Sevgili okuyucularım bu yazımda…

16 yıldır hep gündemde olan…

Efsaneleşen… Seçimle yıkılamayan… Ayak oyunları ile yıkılmaya çalışılan…

Şahsen rakip bir takımın taraftarı olarak bazen kızsam da, bazen yaptığı yatırımlar ve transferleri kıskansam da, hep takdir ettiğim büyük bir insan, büyük Başkan Aziz Yıldırım’a destek olmak adına bu köşe yazımı yazmaya karar verdim…

Güzel Türkiye’mde 17 Ocak gününden itibaren herkes bir korku ve gelecek endişesi içinde…

Dolar almış başını gidiyor… Altın desen, alan pişman, satan pişman…

Ekonomi darmadağın… 50 milyar dolar borsadan uçup gittiği söyleniyor…

Hükümete, yani iktidara atfedilen yolsuzluk iddiaları had safhada…

Banka müdürü ayakkabı kutusun da dolarları saklıyor…

Bakanların bazılarına binlerce lira değerinde saat hediye verildiği, Başbakan’ın ise çevre ve şehircilik bakanına imar tadilatı değişikliği için talimat verdiği söyleniyor…

Kılıçdaroğlu’nun son günlerde dillendirdiği bu değişikliğe karşılık 20 dönüme yakın arsanın bir vakfa bağışlanması istenildiği belirtiliyor…

Başbakan’ın başdanışmanı TSK ya kumpas kurulduğunu söylüyor…

Ergenekon, balyoz, şike davalarının yeniden yargılanması yönünde girişimler yapılıyor…

Tüm bu gelişmeler güzel Türkiye’min gündemini oluştururken, Yargıtay’dan şike davası ile ilgili onama kararı çıkıyor…

Ve gündem bir anda Fenerbahçe ve Başkanı Aziz Yıldırım ile uyanıyor, Aziz Yıldırım ile uyuyor…

Yerel seçim heyecanı bile ikinci plana itiliyor…

Televizyonlar hep Büyük Başkan Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe’yi konuşuyor…

Büyük Başkan, sessizliğini Fransa’dan açıklama yaparak bozuyor…

“ Ben aziz yıldırım olarak bu hukuka aykırı karara saygı duymuyorum ve bu siyasi kararı tanımıyorum. Fenerbahçe'yi, siyasi ve hukuk dışı kararlarla ve en önemlisi pusu geleneklerinden gelen uygulamalarla teslim almaya çalışanlar yine tarihi bir hatanın eşiğindedirler. Aziz Yıldırım üzerinden Fenerbahçe’ye kumpas kuranlar, Fenerbahçe’yi lekelemek isteyenler şunu iyi bilmelidirler ki; Aziz Yıldırım için tek gerçek Fenerbahçe’dir.

Fenerbahçe’nin adının yanında Aziz Yıldırım’ın başkanlığı, özgürlüğü ve hatta varlığının hiçbir önemi yoktur. Bir kez daha tarihe not düşerim ki; Aziz Yıldırım gerekirse başkan değil bu kulübün kapısında bekçi dahi olur ama ne Fenerbahçe’den koparılabilir, ne de onlara teslim olur.

Bunu sağlayabilecek hiçbir makam ve karar henüz görülmemiştir ve görülmeyecektir.

Bununla birlikte; Kumpaslar, paralel devletler, tükenmiş yanlı yargılar, ele geçirilmiş devlet mekanizmalarına dair söylemler havada uçuşurken, emniyet ve yargının aldığı her karar artık yok hükmünde ilan edilmişken ve bunun önlemi olarak 'adil ve yeniden yargılanma hakkının' tartışıldığı bu süreçte, apar topar verilen bu karar, Aziz Yıldırım’ın ve tüm kamuoyunun nezdinde sadece bir siyasi manevradır ve 3 Temmuz’un altına atılan ıslak imzadır.

Fenerbahçe’nin adil yargılanmasını dahi bekleme tahammülü gösteremeyen bu zihniyet, işbirlikçileri ve rantçıları ile birlikte 3 Temmuz’un bizzat kendisidir. Aziz Yıldırım’ın bu zihniyetle mücadelesi her zaman ve her yerde devam edecektir.

İster kulübünün başında ister cezaevinde… Kaldı ki bizler, arkamızdan iteni de elini uzatmayanı da çok iyi bilmekteyiz…

Tüm Fenerbahçeliler emin olsunlar ki; 'süreç onların istediği gibi bitmeyecektir.' Ve son sözü Fenerbahçe söyleyecektir.

Gelinen bu noktada, gerek bu karar ve gerekse süreçle ilgili artık susmak ve ötelemek yersiz ve anlamsızdır. Bunun sonucu olarak gerek şahsım gerekse yönetim kurulum tarafından ilerleyen günlerde çok daha kapsamlı ve ayrıntılı açıklamalar kamuoyu ile paylaşılacaktır.

Zira Aziz Yıldırım, Fenerbahçe ve Türkiye Cumhuriyeti için bugüne kadar ödediği bedellerle yetinmemekte kararlıdır.

Müthiş bir açıklama… Bir nevi hem Hükümete hem Yargıtay’a meydan okuma…

“Bu hukuka aykırı karara saygı duymuyorum ve bu siyasi kararı tanımıyorum”

Bu sözü, Büyük Başkan Aziz Yıldırım’dan başka kimse söyleyemez…

Söylerim diyen varsa alnını karışlarım… Bence, Başbakanın Davos’ta söylediği ve halkın dilinden düşürmediği “one minute” kelimesinden daha manidar…

Bu sözü söyleyen, Fenerbahçe gibi büyük bir takımın 1998 yılında yaptığı genel kurulda Vefa Küçük’e karşı bir oy farkla kazandığı başkanlığı, en son iktidarın açık ara destek verdiği M.Ali Aydınlar’a karşı ezici oyla yeniden seçilen biri, Büyük Başkan Aziz Yıldırım…

Kamuoyunda bir sevda türküsü misali yıllardır dillerde hep onun adı… Doğal olarak seveni de çoktur, sevmeyeni de… Her bir sözü Fenerbahçe camiası tarafından hep dinlenmiştir…

O şimdi çıkıp, benim üzerimden Fenerbahçe’ye her türlü kumpas kuruluyor, bizi alaşağı etmeye çalışıyorlar, ey Fenerbahçe’liler 30 Mart yerel seçiminde oylarınızı filanca partiye verin derse?

Vallahi de, billahi de, isteyenle istediği iddiaya girerim… Fenerbahçe camiası ve taraftarı Büyük Başkan’ın işaret ettiği partiye ve adayına oyunu verir… Bu sadece İstanbul için değil, tüm Türkiye için geçerli olur… Kentimizde bile onun sözünü tutacak binlerce Fenerbahçe’liler var…

Sevgili okuyucularım… Büyük Başkan’ı seçimle alaşağı edemeyenler, kumpas kurarak onu alaşağı edeceğini sanıyorlarsa çok büyük bir yanılgı içerisinde olduğunu bilmelidirler… Bir şeyi daha iyi bilmelidir bu kişiler…

Fenerbahçe ve Büyük başkan Aziz Yıldırım’a… Kim ne kumpas kurursa kursun…

Fenerbahçe camiası ve taraftarı hep onun yanında yer alacaktır…

Sadece Fenerbahçe camiası ve taraftarı değil, benim gibi rakip takım taraftarları bile Büyük Başkan’a destek verecektir…

İşte ben açıklıyorum… Galatasaraylı bir taraftar olarak onun yanında yer alıyorum… Buradan büyük Başkana sesleniyorum…

“Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’ın köşe yazısında yazdığı gibi” Senin tek bir dik duruşun, her türlü etki, yetki ve garantiye sahip olanların bin tane dik duruşundan bile daha değerli, daha sağlamdır…

Dik dur eğilme!

Vicdanlılar seninle!

[email protected]