Bazen bir şarkı, senin söylemek istediğin her şeyi söyler!

Bazen bir kahve yudumlar, çaydan bir fırt çekersin ve bir şarkı açarsın. Susarsın, fakat kelimeler, cümleler boğazında düğümlenir kalır. Tereddüt edersin söyleyeyim mi, yazayım mı diye kararsızlık yaşar, kara kara düşünürken bir şarkı açıyorsun, o şarkı senin söylemek istediğin, içinden geçen her şeyi söylüyor, anlatıyor.

Muhatabına. Her kimse, kimiler ise…

*

Bir topluluk, kalabalık içindesin. Ya da dost meclisinde. Muhabbet, sohbet gırla giderken, tatlı bir yalan söylersin, 10 kişi alkışlar. Bu kesin. Acı bir gerçek söylersin, 8 kişi sana saldırır. Fakat geride kalan 2 kişi seni sorgulamaya başlar.

İşte, o 2 kişiye selam olsun!

Soran, soruşturan, araştıran toplum olmaktan çıktık, dedikodu, iddia ve iftiralarla vakit öldürüyor insanımız. Gerçeklerle yüzleşen kalmadı.

*

Bazı insanlar zahiri bütün ibadetlerini yerine getirirler, fakat kalplerini gözetmezler. Zira içleri kibir, haset, riya dolu. Kalp kırarlar, herkesle kavgalı ve öfkelidirler. Bilmezler ki kötü huy, bütün ibadetleri yok eder, bilmezler ki bütün ibadetlerin başı güzel ahlaktır, iyi huydur.

Rabbim bizi ahlaklı, iyi huylu insanlarla karşılaştırsın, muhatap etsin.

Peki, bu düşüncelerin sahibi kimi diye sorarsanız, büyük İslam Filozofu Farabi. Ankara’da sokağı bile var bu büyük düşünürün.

*

Günümüzde insanlar eleştirilmekten ziyade, pohpohlanmayı seviyor. Gururu okşanıyor olmalı ki, herkes kendisinden övgüyle söz etsin istiyor.

Yeryüzünde kimse vazgeçilmez değil. Gidin bakın Şeyhadil’e, kimler gelmiş kimler geçmiş hayattan.

Gurur ahmaklık, kibir eşekliktir.

Siz bir insana vazgeçilmez olduğunu söylerseniz sık sık, hissettirirseniz, onun ilk vazgeçeceği kişi siz olursunuz.

Herkese çapı, karekökü, karakteri kadar değer verin!

*

İbrahim Azkara dostumuz paylaşmış: Atilla İlhan’danmış.

‘Yangınlardan ateş çaldım, gökyüzünden rüzgâr.

Ateşi tuttum, rüzgâra dokundum.

Ne ateş ne de rüzgâr acıtmadı,

Senin beni acıttığın kadar!’