O bir memleket evladı, memleket sevdalısı. Ne düşünüyor, ne yapıyorsa, ne söylüyorsa bir maddi beklentisi olduğu için değil, bu şehrin manevi mimarlarına ve değerlerine sahip çıkıp, yine bu şehrin kangren olmuş sorunlarına değinen birisi olarak, ortaya koyduğu performansı ayakta alkışlıyorum.

Sevgili Ali Gemci ile yanılmıyorsam ilk kez ayını tam hatırlamıyorum, iki yıl önce, Öğretmenevi bitişiğindeki Kıraathane’de yüz yüze geldik, konuştuk, sohbet ettik. Yine mesele Kahramanmaraş idi. Ama o gün neyi konuştuk, aradan epey zaman geçti, unuttum. Ancak bende bıraktığı kesin intiba şu ki, tarih başta olmak üzere, şehir efsaneleri ile dolu bir arkadaşımız. Tolgadırlı Beyliğinin günümüz yaşayan liderlerinden (temsilcisi de diyebiliriz) diyebilirim ona.

Kültürlü, donanımlı ve duyarlı. Ve o kadar da isyankâr. Hani derler ya, gözünü budaktan, sözünü dudaktan sakınmayan bir garip adam. Deli desem beni mahkemeye verir, tazminat kazanır da, diyemiyorum. Ama bizde yiğide deli derler. O niyette anlarsa sevinirim. Adam delinin önde gideni(!)

Akıllı deli. Kendini bu şehrin milli ve manevi değerlerine, sorunlarına adamış, bir ihtiyar delikanlı, sözünün eri bir adam işte…

Videoları izlerken hem bilgiler edindim, edindiğim derme çatma bilgilerin eksik ve yanlış olduğunu öğrendim (çünkü bize öyle öğrettiler. Malik Bin Ejder’de olduğu gibi) genel kültürümün ne kadar eksik olduğu gerçeğiyle yüzleştim.

İsyanı kime, sorumlu olduğunu zanneden sorumsuzlara, duyarlı olduğunu iddia eden duygusuz ve duyarsız kimselere. Artık bunların içinde kimler varsa…

*

Korona sebebiyle, Cumartesi Pazar eve kapanınca, insan cep telefonunu düşürmüyor elinden. Eşimizden, çocuklarımızdan daha samimi olmuştuk sosyal medya ile. Nasıl olsa dünya küçüldü, dünya avucumuzun içinde ya, ‘ne var, ne yok!’ diye gezinirken, sevgili kardeşim, yüreği Kahramanmaraş için çarpan Ali Gemci’nin Derneğinin, Maksat Der’in hazırladığı (Maksat Tv) videolar çarptı gözüme. Vakit geçsin diye rastgele izlerken, bırakamadım. Önce Karaziyaret’teki kara sulardan, derelere akan kimyasal atıklardan, yani fabrikaların arıtması olmayıp, kimyasal atıklarını sulara bırakanları ve o derelerin, o suların çevresinde yaşamaya mecbur ve mahkûm bırakılan insanların isyanını, çilesini dinledim kendi ağızlarından.

İsyanları doruk noktasındaydı. O mahallelerde yaşayanların hayatının hayat mı olduğuna dair kuşkularım, (Mahalle sakinini kadın ve erkeklerin söyledikleri kulaklarına pamuk tıkayanlara kapak olsun) endişelerim bende ziyadesiyle yer edinince, o videodan bir başkasına, diğerlerine geçtim.

Her dinlediğimde, bu değerli dosta olan inancım, sevgim, saygım daha da arttı.

Sosyal sorumluluk sahibi ancak bu kadar olurdu.

*

Aksu Çayı, Derdimet Dede, Malik Bin Ejder ve Ulu Cami arkasındaki Tolgadırlı Beyliğinden kalma olduğu iddia edilen boş bahçe ile ilgili bilgileri paylaşırken, bir Maraşlı olarak kendimden utandım.

1936 yılında, bu şehirde belediye başkanlığı yapan, adı da (Hasan Sukuti Tükel) bir bulvara verilen birinin bu şehre ve bu şehrin manevi değerlerine verdiği manevi zulmü, işkenceyi anlatırken, gözlerim doldu desem inanın.

Sayın Ali Gemci’nin bin bir emek ve zahmetle çektiği, hazırladığı videoları da, bu şehrin duyarsız siyasetçilerine, belediye başkanlarına, bu şehirden kendini sorumlu sayıp da sorumsuzluk sergileyen bürokratlarına, işadamlarına ve basın mensuplarına armağan ediyorum.

Belki izlerler de, utanırlar, yüzleri kızarır da, meselelerin çözümü için ellerini taşın altına koyarlar!

Utanacak yüzleri varsa tabi.

*

Son sözüm, bu şehrin gerçekleri ile kendini paralayan, çırpınan sayın Ali Gemci’ye teşekkür ediyorum. Emeğine, yüreğine sağlık kardeşim!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol