Günaydın çocuklar, hayırlı sabahlar! Ne iyi ettiniz de uyandınız, ben de sizi kış uykusunda zannediyordum, bak, uyandığınızı bile fark edemedim. Bak, Üsküdar’da, pardon Maraş’ta sabah oldu!
Geceyi nasıl geçirdiniz, rüya mı gördünüz, kabus mu? Gördüğünüz rüyalar hayırlara yorula, hayırlara vesile ola! Fakat öğrendim ki çok derin bir uykuya dalmışsınız, anneniz söyledi, ondan duydum. Ama dikkat edin, fazla uyku kilo yapar, obezite olursunuz! Sonra kilo vermek için uğraş babam uğraş dur!
*
Ama ne olursa olsun, geç uyansanız da, kış uykusundan yeni kalkmış olsanız da, gözlerinizdeki mahmurluk daha bitmemişken, uyanmanız hayırlara vesile olursa, ülkemiz bundan kazançlı çıkar! Belki asgari ücret beklenenden fazla artar, belki emekliler bir simit-çaya talim etmekten kurtulur, piyasalardaki daralmalar son bulur, raflarda etiketler sık sık değiştirilmez, mutfaktaki yangını söndürmek için itfaiyeye dahi gerek kalmayabilir, çocuklar okula giderken beslenme çantalarında yeterli gıda maddesi olur.
İnşallah, maşallah, hamdolsun!
*
Bakın bu yazının siyasetle alakası yok! Zaten ticaret lisesini zar zor bitiren ben siyasetten çakmam! Konuşurlarken duydum derim, ‘öyle diiler!’ der çıkarım işin içinden, toplu taşıma aracında konuşurlarken kulak misafiri oldum derim, öyle olduğunu tahmin ediyorum diyerek kırk dereden su getirir, işin içinden sıyrılırım.
Ha, şunu da bilin ve bir kenara yazın, benden etkin pişmanlık yasasından yararlanılacak ’gizli tanık’ çıkmaz!
Gizil saklı işlerle işim olmaz!
Alengirli işlerden de uzağım bilen bilir.
Ek işim değil tek işim gazetecilik.
*
Televizyonlardaki tartışma programlarına dikkat kesiliyorum, iyi bir gazete okuyucusu olan ben, iki kişilik konuşmalara bile (özel hayat değil, memleket ise mesele) kulak kabartıp gerçekleri öğrenmeye çalışıyorum. Ama sizin de maşallahınız var, ki uyandığınızın resmidir bu yazacaklarım, ülke gerçekleri ile yüzleşme zamanının geldiğinin siz de farkına varmışsınız!
Eğriye eğri diyorsunuz, eyvallah.
Yeri ve zamanı geldiğinde ‘kral çıplak’ diyen yüksek perdeden sesiniz çalıyor kulağıma! Alkışlıyorum sizi. Bravo!
Partileri bırakın bir tarafa. Partiler, kişiler gelip geçici. Kalıcı olan devlet, millet. Devlete sahip çıktığınıza şahit oluyorum, ki bu da beni mutlu ediyor.
Sahiden uyandığınızın farkına vardım!