“Biz Reis’e oy veriyoruz AK partili oluyoruz ama bunlar bizden değil…
Sen ki, Büyükşehrin Belediye başkanı olacaksın…
Sen ki o şehrin Şehr-i emini olacaksın ve bu kriz gününde işini kapatan, geliri olmayan ve belki de başka geçim kaynağı olmayan esnafa borçlu olacaksın ve de sen bunlar içerisinde 350 esnafa 25 milyon alacaklarını (Daha önceki aylar belki de yıllar önceki hak ettiği alacaklarını ) yardım yaptım diye övünerek açıklama yapacaksın.
Esnafa yardım mı yapıyorsun, alacağını mı veriyorsun, yoksa ULUFE mi dağıtıyorsun?
Kim bilir daha kaç esnaf, daha kaç milyon alacaklı var onu da bilemiyoruz. Veya alacaklılar toplam alacağının yüzde kaçını aldı. Belediye esnaf alacağını sıfırladı mı?
Bu halk bunları sıfırlamazsa, bunlar da hesapları sıfırlamayacak galiba.
Bir de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının bu kriz döneminde esnafa ve halkına yaptığı yardıma bakıyorum (üstelik de kimsenin mal vermediği veya hizmet etmediği ve Belediyeden tek kuruş Hakediş alacağı olmadığı halde) Bir de Kahramanmaraş Belediyesine bakıyorum, memleketim adına çok ama çok üzülüyorum.
Bu memleket böyle Başkanları hak ediyor mu diye düşünüyorum.”
*
Yukarıda okuduğunuz satırlar, değerli dostum, adaşım Mehmet Bağrıaçık’a ait. İçimden, aklımdan geçenleri yazmış. Sadece bendenizin değil, vatandaşın, esnafın duygularına tercüman olmuş. Onların isyanı, onların sesi olmuş adeta.
Devam etmiş; “… Ve hangi partiden olursa olsun çalışmalarına bakarak MANSUR YAVAŞ diyorum.
Bu Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı da gidip yazdığı kitabı bir daha okusun!
Ya Mansur Yavaş’ı takip etsin, ya da Mansur Yavaş Belediye Kitabı yazdı ise alsın, defalarca okusun!
AK Parti o kadar başarıdan dolayı o kadar gözü kör ki, hep vekilleri, bürokratlardan seçiyor. Oysa memurdan halk adamı ve siyasetçi olmaz.
Ne yazık ki; Ben yaptım oldu diyorlar ama nereye kadar? Kaç milletvekili halkın bağrından çıkıp geldi, kaçı bürokrasiden?”
*
Şimdi, tabi benim de bu yazıya ekleyeceklerim var. Önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Fatih Erkoç, doğrudur belediyeyi borçlandırdı. Ama sordunuz mu, araştırdınız mı niye borçlandırdı?
Sadece bir örnekle yetineceğim. Diğerlerini de ekleyecek olsam, yazı on günlük makaleye dönüşür, ki gerek de yok, herkes kimin ne yaptığını çok iyi biliyor, notunu da veriyor.
Örneğin Arasa Otoparkı.
Bu parkı yapan müteahhidin 4 milyonu aşkın alacağı vardı. Kaldı ki sayın Erkoç bu otoparkın tapusunu üzerine yaptırmadı, cebine koyup götürmedi. Acaba diyorum, merak ediyorum, sayın Güngör, müteahhidin bu alacağını da ödedi mi?
Tabi alacaklı daima haklı.
Hiçbir zaman siyasetçi olmadığını söyleyen sayın Güngör, bu borçları, yani esnafın alacaklarını ödemek için bir sene neden bekledi? İllaki bir felaket mi yaşanmalıydı? Şayet bu korona denen lanet olası virüs hayatımıza girmeseydi, sosyal ve ekonomik yaşamı zehir etmeseydi bize, esnafa, bu borçları ödemeyecek, beklemeye almaya devam mı edecekti?
Başka sorum yok hakim bey!
*
NOT: 4 yıl önce, Elbistan’daki su zehirlenmesi sonrası, KASKİ Genel Müdürü iken görevinden alınan Mustafa Altınok, bu kez genel müdür yardımcısı olarak atanmış.
Diyeceğim şu, işten anlayan biri geldi. Hayırlı olsun sayın Altınok.
Son not; bu kurumu senelerdir babalarının çiftliği gibi yönetenlerin de o görevde kalmaması lazım!





