Bilgisayarın başına oturdum ama ne yazacağımı, nereden ve kimden başlayacağımı bilemedim önce. Ama bir şeylereyazmam gerektiğini de bildiğim için, izlediklerimi, okuduklarımı ve duyduklarımı sizlerle paylaşmak zorundayım. Kayıtsız kalamazdım, duyarsız davranamazdım.
Önce, hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize geçmiş olsun derken, camianın, ülkemizin başı sağ olsun!
Bugün cenazeler kaldırıldı. Allah’tan rahmet dilerken, yaralı öğrencilere sağlık dilemekten başka bir şey gelmiyor elimizden.
Tabi sorular çok. Hem de deli cinsinden.
Bu çocuklara silahları kim veriyor. Emniyet mensubu bir babanın evinde 5 silahın ne işi var. Hadi diyelim emniyet mensubu, 1 neyse, 2 de olabilir de 5 tane ne alaka? Sonra çocuğu poligonlara götürüp ateş talimi yaptırmak hangi aklın ürünü?
*
Evet okullarda güvenlik yok. X Ray cihazı da yok. Öğrenciler dahil, herkes elini kolunu sallayarak giriyor içeri. Kimin hangi niyetle girdiğini bilemiyorsun.
Sanıyorum bundan sonra okullara güvenlik alırlar. Ha, bu güvenlik şirketleri de göz önünde tutulmalı. Herkese güvenlik belgesi vermek de bu kadar kolay olmamalı. Oğlan veya kız çocuğu daha rüştünü bile ispat etmemiştir, bedenen zayıf, biri höt dese bırakıp kaçacak, ki böyle birilerine kapı da güvenilmez. Güvenlik çalışanları önce güvenli olacak. Belge, sertifika verilirken fiziki yapı ve yaşı da biraz gözden geçirilse iyi olur derim.
*
Valimiz sayın Mükerrem Ünlüer ne yapsın. Gidip de okul kapısında öğrencilerin çantasını kontrol edecek değil. Her zaman duyarlı, hassasiyet gösteren, sağduyulu bir mülki amirin yapabileceği ne vardı başka? Temkinliydi, hassasiyet sahibiydi.
Yazmasam çatlar ölürüm, bir televizyon kanalını açıyorsun, Uzak Şehir… Kan, gözyaşı, silah ve cinayetler. Her sahnesi şiddet dolu.
Başka kanalı açıyorsun, adına Halef dedikleri dizi. Diğerinden farkı yok, şiddet, cinayet ve silah…
Öteki kanala bakıyorsun, Yeraltı… Şiddetin, cinayetin dibine kadar işlendiği senaryo… Ve öteki kanaların, dizilerin aslında birbirinden farkı yok.
Kadın dizileri ayrı bir facia, kimin eli kimin cebinde, aldatma… Neyse, konumuz bu değil, geçiyorum.
Sonra, sosyal mecralarda gezinen şiddet içerikli oyunlar. Adını yazmak istemiyorum, çocuklar uyuşturucu gibi bağımlı hale geldiler. Yasaklanmalı, çocuklar ekrandan uzak tutulmalı, derslerine odaklanmalı.
*
Sudan, bıçaktan, elektrikten ve silahtan korkan, torunlarıma silah oyuncak almaktan imtina eden, televizyonlarda çizgi filmler içinde şiddeti barındıran sayfaları izletmezken, şimdiki çocuklar internet caf’lerde en kralını izliyor. Ve çocuklar suça itiliyor. diziler, sosyal medya mecraları ve oyunlar çocukları suça heveslendiriyor. Öğrenci değil, resmen suçlu, katil yetiştiriyoruz.
*
Öğretmen ne yapsın! İşlediği bir kusurdan dolayı öğrenciye bir fiske vursa, cetvelin ucuyla dokunsa bir yerine, ‘öretmen beni taciz etti’ diye avaz avaz bağıracak, (al başına belayı) ortalığı ayağa kaldıracak, ya da gidip babasına üstüne koyarak anlatacak ki, veliyi öğretmen ile karşı karşıya getirecek, babası da gidip soluğu partide alacak. ‘oğluma şunlar-bunlar yapıldı, bu öğretmeni buradan alın!’ diye akıl verecek. Eskiden öğrenci velisinden, öğretmenden korkma değil de çekinirdi, şimdi öğretmen öğrenciden çekiniyor, korkuyor.
Eğitim o hale geldi.
Biz de öğretmenlerimizden kusur işlediğimizde tokat da yedik, ki ‘öğretmenin vurduğu yerde gül biter!’ sözünden hareketle gıkımız çıkartmaz, eve geldiğimizde anne-babamıza bir şey anlatmazdık. Anlatsak bir dayak da onlardan yiyecektik çünkü.
Şimdi herkes kendi kanununu devreye sokuyor! Tekrar hayatını kaybedenlere rahmet diliyorum, yaralılara acil şifalar tenmennisiyle…