Gazeteci arkadaşlarımızla Başkan Karaca’yı dinler, tutabildiğimiz kadar not tutmaya çalışırken, önemli ipuçları da vermekten imtina etmedi. Çıkışları cesurdu, eyvallahsız tavrı onun dürüstlüğünün işaretiydi.
Belki arada bizim için, kamuoyu için çok da önemli bilgiler vardı ama yetişmek mümkün değildi. Atladığımız yerler de oldu haliyle.
Biz yine kesitler halinde tuttuğumuz notları sizlerle paylaşmaya devam edelim en iyisi…
*
6 Şubat depremi ardından, yıkımı bekleyen, mahkemelik apartmanlar var merkez cadde üzerinde. Süreç bekleniyor.
İlçeye asfalt plenti kazandırma çabası sonuç vermiş, 3 aya kadar faaliyete geçileceğini söylerken gözlerinin içi gülüyordu.
30 dönümlük bir alana Mesire Alanı düşünüyordu. Kılılı Mahallesine. Dar imkânlarla çok şey yapmak ve başarmak istiyor Başkan Karaca.
Türkoğlu’nu ayağa kaldırmak, insanların refah seviyesini artırmak, yaşanabilir bir ilçe haline getirebilmek adına, Büyükşehir Belediyesi ve Yeniden Refah Partisi il ve ilçe teşkilatları ile uyum sorunu yaşıyor muydu? “Sıkıntı yok Allah’a şükürler olsun. Fırat Görgel ile anlaşıyor, uyum içinde verimli çalışmalar yapıyoruz” demiş, devamında ise; “Parti ile bir sorunum-sıkıntım yok. Kaldı ki kimseye particilik yapmadım, herkese eşit mesafedeyim!” ifadesi klasik ifade olsa da samimiyet gözlerinden okunuyordu.
*
Zurnanın zırt dediği yere gelmiştik. Baskın veya erken seçimin konuşulduğu, gündemden düşmediği şu sıralar, özellikle AK Parti’den transfer anlamında teklif alıp almadığı soruldu. Gülümsedi, “Bunu bekliyordum. Teklifler geldi tabi, fakat sıcak bakmadım, şimdilik partimdeyim, yarın zaman ne gösterir, şartlar neyi getirir bilemem. Kesin olan şu, bir yere gitmeye de niyetim yok! Olursa…”
“Olursa…” dedi ve devamını getirdi. Kimi, hangi partiyi işaret etti, gidin bir de siz konuşun!
Büyükşehir statüsüne geçilmeden önce en kalabalık mahallesi Yeşilyöre beldeydi. Bir iş merkezi düşünüyor, ki projesi de hazır. İçinde 28 dükkân olacak, ayrıca mahalleye bir kır düğün salonu, park yeri hizmete girerken pazaryerinin açılması ilçe mahalle halkını memnun etmiş.
*
İnsanların yaşamını kolaylaştırmak için, sosyal donatılara önem veriyor. Bu yılın sonuna kadar ilçeye bir belediye lokantası yanında, yürüyüş ve bisiklet yolu kazandırmayı amaçlıyor.
Yine zurnanın zırt dediği yere geliyor ve soruyorum; “Başkanım, bir daha yeniden dünyaya gelirseniz, belediye başkanı olur musunuz?” Gülerek şu cevabı veriyor, “Tövbe de Mehmet abi, bırak belediye başkanlığını, muhtar bile olmak istemem!”
Bıkkınlık mı, yılgınlık mı, yorulmak mı, belli değil miydi?
*
Kum ocağı meselesi sorulunca sanki bam teline dokunulmuş gibi başını arkaya doğru devirdi, belli ki bu meselede canı yanmışa benziyordu, depremden sonra tüm kum ocakları açılmış, bunun için ÇET raporu bile istenmemişti; “Kılılı Kum Ocağı bizim, yani belediyenin. İşin garip tarafı, atıl durumdaydı, öyle ki DSİ bile ruhsat vermemişti. Oysa önceden ruhsatı olmadığı halde işletiliyordu, faaldi. 7 yıl çalıştı, nasıl çalıştıysa. Ben gelmeden birkaç gün önce, bazı şeyler yaşandı, duyuldu, dedikodular ayyuka çıkınca kum ocağını kapattılar.”
İlginçti, neyi ve kimi kast etti, bilemedik!
*
“Taş ocağı konusunda ilçenin cazibe merkezi olduğunu bilmeyen yok. Faal olarak çalışan 13, ruhsatı olmayan 2 taş ocağımız var. Fakat ilginçtir, belediyenin taşa ocağı yok. Ancak ruhsatını aldım, ÇET raporundan sonra muhtemelen 2027’de işletmeye açacağım!” sözleri ardından bu kez meşhur Gavur Gölü’nü sordum.
Hatta Mustafa Okumuş büyüğümüz kitabını bile yazmıştı. Tarihsel isimlendirme ve açıklamadan sonra gelinen noktayı, akıbetini sordum. Çünkü kuş cenneti olarak ünlenmişti ve fakat artık gölden eser yoktu, tarıma açılmıştı arazi. Cevabı kısaydı ve umutsuzluk kokuyordu; “Evet kurudu gitti, yapacak bir şey de yok. Zaten DSİ de tüm kanalları kapatmıştı”
*
Baştan dedim ya, eyvallahsız bir Başkan Karaca. Seçimler dahil, kimseden bir kuruş talepte bulunmamış. “Bugün para verenler, yarın emir verirler!” mantığından hareketle, eyvallah etmemiş, “Karnımın doymayacağını bile bile o sofraya oturmam!” düşüncesiyle, kendi yağı ile kavrulmayı ilke edinmiş. İşin garip tarafı, herhangi bir bankadan bir kuruşluk kredi dahi kullanmamış. Ama geçmişten gelen kredi borçları var, onları ödediğini söylüyor gönül rahatlığı ile.
*
“Bir daha, yeniden dünyaya gelirsem bırak belediye başkanlığını, muhtar bile olmam, olmak istemem!” diyen Başkan Mehmet Karaca’ya teşekkür edip hatıra fotoğrafı ile veda ediyoruz.