Daha üzerinden birkaç gün bile geçmedi, fakat ve lakin, PTT Başmüdürlüğü ve Karayolları Bölge Müdürlüğü meseleleri neredeyse ikinci plana itildi gibi, şimdi Dulkadiroğlu Belediye Başkanı, vizyon sahibi sayın Mehmet Akpınar’ın hayata geçirmeye çalıştığı ‘Doğu Gelişim İmar Planı’ şehrin ve bölgenin yeni gündemi haline geldi.
Başkan Akpınar Mecliste yaptığı konuşmada, şehrin iki köprü arasında sıkıştığını, Allah muhafaza muhtemel bir afet karşısında şehrin girişlerine tanıklık eden Aksu Köprüsü ile Ceyhan Köprülerinin yıkılmaları halinde şehre giriş ve çıkışların yapılamayacağını söylemesi, bunu kamuoyu ile paylaşması dikkat çekti.
Çekilmeyecek gibi değil.
*
Bu şehrin güneyden kuzeye, batıdan doğuya acilen yeni bir imar planına ihtiyacı var. Senelerdir yapılmadı, ihmal edildi. Oysa şehir büyüdükçe büyüdü, fakat imar meselesi hep askıda kaldı, sümen altı edildi.
Başkan Akpınar farklı bir kişilik. Vitrini sağlam, vizyon sahibi. Bazı yolları kalabalıklarla yürünemeyeceğini, bazı davaların sayı ile değil, inanmışlıklarla büyüyeceğini, bazı hedeflerin onları taşıyacak omuzun, makam arayan değil, yük taşımaya razı olan omuzlar olduğunu belirterek, ‘beni seven arkamdan gelsin!’ çağrısına ne bu şehir halkı, ne Dulkadiroğlu, ne duyarlı ve hassasiyet sahibi kimseler kayıtsız kalamaz!
105 mahallesi var Dulkadiroğlu’nun. Başkan Akpınar 93. Mahalle toplantısını da Gafarlı’da gerçekleştirirken, vatandaşlara Doğu Gelişim İmar Planı’nı anlattı. Anlaşılan o ki ihtiyaca ve önemine binaen anlatmaya da devam edecek.
Tabi anlamak isteyenlere…
Ne demişti Meclis konuşmasında; “Deprem sonrası ciddi bir sıkışmışlık yaşıyor. Trafik sıkışmış, şehir merkezi sıkışmış, yaşam alanları daralmış durumda. Hepimiz biliyoruz ki şehrin doğuya doğru planlı bir şekilde gelişmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.”
Dediği gibi, bu mesele siyaset meselesi değil, şehrin, ilçenin geleceği meselesidir.
Dulkadiroğlu Belediyesi olarak üzerlerine düşeni yaptılar. Çalışmalar yapıldı, plan hazırlandı, emek verildi. Üstelik mevcut planlama içerisinde yolların yeri belli, yapı düzeni belli, düşük yoğunluklu alanlar belli, kontrollü gelişim modeli belli.
Şimdi artık bu işi ağırdan alma zamanı değil; aksiyon alma zamanıdır. Çünkü şehir beklemiyor, nüfus beklemiyor, kaçak yapılaşma beklemiyor.
*
Ne demişti; “Biz bugün planlı büyümeyi sağlayamazsak, yarın plansız büyümenin bedelini hep birlikte öderiz. Bu sebeple Büyükşehir Meclisimizin tüm üyelerine çağrıda bulunuyorum:
Gelin bu meseleye siyasi gözle değil, şehir gözüyle bakalım. Süreci hızlandıralım. Teknik meseleler konuşulsun, eksikler giderilsin ama Kahramanmaraş’ın geleceği artık bekletilmesin.
Çünkü bu şehir bir kez daha geç kalmayı kaldırmaz!”
Haklı söze hacı emmim ne desin!
*
Mezarlık karşısında, Menderes Mahallesi sınırları içinde bulunan eski sanayi meselesi her geçen gün büyüdükçe büyüyor. Bu bölgenin pislikten, kirlilikten, gayri ahlaki davranış serüvenlerinden kurtulması, arınması gerekiyor.
Deneyin isterseniz, akşam hava karardıktan sonra bu bölgeye giremezsiniz. Her türlü pislik yaşanıyor. Bu bölgeyi kamulaştırıp, ya da devlet eliyle (TOKİ, Emlak Konut veya EPP) ıslah etmenin, yaşanılabilir konutu ve işyerleri ile cazibe merkezi haline getirmenin vakti çoktan geçti.
Mehmet Akpınar Başkanıma söyledim, “Sorumluluk alın, Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel ile el ele verin, proje hazırlayın, maliyetleri masaya yatırın, temizleyin şurayı, ıslah edin, heykelinizi diksinler!”
Tabi ve aslında bu bölgedeki tasarruf, yani kullanım Büyükşehir Belediyesine ait. Zaten bir ilçe belediyesinin bu dar bütçe ile bu bölgeyi ıslah etmesi, yaşanılabilir hale getirmesi mümkün değil. Devlet eliyle olacak ne olacaksa! Zaten ötesi sayın Mehmet Akpınar’ı aşar.
*
Peki, Büyükşehir böyle bir riski göze alır mı? Feraset ve cesaret sahibi, kendini bu şehre adamış yiğit insan Fırat Görgel bu riski göze alabilir. Tabi ki riskleri, maliyetleri olacak, zaman da önemli. Bilmem kaç dönümlük alanı kapsayan eski sanayi bölgesi iyileştirilir mi? Belediyenin bütçesi yanında altyapıyı gerektirecek onlarca iş çıkacak ortaya. Bu zaman demek, bu maliyet demek, bu yorulma demek.
Yüzlerce işyeri var. Küçük ölçekli iş yerleri genelde. Ancak şehrin merkezinde kalmış, kiri, pası ve her türlü pisliği bünyesinde barındıran bu bölgenin şehrimiz esnafına, ticaret erbaplarına, iş dünyasına kazandırılması gerekiyor ki, artık burayı temizlemek, arındırmak zorunluluk haline gelmiştir.
*
Bunun için yeni Melike Özdemir’lere ihtiyaç var. Yorgun savaşçı, mahkeme kapılarından beri gelemeyen Özdemir, bu meselede Fırat Başkanın yükünü alır mı, ne derece etkili olur, hangi önerilere sıcak bakar, bekleyip görmek gerek.