Algıların olguların önüne geçmesi ve taraf olmak!

Bir kere baştan yazayım da maraza çıkmasın, tarafsız gazeteci yok. Herkes taraf, herkesin yaslandığı bir taraf, kesim var. Yok “Ben bağımsız gazeteciyim’, yok ‘Ben özgürüm, kimse beni satın alamaz!’, yok ‘’Olgular dururken algılarla kamuoyunu yanıltacak haber, yazı yazmam! Yazanlarla, konuşanlarla işim olmaz!” masallarını kimse yemiyor, okumuyor, dinlemiyor ve itibar etmiyor.

Siz bakmayın büyükşehir olduğuna, nüfusumuz arttı, büyükşehir olduk ama düşünce, beyin ve zihniyet olarak güdük kaldık. Aslında Maraş küçük ve modern bir köy, biz 40 kişiyiz ve birbirimizi gayet iyi biliriz.

Mesleği, kimliği, karakteri, cinsiyeti, etnik kökeni ve siyasi görüşü ne olursa olsun, herkesin bir fiyatı var ve herkes fiyatı kadar adamdır. Buna gazeteciler de dahil.

*

Her işletmenin bir gazetecisi, her gazetecinin bir belediye başkanı, her siyasetçinin gönlünde yer ayırdığı gazetesi dostu, bir kısım gazeteci de (Bunlara genellikle sosyal medyacı, imalat artıkları, karekökü sıfır, özgül ağırlığı olmayan şarlatanlar deniliyor) havayı değiştirecek, suyu bulandıracak karakter yoksunları (Başarılı, kendini kanıtlamış birkaç sosyal medya mensubu arkadaşalarımız var, onları tenzih ediyoruz) bir de isimlerinin başına kılıf uyduruyorlar, nasıl olsa yiyen, inanan çıkıyor, beleş de ‘araştırmacı-gazeteci’

Sinir olmamak elde değil.

O hale geldik ki, gazetecisi taraf, iş dünyası taraf, başkanları taraf, yerel yöneticiler ve çalışanları taraf, bürokrasi taraf.

Taraf olmayan tek kişiler var, onlar da mezarlıkta yatanlar. Ağzı var dili yok gariplerimin!

*

Yine o hale geldik ki, toplumu istenilen şekilde düşünmeye ikna etmek için etkilemek. Bunan adına algı operasyonu deniliyor bizim medya camiasında. Bu kişiler, kritik dönemlerde ortaya çıkar, kimisi bağırarak, yüksek sesle konuşur, büyük harflerle yazar, sosyal medyayı esir almış bazı hesaplar üzerinden gazetecilik yapmaya çalışanlara karşı ‘kampanya’ yapılır nihayetinde.

Hepsini bir tarafa bıraktım, doğru söyleyeni dokuz köyden kovuyorlar, onuncu köye sığınmasın diye de yoluna barikat, mayın döşüyorlar.

Aforoz ediliyorsun, dış kapının önüne bırakılıyorsun, ekmeğinden oluyorsun!

*

Ahkam kesmeye gerek yok! Birbirimizi de kandırmanın alemi yok! Herkes çıkarına göre, aile, ekonomik ve sosyal yaşamına göre bir yerlere yaslanmayı hak ya da mecburi sayıyor, görüyor.

Ve daha doğrusu, kimse de gerçeklerle yüzleşmek istemiyor, aynaya bakmaya yanaşmıyor, şöyle kendine beş dakika zaman ayırıp da özeleştiri yapmayı düşünmüyor bile.

NOT: Yazı uzadı, birkaç gün sonra devam ederiz! Belki de yarın... Aslında konu Dulkadiroğlu Belediye Başkanvekili sevgili Fatih Yıldız.