Ateşi avucumuzda tutmak!

Akıl işte, hiç ateş avuçta tutulur mu? Yanar, acıtır, bünyeye zarar verir.

Artık ben de trafikte, gazete okurken, sosyal medyaya bakarken, film seyrederken kendi kendime konuşuyorum. Haksızlıkları haykırıyorum, yorum yapıyorum, zaman zaman ağzımı da bozmuyor değilim.

Hayat insanı yoruyor. Acımasız bir dünyada yaşıyoruz topluca. Ailen için, çocukların için, ekmeğin için, yarına güvenli bakabilmek için bazı şeylere katlansan da, ateşi avcuna almayı bile göze alabiliyor insan.

İnsan haksızlıklar karşısında öyle kötü hissediyor ki... Başkaları duysun duymasın, bir şeyler söylemek istiyor.

*

Çünkü haksızlık sadece can sıkıcı bir olay değildir. İnsan zihni bunu çoğu zaman tehdit, değersizlik ve aşağılanma olarak algılıyor.

Bu yüzden biri size kötü davrandığında veya hakkınızı yediğinde mesele sadece olayın kendisi olmaz. Beyin bunu aynı zamanda bir güç savaşı gibi de görür.

İnsan, başkasına yapılan haksızlığa da tamamen kayıtsız kalamıyor. Birine yapılan adaletsizlik, doğrudan bize yapılmasa bile zihnimiz bunu toplumsal düzen için bir tehdit olarak algılıyor.

*

Tabii haksızlığın kime yapıldığı, kimin yaptığı ve olayın kişinin kendi çıkarlarını etkileyip etkilemediği de tepkiyi tamamen değiştirebiliyor.

Yakın gördüğümüz birine yapılan haksızlık bizi öfkelendiriyor çünkü beynimiz onu “bizden biri” olarak görüyor.

O kişinin aşağılanması, dışlanması veya zarar görmesi dolaylı olarak kendi güvenliğimizi de tehdit ediyor gibi hissediliyor.

Çünkü mesele sadece olay değil, zihnin 'yarın bu bana da olabilir' alarmı vermesi.

*

Bir haftadır işimle, ekmeğimle, sağlık sorunlarımla uğraşıyorum. Hastaneleri yol eyledim desem yeri. Karşınıza türlü türlü insan çıkıyor. Kiminin karakteri on numara beş yıldız, kimi karakter fukarası. işin yoksa uğraş dur!

Ama aynı insan, kendi grubundan olmayan birine yapılan benzer bir haksızlığı görmezden gelebiliyor. İçinde bulunduğumuz toplum bunun örnekleriyle dolu.

*

Her yanımızda, sağımızda solumuzda haksızlık, yaşamsal işkence, trafik travmaları, çalıştığın yerde yaşadıkların, seni bir yerlere koymakta sıkıntı çeken toplum…

İşin garibi, ateşi avucunda tutan da benim!

Bu mesele uzun, bu mesele derin, bu mesele çok su götürür. O bakımdan aklımda kalanın devamını birkaç gün sonraya bıraktım.