CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMI

Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçimi hiçbir zaman sıradan bir olay olmamıştır. Cumhurbaşkanı seçimleri zaman zaman hatta rejim krizine dönüşmüştür. Nitekim, meselâ 2007 cumhurbaşkanı seçiminin rejimi temelden sarsan bir “yargı darbesi”ne yol açmış olduğu hatırlardadır. Yine hatırlanacağı gibi, bu yargı darbesi ancak parlamentonun kararlı duruşuyla aşılabilmişti. Daha önce de cumhurbaşkanının aylar boyunca seçilememesi 12 Eylül darbesinin gerekçelerinden biri sayılmış idi.

Yeni cumhurbaşkanı genel oyla seçilmiş olmanın verdiği güçlü bir demokratik meşruluğa sahip olacaktır. Bu durumda, Türkiye’nin “bölünmüş” toplumsal yapısı ve etnik-kültürel çoğulluğu karşısında, demokratik meşruluğa sahip bir cumhurbaşkanının birleştirici bir figür olma şansı vardır. Daha özel olarak, toplumumuzun hâlihazırda içinde bulunduğu gerilim ve hatta kutuplaşma ortamında, demokratik meşruluğu güçlü ve bütün toplumu kucaklamaya hazır bir cumhurbaşkanına Türkiye’nin hayatî derecede ihtiyacı var.

Cumhurbaşkanının genel oyla seçilecek olmasının hükümet sisteminin ve hatta siyasî rejimin niteliği bakımından da önemli sonuçları olacaktır. Gerçekten de, 1982 Anayasası’nın nispeten güçlü bir cumhurbaşkanlığı makamı öngörmüş olması karşısında, yeni cumhurbaşkanının demokratik meşruluğa sahip olacak olması parlamenter rejimin yapısında ciddî bir değişikliğe yol açabilir.

Hatta, bu makama seçilecek kişinin anayasal konumunu algılama ve görevini yerine getirme biçimine bağlı olarak, bu değişim Türkiye’yi otoriter bir yarı-başkanlık veya başkanlık sisteminin eşiğine getirebilir. Dahası, uzlaşmaz ve kavgacı kişiliğe sahip bir cumhurbaşkanı toplumu birleştiren bir figür olmak yerine, toplumda zaten var olan kutuplaşmayı daha da derinleştirerek Türkiye’yi bir çıkmaza bile sokabilir.

Bu arada, genel oyla seçilmesinin, cumhurbaşkanının anayasanın kurgusunda kendisi için öngörülmüş bulunan vesayetçi rolü yerine getirmesini daha da kolaylaştıracağını da akılda tutmak gerekiyor. ‘Millet’in birliğini temsil etmesi ve onun duyarlılıklarını gözetmesi beklenen cumhurbaşkanı, tam tersine, yeni güçlü konumunu millete vesayet edecek şekilde kullanmaya yönelebilir.

Bu durumda, yurttaşlar olarak cumhurbaşkanımızı kendi ellerimizle seçecek olmamızın bizde yaratması muhtemel tatmin duygusunun istenmedik ihtimallere gözlerimizi kapamasına yol açmaması için, ağustos seçiminden sonra da tetikte olmamızda ve yeni cumhurbaşkanının görevini yerine getiriş tarzını yakından takip etmemizde yarar var.