Yıl 25 Haziran 1950… Kuzey Kore birliklerinin Güney Kore’ye saldırmasıyla başladı savaş.
Şimdi hayatta olmayan Ali Kır, Kore’ye, harbe Türkiye’den giden ilk askerlerden biri. Giderken, sanki gazi olarak dönmek rüyasına girmiş gibi; "Bakın kardeşler, dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkıyorum. Dönüp dönmeyeceğimi bilmiyorum. Dönsem de dönmesem de hakkınızı helal edin..." diye yazmış tuttuğu notlarda.

GÜNLÜK TUTMUŞ RESMEN! BU BİLGİ VE BELGELER İLGİLİ KURUMLARA VERİLMİŞ
Kore dağlarının dondurucu soğuğunda, mermi sesleri arasında tutulan bir günlüğün ilk satırları böyle başlıyordu. Göğsünü müttefiklik ve vatan uğruna siper eden Kore Gazisi Ali Kır, cepheden elinde yıpranmış anı defteri ve kanla kazandığı onur madalyasıyla döndü.
Ancak cephedeki cehennemden sağ çıkan bu kahraman, memleketine döndüğünde bürokrasinin dondurucu ve vicdansız çarklarına takıldı. Genç yaşta hayata gözlerini yuman Ali Kır, idari bir kayıt hatası kurbanı olarak arkasında altı yetim evlat ve ömrünü adalet aramaya adayacak çaresiz bir eş bıraktı.
BİR AİLENİN ONURUNA VURULAN AĞIR DARBE
Eşinin vefatıyla altı küçük çocukla ortada kalan acılı anne, hakkı olan gazilik maaşını talep etmek için askerlik şubesinin kapısını çaldığında yardım yerine aşağılanmayla karşılaştı. Dönemin memurlarından işittiği "Yaşın genç git evlen", "Çocukları at gitsin" lafları bir yana, can pahasına kazanılan o madalyaya sarf edilen "Nereden çaldın, her madalyası olan gazi mi sayılır?" ithamı, bir ailenin gururunu hiçe saydı. Ne şerefiye maaşı bağlandı ne de bir dul aylığı...
Yaşanan bu vicdansızlık yüzünden anne, 1994 yılında çaresizlikten yeniden evlenmek zorunda kaldı; fakat sığındığı o evde de yıllarca hizmetçilik muamelesi görerek ağır zulümlere maruz kaldı.
EVLATLARIN FARKLI BİTEN AĞIR İMTİHANLARI
Bürokratik hatanın bedelini en ağır şekilde ödeyenler ise altı küçük yetim oldu. Yokluğun son sınırına dayandığı günlerde anne, 1,5 yaşındaki evladını çaresizlikten evlatlık vermek istedi; ancak "Biz bebek istiyoruz" yanıtını alınca "Rızkı veren Allah'tır" diyerek yavrusunu yeniden bağrına bastı.
Kız çocuklarından biri yoksulluk dayısının düzenle evine götürmesi ve zoraki 14 yaşında henüz çocuk yaşta evlendirilmesi dayısının oğluyla 4.5 yıl dayak ve zulüm gördükten sonra evladı elinden alınarak boşanmaları hamileyken babasız çocuk dünyaya getirmesi zorluklarla elin aralığında çeşitli zorluklarla çocuk büyütmesi, bir diğer kız evlat daha kendi çocukluğunu yaşamadan çocuk bakıcılığı yapmak zorunda kaldı.
Evlendikten sonra asker yolu bekleyen bu talihsiz kız, iki küçük çocuğuyla hamileyken kayınvalide zulmü ve yokluk içinde yaşam mücadelesi verdi; karnındaki bebeğin hayatını kaybetmesi sonucu zehirlenerek doğumda vefat etti. Her bir evlat, babalarının kanıyla ödediği bedelin gölgesinde ayrı bir acıyla sınandı.
GECİKMİŞ BİR VİCDAN BORCU VE İADE-İ İTİBAR
Kore Gazisi Ali Kır ve ailesinin yaşadığı bu katmerli trajedi, yalnızca geçmişte kalmış bir idari ihmal değil; devletin ve toplumun omuzlarındaki ağır bir vicdan borcudur. Bir dosya öbeğinin arasında kaybolan bu hakkın MSB arşivleri ve idari mercilerce tespiti, Ali Kır’ın aziz hatırasına hak ettiği değeri geri verecek ve yıllarca hor görülen bu fedakâr aileye hak ettikleri iade-i itibarı sunacaktır.


