‘Hadi hayırlısı, işte ilk yazım’la başlayan yazarlık serüveni ardından hızlı bir trafik akışı yaşanmaya başlandı. Dostlarım, arkadaşlarım, sayfamı takip edenler, tanımasa dahi okuduklarını belirterek destek olan kimseler, ‘şu meseleyi de yazsan iyi olur!’ gibisinden kaynak oluşturmaya, beni teşvike çalışırken, bendeki yazma isteği, hevesi de o kadar büyümeye başladı.
Yazmak bir tutku. Baştan beri hem patronum ‘iyi gidiyorsun, devam!’ deyince, amatörlükten profesyonelliğe daha çok atacak adımın olduğunu bilsem de, ki bu gerçek var daha çok mesafe kat etmem gerektiğini üzerime yükleseniz de, sizlerin karşısında olmak, sizlerin sesi olmak banim topluma, sizlere olan sorumluluğumu artırıyor.
*
Bugün eleştiri konusuna değinmek istiyorum.
Eleştiri hakaret değil. Zaten sitemizin logosu yanında bu kriter açık açık dile getirilmiş. Patronuma çekmişim, 'kral çıplak' diyen bir yapıya, bir karaktere sahibim. Hayat beni buna mecbur etti.
Eleştiriyi belden aşağına yönelten, insanların özel hayatını didikleyen zihniyete karşıyım. Ama görüyorum, okuyorum ve duyuyorum, sosyal medya cambazları bu toplumsal ahlakı, kriterleri yerle yeksan etme derdinde.
Bütün dertleri para koparmak.
*
Biraz tez canlıyım galiba, biraz tahammülsüzüm herhalde ki, bu tür iğrenç yorumlara, bel altı vuruşlara çok çabuk tepki veriyorum.
Ama patronum uyarıyor, “Sakin olacaksın. Pislikle muhatap olursan, onu zirveye taşırsın, onunla aynı kefeye konursun. Zaten o pislik insanların beklediği, istediği de o. Fakat şunu unutma, adalet bir gün onlar için ide er geç tecelli edecek!”
*
Çok duydum, çok okudum, şehirleri ayakta tutan, tanıtan unsurlardan biri futbol, bir diğeri de ki çoğu öyle galiba, markalar ve firmalar.
Bu şehir markaları ve firmaları ile vardır ve onlarla yaşayacak, büyüyecek iken, kalkıp da eften püften şeylerle bu marka ve firmaları etkisizleştirmek, müşteri nazarında küçük düşürmek, itibarsız hale getirmek kime ne fayda sağladı bugüne kadar.
Dikkat edin, A veya B, ya da X firması demiyorum, yazım genel. Hepsi de bu şehir için çalışıyorlar, üretiyorlar, istihdam sağlıyorlar. Kazandıklarını bu şehre harcayıp, vergilerini bu şehrin maliyesine yatırıyorlar.
*
Her ailede olduğu gibi, her marka ve firmalar da sorun yaşayabilir. Şu ekonomik sıkışıklık döneminde, geçimin zor olduğu günlerde kalkıp da kapısını müşterilerine açan, onların yuvalarına sıcak bir mutluluk dağıtan marka ve firmaları linçe kalkışmak çirkin bir tutum.
Zaten gerçekten gazeteci olan bunu yapmaz. Yapanların da kim olduğunu benden iyi biliyorsunuz.
Patronum onlara ‘imalat artıkları’ diyor. Ben de onay verdim!
Kadı ki günümüzde hizmet sektörü ve insan odaklı markalar-firmalar insanların yaşamını kolaylaştırmak için varlar.
Lütfen kırmayın, dökmeyin. Ve imkanınız varsa Yunus Emre’nin ‘İncitme gönül’ şiirini de yaşam felsefeniz haline getirin.
*
NOT: Dulkadiroğlu Belediye Başkanı sayın Mehmet Akpınar ile yaptığım röportaj 20 Nisan Pazartesi günü sitede olacak.