Bölgeyi iyi bilen Ermeniler kısa sürede pozisyon alarak Aziz Paşa’yı geri çekilmeye mecbur etmişlerdir. İsyanı genişleten Ermeniler, teşkil ettikleri bir heyeti Fransız Kralı III. Napolyon’a, bir heyeti de İstanbul’a göndermişlerdir. Olaya müdahil olan Paris, İstanbul’daki Fransız elçiliğini konu ile alakalı olarak Ermeniler lehine Bâbıâli’ye baskı yapması için görevlendirilmiştir. Bu baskılar neticesinde, Aziz Paşa İstanbul’a çağrılarak görevinden alınmış ve yerine Aşir Paşa görevlendirilmiştir.

ADANA VE SİVAS VALİLERİNİN ÜSTLENDİKLERİ GÖREVLER

Ermeni isyancıları durdurma kararlığını sürdüren Osmanlı hükûmeti, Adana Valisi Hurşit Paşa ve Sivas Valisi Ziya Paşa’yı Maraş Mutasarrıfı Aşir Paşa’ya destek olmak üzere görevlendirmiştir. Fakat İstanbul’da ki Fransız elçiliği harekâtın bir an evvel durdurulması yönünde baskılarını arttırmış, Fransız gazeteleri de yoğun propagandaya girişmiştir.

Fransız gazeteleri, iki köy arasında vuku bulan bu olayda çok az kişinin öldüğünü, Aziz Paşa’nın bunu fırsat bilerek bölgeye saldırdığını, Alabaş köyünde katliam yaptığını iddia etmiştir.

800642780 1663860715746441 2484321423667006904 N-1

KÜÇÜK BİR HRİSTİYAN ÜLKESİ ZEYTUN

Ermenileri kaynak alan bu haberlerde Aziz Paşa doğrudan hedef gösterilmiştir. Gazeteler Aşir Paşa hakkında da aynı tutumu sürdürmüş, Zeytun Ermenilerini kendilerini muhafaza eden masum siviller olarak göstererek Osmanlı idarecilerini suçlamıştır.

Fakat isyan biraz durulduktan sonra çıkan haberlerde, Zeytun Ermenilerinin bağımsızlık peşinde olduğundan övgüyle bahsedilmiştir. Hatta bölgenin “küçük bir Hristiyan ülkesi” olduğu vurgulanmış, Osmanlı Devleti’nin Zeytun’u işgal ettiğine dair kamuoyu oluşturulmaya çalışılmıştır. Diğer taraftan Ermeni Patriği Hassoun ve Fransız Büyükelçi Lionel de Moustier’in baskıları sonucunda Bâbıâli, Müslüman bir Osmanlı devlet adamı ve iki Ermeni’den oluşan heyeti Zeytun’a göndermeyi kabul etmiştir.

MÜSLÜMAN BİR MÜDÜR ATANMASINDAN SONRA SAĞLANAN SUKÜNET

Netice itibariyle 1862 yılı sonuna doğru Ermeni isyancıların Zeytun nahiyesine Müslüman bir müdür atanmasını kabul etmesiyle sükûnet bir süreliğine sağlanmıştır.

PİRİ REİS’TE ÇOCUKLAR İÇİN MODERN MERKEZ
PİRİ REİS’TE ÇOCUKLAR İÇİN MODERN MERKEZ
İçeriği Görüntüle

Zeytun nahiyesinin içinde bulunduğu nazik durum idarî anlamda bazı değişiklikleri zaruri kılmaktaydı. Bölgedeki Ermeni fesadının merkezi haline gelen Zeytun’un bir nahiye müdürü tarafından yönetilemeyeceği aşikâr olmuş, kolluk güçleri ve yönetimsel mekanizmaların kurularak Osmanlı hükûmetinin otoritesini güçlü bir şekilde hissettirilmesi gerekmiştir.

Zira bölge Ermenileri sadece Müslüman ahali ve hükûmet temsilcileri için değil, bölgedeki diğer gayrimüslim unsurlara da tehlike oluşturmaktaydı.

ERMENİ FESADININ OLDUĞU BÖLGELERDE ASAYİŞİ SAĞLAMAK

Zeytun’un idarî olarak düzenlenmesi için 1860’larda Maraş ve Çukurova bölgesinde etkin rol oynayan Fırka-i Islahiye Heyeti’nin bölgede çalışmalar yapması istenmiştir. Çukurova bölgesi başta olmak üzere Maraş, Antep, Kilis, Niğde ve Kayseri gibi bölgelerde idarî düzenlemeler yaparak devlet otoritesini sağlamlaştırmayı, vergi toplanmasını kolaylaştırmayı hedefleyen Fırka-i Islahiye’nin diğer önemli bir mevzusu Sis (Kozan) gibi Ermeni fesadının bulunduğu bölgelerde asayişin sağlanmasıydı.

Fırka-i Islahiye’nin idarî ve imülkî konularından sorumlu olan Ahmed Cevdet Paşa öncülüğünde Zeytun ile ilgili yapılan ilk çalışmalar 1865 yılında kesintiye uğrasa da 1866’da Meclis-i Vâlâ’da bazı düzenlemelerin yapılması kararlaştırılmıştır.

Buna göre; Zeytun nahiyesi idarî birim olarak kazaya tahvil edilecek, Vilayet Nizamnamesi doğrultusunda kaza idare meclisleri oluşturulup demografik ve dini olarak bütün grupların eşit derecede temsili sağlanacaktı.

Bu doğrultuda kaza merkezi Yukarı, Orta, Bozbayır ve Gargalar mahallelerine ayrılmıştır. Kazaya ayrıca Alabaş, Mihal, Fırnız, Tanır, Döngel, Çukurhisar, Bademli, Karamanlı, Beşen, Alişar, Sarıgüzel, Yaylagüzeli, Nargile Çiftlik, Tonbak, Karadut, Ahsendere, Kabakdepe, Soysal, Kandil ve Malatya köyleri bağlanmıştır.

Diğer taraftan kazada 38’i Müslüman, 691’i Hristiyan olmak üzere 729 hane, 7 kilise, 1 manastır, 7 mektep, 40 dükkân ve iki büyük çeşme bulunmaktaydı.

KAZAYA DÖNÜŞTÜRÜLEN ZEYTUN’UN İLK KAYMAKAMI SALİH EFENDİ

1868 yılına kadar görevde kalan Salih Efendi’nin naibi ise Mehmed Mazhar Efendi’dir. Kaza İdare Meclisi, Salih Efendi başkanlığında olmak üzere Hüseyin Efendi, Ali Ağa, Hoca Karabet Efendi, Gül Feramus Hoca ve Karabet Efendi’den oluşturulmuştur.

Kazalardaki hukuki işlerle görevli olan meclis-i deavi Naip Mehmed Mazhar Efendi başkanlığında mümeyyizler Cebbar Efendi, Abdi Efendi, Hoca Haçok Ağa ve Hoca Kazor Ağa’dan teşkil edilmiştir. Muhasebe kâtibi olarak ise İbrahim Efendi görevlendirilmiştir.

Meclislerde Müslüman ve Ermenilerin dengeli dağılımına dikkat edilmiştir. Lakin karar alıcı mevkilere Müslümanlar tayin edilmiştir.

Kaynak; “Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Osmanlı Kazaları”

Fotoğraf; 1906-1907 karlı bir günde Zeytun