Basın, bir milletin gözü, kulağıdır. Yine bir milletin ulaştığı seviyeyi ve kültürü basından anlamak mümkündür. İlim ve sanat kavgası veren basın, Türkiye’de az itibar görmektedir.
Televole kültürü, seks ve magazin gazeteciliği ne yazık ki her zaman öne çıkmaktadır. Bu durum göz önüne alındığında, millet adına üzülmemek elde değil. Hâlbuki basımımız, Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi;
“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla övemem,
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem” anlayışı her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.
Geçmiş dönemlerde de gönümüzde de basının büyük bir bölümü baskı altında olduğu zaman, riyakâr ve dalkavuk olup, zulmü bir hak gibi göstermeye çalışmış, baskılardan kurtulup sonsuz hürriyete kavuştuğu zaman ise bütün kuralların ve kanunların üzerine çıkarak her dediğini yaptırmak isteyen, başaramayınca da hırçınlaşarak milleti kırık geçiren şımarıklığa dönüşmüştür. En önemlisi de bugün olduğu gibi, bir kısım basın, ülkeye hakim kuvvet veya partilerin nabızlarına göre şerbet vererek, kendi çıkarlarına uygun hareket etmektedirler.
Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde yalnız yüksek memur kesimlerine, nüfuzlu kişilere, iktidar partisine ve mensuplarına yaslanmayı ve yaranmayı öne çıkaran bir gurup basının, Türk Milletinin uyanışını tehlikeli olarak görmesi, milletin gerçek duygu, düşünce, iman ve ülkülerinin yok sayılması yönünde yayın yapılması, bilinen bir gerçek olarak karşımıza çıkmıştır. Günümüzde de aynı yolu izleyen bir kısım basın-yayın organları mevcuttur. Basının idealist ve kahraman sayıldığı dönemlerde dahi genellikle iktidar yanlısı tutumları hep öne çıkarmıştır. Bürokrat kesimlerini birbiri ötekine karşı tutmak ve ezdirmekle yetinmişlerdir. Kendisi adına büyük laflar edilen halk topluluğu ise sindirilmiş ve yıldırılmıştır. Türk gazeteciliğinin 150 yıllık en büyük meselesi ve kusuru, halka karşı bürokrasiyi ve okumuş kesimleri tutması, vatandaşların çıkarlarını kendi saltanatlarına değişmesi ve ellerindeki gücü kendi çıkarları doğrultusunda bir vasıta olarak kullanmalarıdır. Ayrıca, sırf reklâm alabilmek, çevrede etkili olabilmek, kendi duygu ve düşüncelerini toplumun diğer kesimlerini yok sayarak benimsetmek için yayın yapanların olduğu da gözden kaçmamalıdır.
BASIN YOLUYLA İSİTİSMAR EDİLEN KONULAR!
Türkiye’de kimi gazete ve yayın organları, bazı değerlerimizi ve konuları çok fazla istismar etmektedir. Din istismarcıları, sefalet edebiyatı yapanlar, mezhepçilik ayrımları, Atatürk istismarcıları veya birçok konularda lüzumsuz övgü ve yergi yapan gazete ve yayın organlarımız vardır. İslamiyet’in özüne ters bir din anlayışı yayınını, uyanış ve manevi yükseliş adına yapıldığını zaman zaman görüyoruz.
Bu tür yayınlar, milletimize fayda yerine zarar vermektedir. Sefalet istismarcıları da yurdumuzun bazı bölge ve zümrelerinin ekonomik meselelerini olduğundan çok fazla abartarak, o insanlarımızı zenginlere ve devlete karşı düşman etmektedirler. Yokluk ve sefaletle devletimizi mutlaka ilgilenmeli, milli gelirin tabanda dengeli dağılmasını sağlamalı ve sefaleti ortadan kaldırmak için çalışmalıdır. Ancak bazı ekonomik konular zamanla halledileceğinden, acil çözümler yapılmamaktadır.
SORUMLULUK DUYGUSU VE EN BÜYÜK SİLAH; KALEM
Gazetecilerin sorumluluğu bir devlet adamının sorumluluğu kadar önemlidir. Millet menfaatleri gazetecilerini dürüst ve milli değerlere bağlı olmasını gerektirmektedir. Şuurlu bir gazeteci, milletin isteklerini bilmeli ve bunu bir şuur olarak ortaya koymalıdır.
Türkiye’de gazete aracılığı ile Türk milletine hizmet eden şükranla anılması gereken gazeteci insanların sayısı da az değildir. Onları şükranla ve saygıyla anıyoruz. Sonuçla olarak kendi milletinin değerlerini bilmesi olmaz ise olmaz, vazgeçilmezlerimiz olan vatan, bayrak, millet, din, dil ve hürriyet ve demokrasi her zaman ve her şartta hiçbir taviz verilmeden savunulmalıdır.
Milletimizin doğru bilgilendirilmesi, doğru yönlendirilmesi, milletin birliği, dirliği, toplumun genel huzuru sorumlu gazeteciler sayesinde daha da güçlenmiş olacaktır.
Günümüzün en büyük silahı kalemdir. Ne mutlu kalemini toplumun ortak menfaatleri ve birliği yolunda kullananlara…
Bu duyu ve düşüncelerle, zorlu bir görevi yapan basın çalışanlarımızı kutluyorum!