Av ve avcılar ile sosyal medya tuzakları

Eskiden beri konuşulur, ‘bir insanın bedeli bir mermidir!’ diye. Avcılığa meraklı olanların, safariye çıkanların, bu işi spor sayıp dağlara, kırlara, ormanlara giden avcılar kalmadı eskisi gibi. Bilenler bilir, eskiden ‘Avcılar Kulübü’ vardı ve başkanı da merhum Fahri Gemci idi, yerleri de Akdere’deydi.

Avcıların maceraları, fıkraları bayağı ilgi çeker, biraz abartılı da olsa (bol palavra içerse de) dinleyenleri güldürmeye yeterdi. Ve av malzemesi satan dükkanlar çoktu, depremden sonra gördüğüm kadarıyla sadece Saraçhane civarında kaldı.

*

Eskisi kadar av malzemesi satılıyor mu, herkesin silahlandığı, silaha sarıldığı, silah ruhsatı almak için kuyruğa girdiği, çok büyük meziyetmiş, ihtiyaçmış gibi silaha muhtaç olduğunu düşündüğü, kendi kanunlarını kendilerinin yarattığı, herkesin suçluya kendi cezasını kendi verdiği günümüzde, bir mermi kaç kuruş, bir av tüfeği, bir tabanca kaç lira, bilmem.

Silahtan korkan biriyim. Kendini savunma noktasında bazı meslek guruplarına (basın dahil) silah veriliyor da, bazıları taşıdıkları silahı güç gösterisi, korku aparatı olarak taşıyor.

İster taşıma, ister bulundurma olsun, silah benden uzak dursun! Ve şunu da bilirim, bu değerlendirmemi ister siyasete dayayın, ister toplumsal yaşantıya, avın olduğu yerde avcı, avcının olduğu yerde de av her zaman vardır.

*

Şimdi, gelinen noktada sosyal medya silah haline geldi. Sosyal medya üzerinden birini vurmak istiyorsanız, silaha, o kadar para harcamanıza, tüfek veya tabanca olmanıza, dağlara, kırlara, ormanlara gitmenize gerek yok.

İstendiğinde ki şayet avcı iseniz av her zaman yanınızda, karşınızda. Niyete bağlı en çok da.

O bakımdan olsa gerek, av malzemesi satan dükkânlar bir bir kapandı, olanlar da sinek avlıyor. Eskisi kadar av merakı da kalmadı insanoğlunda.

Akıllı telefonun varsa, mikrofon da bulunduruyorsan yanında, hele hele kamera gibi görünen bir silahı da omuzunuzdan eksik etmiyorsunuz, tabanca da sizde, tüfek de sizde.

Ne diyorsa Cumhurbaşkanımız sayın Erdoğan, ‘Eline bir telefon, bir kamera, bir mikrofon alan kendini gazeteci zannediyor!’

Evet, haklısınız sayın Cumhurbaşkanım. Aynen öyle. Nerede çapsız, toplumda karşılığı olmayan, kare kökü sıfır, özgül ağırlığı olmayan kimseler, sırf sosyal medyacı ayağı ile toplumu germekten, tehdit ve şantaj ile bir de ‘araştırmacı gazeteci’ kılıfını sırtına geçirenler, ne yazık ki toplumda kabul görmeye başladı.

Gerçek gazeteciler ‘gazeteciyiz’ demeye utanır hale geldiler ve bu çapsız, bu ruhsatsız sosyal medya mecraları, insanları gazetecilerden uzaklaştırdı, soğuttu.

Meslek itibar kaybetti.

*

Ne tabanca, ne tüfek, ne mermi. Vurmak için, öldürmek için lanet olası sosyal medya mecraları ve bu işi sulandıran, şahsi menfeati için birinin özele hayatını deşifre edenler, belden aşağı vuranların bir mermi kadar kıymeti harbiyesi olmasa da, kişilerin onurunu rencide edenler, aile hayatını mahvedenler, üç kuruş için ona buna sırnaşanlar ya da tehdit ve şantaj ile parasına para demeyen çapsız, ruhsuz ve kesinlikle gazetecilikle alakası olmayanlar, ne yazık ki toplumda karşılık da buluyorlar zaman zaman.

Şimdi bu dengesiz, bu ruhsuz kimseler, gazetecilik ettiği nedir bilmezler, anlamazlar. Onların tek derdi tehdit ve şantaj ile birilerinden, bir kurumdan para sızdırmak, tıklamak.

Kumpaslar, tuzaklar, iftiralar, dedikodular, asılsız ve mesnetsiz yakıştırmalar, bu yüz karası insanların mesleği haline gelmiş.