Kimse bir diğerinin iyiliğini çekemiyor…
Biri öne çıksa başkaları paçasından çekiştirip batırmaya çalışıyor.
Bu dün de böyleydi, bugün de böyle…
15 Temmuz darbe girişimi sonrası herkesin birliğe en çok ihtiyaç duyduğu dönemde bile birbirimizin kuyusunu kaymak için çırpınıyoruz…
*
Bakın komşularımıza, Kayseri’ye, Adana’ya, Gaziantep’e…
Siyasi partilerin il başkanları bir araya gelip, terör saldırılarını kınıyor, şehrin sorunlarını konuşuyor.
Farklı siyasi partilerin temsilcilerini bırakın biz de iktidar partisi milletvekilleri bile bir araya gelemiyor.
Sorsan “aramızda sorun yok” derler…
Ama birbirini yese doymayacak olanlar var…
Birbiriyle konuşmayan, selamlaşmayan belediye başkanları var.
Bütün ülkenin canını yakan hain saldırılardan sonra tüm ülke yek vücut olurken bir tek Kahramanmaraş’ta birlik ve beraberlik havası estiremedik.
*
2 kişi bir araya gelse 3’üncü kişinin dedikodusunu yapıyor, kuyusunu kazıyor.
Oysa bu şehrin de, ülkenin de birlik ve bütünlüğe ihtiyacı var.
Ülkemiz çok bir dönemden geçiyor.
Tüm terör örgütleri, güzelim ülkemizde canımızı acıtmak için birbirleriyle yarışıyorlar…
Evet ülke olarak teyakkuzda olmak durumundayız…
Ve artık bu şehirde huzur içinde yaşamak istiyoruz…
Gereksiz sen-ben kavgalarından bıktık artık.
Yaptığınız kavgalar, sataşmalar, atışmalar, açık-gizli sanal savaşlar kabak tadı vermeye başladı.
Koca koca adamlara akıl verecek halimiz yok ama şunu söylemek durumundayız:
Birinin bu ülkeye gerçekten ihanet ettiğini düşünüyorsanız, Savcılık Orda…
*
Gidin şikâyetinizi, suç duyurunuzu yapın.
Yoksa bırakın kavgayı, oturun oturduğunuz yerde.
Varsa bir enerjiniz bunu kavgaya değil bu şehre, bu ülkeye harcayın…
Çıkın ortaya adam gibi birbirinizden özür dileyin…
Ve el ele olumlu bir şeyler yapmaya çalışın…
Konfüçyüs derki;
“İnsanları geçimsiz yapan sevgi eksikliğidir. Düşman eden iletişimsizliktir. Güzellikten yana ne varsa yok eden ilgisizliktir.”
Ne olur, siz de birbirinizi sevin…