Şehrimizde çok sayıda toprak zengini var. Bunların çoğu da fabrikatör. Eskiden bağ, bahçe, arazi, dağ-tepe şehrin öteden beri gelen zenginlerindeydi. Kocabaş’larda, Eşbah’larda, Şirikçi’lerde ve Kadılar’da idi.
Şehrin belli başlı zenginleriydiler. Toprak ağası idiler.
Sadece merkezde değil, çevre il ve ilçeler dahil, Maraş sınırları içinde korkunç büyüklükte arazileri vardı bu ailelerin. Zamanla çoğu mülkünü elden çıkardı, fırsatçıların eline geçti, torağını ekip biçemeyen, geçmişten gelen ağalıkların hakkını veremeyen belirli kesimler, bu arazileri fabrika, işletme olmasına zemin hazırladılar.
Tabi yasaları delenler, yasaların boşluğundan yararlananlar, onu bunu ayarlayarak mülklerine mülk kattılar!
*
Uyanık geçinenler, hırsları aklının önüne geçenler, başkalarının malına-mülküne, hazine arazilerine çökmeyi adamlık sayanlar, yasaları da iç ederek, kanunları delerek, ya da adamlarını görerek kendi üstlerine geçirdikleri yetmiyormuş gibi, vatandaşın ekip biçmek için kiraladığı, veya şahsına ait arazileri (dağlarda-tepelerde) tehditle, küfürlerle, zorla, gaspla kendi üzerlerine almanın gayreti içinde oldular.
Baraj kenarlarını ele geçirdiler, kendi mülkleri ilan ettiler. Kaçak, ruhsatsız…
Devlete ait araziler kutsaldır, hazinenindir. Bizim içimizdeki bazı şarlatanlar bile hazine arazisine, baraj kenarlarına tapusuz, kayıtsız, ruhsatsız evler yaptılar, kendilerine baraj kenarında mesire alanı inşa ettiler.
Tabi foyaları meydana çıkınca, rezil oldular. Tabi utanacakları yüzleri varsa!
Sonra huzurun adresi, bereketin sembolü, tevazuunun kalbi hoşgörü ayında elini uzatanın, ‘geçmiş olsun!’ diyenin elini elinin tersi ile itmek hangi kitapta yazıyor?
*
Kendini büyük, kendini bu şehrin ağası zannedenler, onun bunun arsasına, dağlardaki-tepelerdeki mülklerine, ekip biçme, ürün yetiştirme adına hazineden kiraladıkları alanları babasının malı imiş gibi çökmeye çalışanlar, hatta işaret ettiği alanın dedesinden - babasından kaldığını iddia edenler, kul hakkı yediklerini bilmiyorlar.
Şu üç günlük dünyada, malının mülkünün, arazilerinin haddi hesabını bilmeyenler bile hala aç gözlülük peşinde, başkalarının mülklerine çökme derdindeler.
*
Onlar için söylenecek çok söz var da, kısa bir cümle ile yetinmek en iyisi.
Gözlerini bir avuç toprak doyursun!