez de cana

Sevdiklerinin ihaneti can yakar.

Vefa dolu, sevgi dolu bir hayat diliyorum.