Herkes farklı yorum getirdi, bir anlamda her kafadan bir ses çıktı, aykırı düşünenler kadar bardağın dolu tarafını görenlerin düşüncesi bu seçime farklı bakış açıları getirirken, bizler de haber ve yorumlarımızı seçim gününe denk getirip, kişisel düşüncemizi sizlerle paylaşınca, zaten oldum olası ne İsa’ya, ne Musa’ya yaranan bizler, iktidar ve muhalefet kanadından bayağı fırça yedik.
Bir kere, partisinde değilim, Fırat Görgel bu şehrin evladıydı, kimliğinde Kahramanmaraş yazıyordu, şehrin hafızası idi, deprem yaşamış bir kenti ayağa kaldırmak için çırpınan bir lider, şehrimizi temsil noktasında seçime gitmişti.
Evet, AK Parti Genel Merkezince aday gösterilmişti. Bazı aklı evveller şu görüşü de ileri sürdüler; “Kahramanmaraş’tan daha büyük kentlerin başkanı varken, neden Fırat Görgel?"
Hayadaaaa! Ne işin var çayda!
*
Doğrusunu söylemek gerekirse, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in seçimden galip çıkacağını ileri sürenlerin sayısı oldukça fazlaydı. Sayısal üstünlük Seçer’den yana gözüküyordu ve görünen köy konum gerektirmiyor iken, bu şehrin evladı, cesaret ve feraset sahibi Fırat Görgel’in, bir il başkanı gibi konuşan, davranan ve kalabalığı geren divan başkanına karşı çıkışı, Ekrem İmamoğlu’nun mektubunun okunmasına tepki göstermesi, salondaki tansiyonu daha da yükseltti.
Sonra üzerine yürümeler, koruma kalkanı (Allah var bu meselede başta –yaptığım kahramanlık değil, sorumluluktu- dese de Ramazan Gürbak, Mehmet Beşen ve Furkan Ünaldı kardeşlerimin hakkını teslim etmem gerek) ve havada uçuşan yumruklar, bağrış-çağrışlar, tehditler gırla gitti.
*
Seçim neticesi, tartışma hadi neyse de, yumrukların havada uçuştuğu kavgayı, hakareti ve küfürleri tasvip etmemiz mümkün değil. Siyasetin de bir namusu var. Ama bu duygudan yoksun olanlar bu kavramın kutsiyetini bilmezler!
Seçimler olur, gelir geçer. Seçimden yenilgiyle ayrılmak kuşkusuz adayları üzer, ancak bazen değil çoğu zaman kaybetmek kazanmaktan çok daha kıymetli.
Kaybetmiş olsak da, Genel Merkez tarafından şehrimizin evladı, salona farklı duygularla gelen, şehrimizi Türkiye sathında temsil eden Başkan Görgel’in aday gösterilmesi bizim için büyük onurdu. Ve onun yaşanan gergin anlardan sonraki açıklaması, ortamı geren, seçim atmosferini savaş alanına çeviren zihniyete karşı suratlarına inen şamar gibiydi.
*
Yerelde, bazı başkanlar ve teşkilatlar, önce destek verir gibi yaptılar, ‘yanındayız’ mesajları verdiler ve bunu da sayfalarında paylaştılar, sonra da nereden hangi rüzgar estiyse, akıllarına ne düştüyse, kimden ne tepkiler gördülerse kaldırıverdiler.
Ya samimi değillerdi, destekliyormuş gibi hareketleri göstermelikti, ya da partilerinin tabanından gelecek tepkileri göğüsleyecek cesaretten yoksundular.
Şunu bilir bunu söylerim, ‘ihanetin bahanesi olmaz, bedeli olur!’
*
Neyse… Oldu bitti, geldi geçti. Aslında kendi ifadesiyle, kaybederken kazanan taraftı. Aklımda deli sorular var, onları bu sayfaya koyarsam, içimdekileri dışarı vurursam fincancı katırları ürkecek, arkamdan kırk tane laf söyleyecekler. Maraza çıkmasın diye kısa kesiyorum, Aydın havası (abası) olsun!
Seçimi kaybetmiş olsa da, tarihi kazanan taraf yazar. Gönülleri kazandı, en büyük kazanç buydu bize göre.
Son sözü söylerken verdiği mesaj şuydu, ‘yatmam çakal yatağında, aslanlar yese de beni…’
Sözün özü; Başkan Görgel, önde gidenin tozunu yemeyecek, kuru gürültüye pabuç bırakmayacak kadar karakter ve feraset sahibi bir lider!
Ne kadarsa, o kadar!