Bahtı kara Ankara ve ben Mecliste iken…

Ucuz ve zengin menü içeren yemekleriyle de bildiğimiz yüce Meclis, ülkeye makas değiştirecek projelerden, reform niteliğindeki düzenlemelerden, vatandaşın sevinçle izlediği yasa çalışması içinde olmalı.

Vatandaşın beklentisi bu minval üzere. Lakin ve ancak…

Şimdi de mutfağındaki taciz skandalı ile öne çıktı. Stajyer kızlara yapılan tacizler, kaliteli yemeğin önüne geçti neredeyse. Bilmiyorum, milletvekilleri o yemekleri yerken, acaba o mutfağın şefi hangi ellerini dokundu?

Yazarları dinlerseniz, okursanız, Meclis müthiş bir tıkanıklık yaşıyor. Sanki kurum, iktidar mensuplarının muhalefete katlanmak zorunda oldukları yer muamelesi görüyor. Sorunlara yönelik önerilerin dikkate alınarak ‘ortak yasama yapma kültürü’ çoktan yok oldu.

*

Milletvekilliğinin bir yaptırımı, bir gücü yok. Güç Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan’da. O, ne derse o…

Milletvekilleri, hiçbiri yasama sürecine dahil edilmiyorlar. Zamanında Genel Kurul’a katılıp, el kaldırmadıkları için sürekli fırça yiyorlar. Ciddi bir çözülme ve inançsızlık hakim. Dedim ya, bu süreçte, sonra milletvekillerinin hiçbir ağırlığı kalmadı. İçeriğini bilmedikleri yasa tekliflerine imza atıyorlar. Sorduğunuzda da ‘gruptan aradılar, gittik imza attık’ diyorlar. Tek işlevleri, hasta seçmene doktor randevusu ayarlayıp, tayin, atama ve iş bulma takibi yapmak.

Dikkat edin, bir gün şu bakanla, bir gün bu bakanla, bir gün öteki bakan veya genel müdürle birlikteler. Topluca… Görüntü ver, sayın Erdoğan’a göz kırp, (Allah uzun ömürler versin!) genel merkeze mesaj ver, işlem tamam.

Bir de şehirlerden gelen seçmene Meclis lokantasında yemek yedir, ‘bizim vekil büyük adam canım!’ durumuna düşersin!

Git vekillerin yanına, çaycı bile canı isterse çay getiriyor.

*

Peki, iktidar milletvekilleri böyle de, muhalefet milletvekillerinin durumu farklı mı? Alakası yok! En büyük denetim aracı olan yazılı soru önergeleri artık birer boş metne dönüştü. Soruların çoğunluğuna yanıt verilmediği gibi, verilenlerde de ‘bakanlığımız hakkındaki bilgileri internet sitemizde bulabilirsiniz’ gibi vekili değil.

Memleketine dair sorunları dile getir, muhalefetsin ya, karşılık da buluyor, bağır-çağır, eleştir; ‘en büyük vekil bizim vekil’e çıksın adın!

Sorarlarsa ne iş yapıyor diye, ‘bağırıyor ya, yetmez mi?’

Sonra da çok bağırdığı için tut kolundan bizim mahalleye getir! Dünkü söylediklerini unut gitsin! Uzayan dal bizden olacak ya asıl mesele,

Ve iktidar milletvekilleri gibi, birkaç bakanla fotoğraf karesine gir, genel merkez sesini duysun, sen de memleketinden gelenlerin karnını doyur meclis lokantasında, hastasına doktor ayarla, hangi bakanlıkta veya genel müdürlükte işi varsa yol göster, sen büyük adamsın be abi!!!

*

Öyle ki, Ankara’da kiminle konuşsam aynı fikirde, altına imza attığı kanun teklifinin içeriğini bilmeyen vekillerin olduğu söyleniyor.

Parmak indirip parmak kaldırıyorlar ya, yetmez mi?

E zaten, memlekete geldiklerinde halkın içine inmeye korkuyorlar. Aha Nisan’dayız ama yağmurlar eksik değil, kara dış geride kaldı, yollarımızın hali malum, bu ayakkabılarla kırsala, köylere de gidilmez. Ayakkabı desen dünyanın parası, sonra seçim de yok ufukta, en iyisi teşkilatta oturup çay muhabbeti… Meclisteki çaydan daha çabuk geliyor masaya nasıl olsa!

*

Tabi yazı genel olsa da, diyeceksiniz ki; ‘Ey Fiskecizade, hepsini niye aynı kefeye koydun?’

Yok tabi, öyle bir niyetim olamaz! Kimleri tenzih ettiğimi siz de biliyorsunuz da, işin cazgırlığındasınız!